Denizli’deki kadın mahpuslar, mahpus kız çocuğu için çağrıda bulundu.

Habere göre disiplin cezasından dolayı Denizli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan çocuk mahpusun hak ihlalleri, kurumda kalan yetişkin mahpuslarca dile getirilmeye çalışılıyor.

Hapiste Çocuk Ekibi

jinnews’in 9 Temmuz 2018 tarihli haberi

Kadın tutsaklardan çocuk hükümlü için duyarlılık çağrısı

DENİZLİ – Kadın tutsaklar,hakkında 40’a yakın tutanak tutulan ve 6 aylık disiplin cezası bulunan çocuk hükümlü Zeynep Temel için acil duyarlılık çağrısı yaptı.
Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde bulunan kadın tutsaklar, Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan çocuk hükümlü Zeynep Temel için duyarlılık çağrısı yaptı. Zeynep’in keyfi sürgün ve sevklerle tutuklandığı günden bu yana 3 ayrı cezaevine sürgün edildiği bilgisini paylaşan kadın tutsaklar, hakkında 40’a yakın tutanak tutulan ve 6 aylık disiplin cezası bulunan Zeynep’in bu kez de Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildiğini kaydetti.
Kadın tutsakların ajansımıza gönderdikleri mektupta, “Zeynep Temel, çocuk hükümlü olduğu için Mardin E Tipi Cezaevi’nden Hatay Çocuk Cezaevi’ne sürgün oldu. Orada iki hafta kaldı. 18 yaş altı olup da  hükümlü olanları zorunlu olarak yarı açık çocuk eğitim evlerine sürgün ediyorlar. Onun için Hatay’dan sonra Bozkurt Çocuk Eğitim Evi’ne sürgün edildi” dedi.
Bozkurt Çocuk Eğitim Evi’nde ayakta sayım dayatmasını reddeden Zeynep hakkında 40’a yakın tutanak tutularak, 6 ay disiplin cezası verildiğini belirten tutsaklar, “Bu cezaların ardından bu kez de Denizli/Kocabaş T tipi Cezaevi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sürgün edildi” diye belirtti. Denizli Cezaevi’nde sadece 3 kadın tutsağın bulunduğunu belirten tutsaklar, “Yazdıkları sevkler reddediliyor. Koğuşta iki kamera bulunuyor. Zeynep şu an Sibel ve Fatma adında iki kadın arkadaşıyla kalıyor. Bu şekilde devam ederse açlık grevine başlayacaklarını söylediler. Uzak oldukları için aileleri ziyaretlerine gidemiyor. Kitapları dönüşümlü alabiliyorlar. Birçok kez bu yaşadıklarını basına iletmeye çalışmışlar ancak idare el koymuş. Bu konuda gerekli şeylerin yapılması ve bu durumun bir an önce basına yansıtılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Tutsaklar, son olarak kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.
Reklamlar

Arin bebeğe yanlış tedavi uygulandığı iddiası

Habere göre Urfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda annesiyle kalan Arin bebek için hastane kontrollü tedavi önerildi, annesinin denetimli serbestlik talebi ise reddedildi. Arin henüz emzirme döneminde olduğundan annesinden ayrı tutulması mümkün değil.

Hapiste Çocuk Ekibi

Yüksekova Haber’in 9 Temmuz 2018 tarihli haberi

 

Astım hastası Arin bebeğin annesinin denetimli serbestlik başvurusu reddedildi

9 aylıkken cezaevine giren ve şimdi 1 yaşında olan astım hastası Arin bebeğin annesinin denetimli serbestlik başvurusu reddedildi. Doktorlar astım hastası olan Arin’in 6 ay hastanede tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.

Mardin’in Ömerli ilçesi DBP eski İlçe Eşbaşkanı Esma Yılmaz, 29 Kasım 2017 tarihinde tutuklanmıştı.

9 aylık bebeği Arin ile Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Yılmaz, 1 yaşındaki astım hastası bebeğinin cezaevinin kötü koşullarında kalmaması için denetimli serbestlik başvurusunda bulundu.

Başvurusu Mardin İnfaz Hakimliği’nce ‘hücre cezası’ gerekçe gösterilerek reddedildi.

Baba Mihdi Yılmaz, ‘Kızımın tedavi edilebilmesi için doktorlar tarafından rapor verildi, dışarıda gözetim altında 6 ay tedavi edilmesi gerekiyor ancak çocuğum emzirme döneminde olduğu için annesiz nasıl tedavi edeceğiz?’ dedi. Yetkililere seslenen Yılmaz, eşinin durumunda olan birçok çocuklu kadın tutuklu olduğunu belirterek, bir an önce bu mağduriyetin giderilmesi için çağrıda bulundu.

MA’dan Berivan Altan’ın haberine göre, Urfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Ömerli eski ilçe Eşbaşkanı Esma Yılmaz’ın astım hastası 1 yaşındaki bebeği Arin’in cezaevi koşullarında kalmaması için denetimli serbestlik istemiyle başvurduğu Mardin İnfaz Hakimliği’nden ret yanıtı geldi. Arin’in durumu ise her geçen gün kötüleşiyor.

BABA YILMAZ: 6 AY ANNESİZ NASIL TEDAVİ EDİLECEK?

Geçtiğimiz hafta cezaevine giderek, eşiyle görüşen Mihdi Yılmaz, doktorların Arin bebeğin bir an önce tedavi edilmesi için rapor verdiğini söyledi. Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nden hastaneye götürülen kızı Arin için doktorların dışarıda, hastane gözetiminde 6 ay tedavi edilmesi gerektiğinin söylendiğini belirten Yılmaz, “Eşim çocuğun tedavi edilmesi için dışarı çıkarılmasını istiyor; ama çocuğum emzirme aşamasında, annesiz nasıl tedavi edeceğiz?” diye sordu.

61707-3659524-Prison_Babies_MG_01

DOKTOR, ‘HAVALAR SICAKTIR’ DEYİP  GERİ KOĞUŞA GÖNDERDİ 

Arin’in hastalığının gittikçe ilerlediğini ve bronşit olduğunu belirten baba Yılmaz, şöyle devam etti: “Ona verdikleri ilaçlar farklı. Eşim ilaçları verdikten sonra kızımın daha da kötü olduğunu ve kendinden geçtiğini söylüyor. Eşim, kızım Arin’in hastalandığı için revire götürdüğünü ve ateşinin 39,5 olduğunu söyledi. Ancak, doktor, kızıma eliyle dokunarak, ‘havalar sıcaktır’ deyip koğuşa geri göndermiş. Kızıma verilen ilaçların isimlerini dışarıda doktorlara sordum. Hastalığını söyledim, doktorlar, ‘bu ilaçlar, bu hastalığın ilaçları değil’ dedi.”
 
MARDİN’E SEVK TALEBİ

Bir yaşındaki kızı Arin’in durumundan endişe ettiğini belirten baba Yılmaz, bu hafta içinde dilekçe vererek, kızını alacağını belirterek, “Eşimin denetimli serbestlik başvurusu hücre cezası aldığı gerekçesiyle reddedilmiş. Mardin’e gönderilmesini istiyoruz, onu da kabul etmiyorlar. En azından Mardin’e sevk edilse gündüz kızımı tedaviye götürdükten sonra yeniden annesinin yanına götürebilirim” ifadelerini kullandı.
Yetkililere seslenen Yılmaz, “Arin dışında 3 çocuğum daha var. Arin’in tedavisi, annesinden ayrı nasıl tamamlanacak?” diye sordu. Eşinin durumunda birçok kadın tutuklu olduğunu vurgulayan Yılmaz, bir an önce bu mağduriyetin giderilmesi için çağrıda bulundu.

ÇOCUKLAR ATLETLERİ ISLATILARAK, SERİNLETİLİYOR

Tüm bunların yanı sıra cezaevinde kalan tutukluların yaşanamaz koşullarda olduğunu kaydeden Yılmaz, 12 kişilik koğuşta 33 kişi kaldıklarını ve Arin bebek gibi 2 çocuğun daha aynı koğuşta kaldığını belirtti. Yılmaz, “Havalar sıcak olduğu için bu hafta çocuklardan birini ailesi dışarıya gönderdi. Benim çocuğum bir yaşında, diğeri dört buçuk yaşında. Çocuklar sıcaklardan kaynaklı yara, bere içerisinde. Havalar sıcak olduğu için küçük çocukların atletleri ıslatılarak, serinlemesi sağlanıyor. Bu durumda çocukların vücutlarında lekelere neden olmuş” diye konuştu.

GÜNDE BİR SAAT SU VERİLİYOR!

Bunun yanı sıra 5 bin kişilik cezaevinde günde bir saat su verildiğini dile getiren Yılmaz, bu durumun 6 aydır devam ettiğini ve sulardan kurt çıktığını söyledi. Tutukluların, cezaevi idaresine bu durumu sorduğunda, “Cezaevinin suyu hâlâ çekilmemiş, havaalanı yakın olduğu için oranın sularından yararlanıyoruz” cevabı aldığını anlatan Yılmaz, “Eşim suyun kendilerine yetmediğini söylüyor. Bırakılan suyu çocuklara ve hasta olan tutuklulara kullandırtıyorlar. Bu sıkıntıları dile getirenlere ise keyfi disiplin cezaları veriliyor. ‘Suyumuz yok’ diye başvursalar dahi disiplin cezalarına maruz kalıyorlar. Eşime, sadece su sıkıntısını dile getirdiği için hücre cezası verilmiş” dedi.

NE OLMUŞTU?
 
Mardin’in Ömerli ilçesi DBP eski İlçe Eşbaşkanı Esma Yılmaz, 2016 yılında gözaltına alındıktan sonra tutuklanmış ve 3 ay sonra tahliye edilmişti. 29 Kasım 2017 tarihinde yeniden tutuklanan Esma Yılmaz, 9 aylık bebeği Arin ile Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. Yılmaz hakkında başka bir dosyadan “örgüte yardım ve yataklık” iddiasıyla istenen 4 yıllık hapis cezası, Bölge İstinaf Mahkemesi’nde bekliyor. Yılmaz’ın Arin bebek dışında 3 çocuğu daha var.

 

Çok sayıda çocuk DAİŞ’le ilişkilendirilerek Irak hapishanelerinde tutuluyor.

Habere göre 1-12 yaş arası çocuklar anneleriyle Rusafa Cezaevi’nde, 13-18 yaş arasındaki çocuklar Musul Çocuk Cezaevinde tutuluyor.

Hapiste Çocuk Ekibi

Vatan’ın 17.06.2018 tarihli haberi

Anne babalarının cezasını onlar çekiyor!

DEAŞ’a katılan eşlerinin peşinden Irak’a giden 328 kadın Türkiye’de yargılanmak istiyor. Kadınların yanında yaşları 1 ile 12 arasında değişen çoğu yetim 458 Türk çocuk, zor şartlar altında cezaevinde yaşam savaşı veriyor

Terör örgütü DEAŞ’a katılmak üzere Türkiye ve dünyanın başka ülkelerinden Suriye veIrak’a giden erkeklerin büyük çoğunluğundan haber alınamıyor. Bu militanların öldüğü ya da kayıp olduğu tahmin ediliyor. Ancak kadınlar ve çocuklar söz konusu olduğunda durum değişiyor. VATAN’ın edindiği bilgilere göre Irak İçişleri Bakanlığı’na bağlı RusafaCezaevi’nde DEAŞ militanlarının eşi olan 22 değişik ülkeden yaklaşık 600’e yakın kadın bulunuyor. Bu kadınların 328’ini Türkler oluşturuyor. Bu kadınların yanında zor şartlarda hayatta kalmaya çalışan ve yaşları 1 ile 12 arasında değişen çoğu yetim 458 Türk çocuk yaşam savaşı veriyor.

13-18 yaş grubu

Bunun dışında 13 ile 18 yaş arasındaki çocukların durumu daha da sıkıntılı. Bu çocukların Musul Çocuk Cezaevi’nde tutulduğu belirtiliyor. 13 ile 18 yaş aralığındaki çocukların terör örgütü üyeliğinden yargılanacağı öne sürülüyor. Çocuk tutuklulara ulaşmak şu anda mümkün değil. Yerel basının haberlerine göre Musul’da 13 ile 18 yaşları arasında yaklaşık 300 çocuk tutuklu bulunuyor. Bu çocukların 40-50 kadarının Türk olduğu tahmin ediliyor.

DEAŞ’a büyük tepki

DEAŞ’a katılmak için Irak’a giden kız kardeşi ve iki yeğenini Bağdat’ta arayan Yasin Maden, cezaevi manzaralarını şöyle özetliyor: Rusafa Cezaevi oldukça büyük bir kompleks. İçinde kadınların yargılandığı mahkemeler, tutuldukları binalar, İçişleri Bakanlığı’na ait bir merkez ve akıl sağlığı hastanesi var. Sivil girişi yasak. Ocak ve martta iki kere Bağdat’a gittim. İlk gidişimizde girmeye çalıştık. Bağdat büyükelçiliğimizden tutuklanabileceğimiz ya da kaçırılabileceğimiz konusunda uyardı. Önce iyi davrandılar. Ancak elimizde DEAŞ’lı yakınları olduğumuza dair belgeleri görünce tavırları değişti. Bizi küfürler ederek başka bir yere aldılar. Bizi götürmesi için bir araç getirirlerken daha önceden Irak’ta iş yaptığım bağlantımı aradım. Haşdi Şabi generali olan abisinin iki kez araması üzerine kurtulduk. Gözaltına alınsaydık yasal süre olan 6 ay boyunca tutuklu kalabilirdik. Irak’ta DEAŞ’lılar ve yakınlarına karşı çok büyük tepki var.

Beş dakikada idam cezası!

Bağdat’taki mahkemeleri izleyen birkaç Türk’ten biri olan Yasin Maden, Türk kadınların duruşmalarını VATAN’a anlattı: Mahkemeye zar zor ve şansa girdik. O gün hepsi Türk olan 15 kadının yargılanacağını öğrendik. İlk üç kadının duruşması sona ermişti. 12 Türk kadının duruşmasını izledik. Duruşmada hakim standart 3 soru soruyor. Hakimin soruları, ‘Irak’a neden geldin?, ‘kendi isteğinizle mi geldin?’ ve ‘pişman mısın?’ oldu. Yargılanan 12 kadın, ‘Irak’a ‘İslam Devleti’ kurmak için kendi rızamızla geldik ve pişman değiliz’ diye cevap verdi. Duruşmalar ortalama 5 dakika sürüyor. Hakim kadınlar pişman olmadıklarını söylediklerinde, Türk Büyükelçiliği’nin Iraklı avukatına, ‘Biz bu cezaları boşuna vermiyoruz. Adil yargılıyoruz. Bu kadınlar terör örgütü üyesi ve pişman değiller’ dedi.

Eşlerinin zoruyla…

 

Maden kadınların büyük çoğunluğunun ifadelerinde eşleri tarafından zorla getirildiğini söylediğini belirtiyor: İdam cezası alacağını bilen kadınların ‘pişman değiliz’ demesi bizi çok şaşırttı. Oradaki bağlantılarımız kadınlara bu yönde ifade vermeleri halinde Türkiye’ye gönderilmenin vaat edildiğini söylüyor. İdam cezası alan kadınlar bir daha Rusafa’ya gönderilmeden hükümlülerin bulunduğu cezaevlerine sevk edildiği için diğer kadınlar gelişmeleri bilmiyor. Ayrıca kadınların baskı, şiddet, taciz ya da çocuklarının öldürülmesi gibi tehditlerle zorlandıklarını düşünüyoruz. Bunun sağlıklı başka bir izahı yok. Kürt Bölgesi’nde Erbil’de aynı durumda yargılanan 58 kadın beraat ederek Türkiye’ye yollandı. Bu kadınlar ellerine silah almamış ve kimseyi öldürmemiş. Suçlu olduklarına inanıyorum ama idamlık olduklarını düşünmüyorum. Adil yargılanmıyorlar. Bağdat’ta bu duruşmaları yapan iki mahkemenin biri sadece idam, diğeri ise sadece müebbet hapis cezası veriyor.

İdamlar başlamadı

Yasin Maden cezaevi şartlarını ise şöyle anlatıyor: Dışişleri Bakanlığı’ndan 26 Mart’ta giden heyete kadar Irak kimi yargıladığını bilmiyordu. Kimlikler beyan üzerine alınırken şimdi tespit yapılıyor. Daha idamlar başlamadı. İdam cezası için bir yıllık temyiz süreci var. Cumhurbaşkanı’nın da idamı onaylaması gerekiyor. Erkek tutukluların durumu daha iyi. Avukatla görüşüp, 20 günde bir telefon edebiliyorlar. Telefon hakkı olmayan kadınlar günde sadece 1 saat güneşe çıkarılıyor.
2 bin Ezidi çocuk kayıp
Kız kardeşi ve iki yeğenini aramak için Bağdat’a giden Yasin Maden, Ezidi çocuklarının durumuna dikkat çekiyor: DEAŞ militanları Ezidi bölgelerine saldırdıklarında erkekleri öldürüp, kadınları cariye yani seks kölesi olarak kullandılar. Ezidi ailelerin çocukları ise ailelere dağıtılmış. Iraklı Ezidi milletvekili Vian Dakhil, 2 binden fazla çocuğun kayıp olduğunu söylüyor. Türkiye’den giden ailelerde de 100 kadar Ezidi çocuğun bulunduğu zannediliyor. Bazı kadınlar bunu sorgularında itiraf etmiş. Onun için Irak, 5 yaşından küçük tüm çocuklara DNA testi yapıyor. Anne ile sonuçlar tutmazsa kimlik tespiti yapılıyor. Türk çocuklarının iadesi için bu sorunun çözülmesi lazım. Ezidi çocukları saptayıp ailelerine vermek istiyorlar. Irak’ta doğmuş kimliği bile olmayan çok çocuk var. Kadınların iadesi konusunda ise Irak’ın net bir tavrı yok.

Kanunla ihtilafa düşmüş, hapsedilmiş çocuklara bakış açısı ve farkındalık araştırması yapıldı.

Habere göre yapılan araştırma ceza adalet sistemine, tahliye sonrasına ve hapsetmenin koşullarına ilişkin veriler içermekte. Öte yandan çarpıcı bir sonuç da toplumun %15’inin “suça sürüklenmiş bir çocuğa idam uygulanmalı mı” sorusuna “hayır” dememesi.

Hapiste Çocuk Ekibi

Milliyet’in 11.06.2018 tarihli haberi

‘Çocuk ceza yerine ıslah edilsin’

“Acıbadem Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi” ile “Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği” öncülüğünde 2017-2018 dönemine ait “Suça Sürüklenmiş Çocuklara Toplumun Bakış Açısı Araştırması” ile “Çocuk Hakları Farkındalık Çalışması”nın ilk bulguları ortaya çıktı.

696 kişinin katıldığı “Suça Sürüklenmiş Çocuklara Toplumun Bakış Açısı Araştırması”na göre toplumun yüzde 89’u ceza adalet sisteminin suça sürüklenen çocukların geri kazandırılmasına yardımcı olmadığı görüşünde. Araştırmaya katılan vatandaşların yüzde 85’i onarıcı hukuk sisteminin çocuğu topluma kazandıracağını söylüyor. Çarpıcı sonuçlardan biri de 12 yaşından küçük çocukların hırsızlık yapması durumunda adli süreçten önce başka yollar aranması talebi. 12 yaşından küçük çocukların adli süreçten önce farklı ıslah çalışmalarına yönlendirilmesi gerektiğini söyleyenlerin oranı yüzde 62.6. Sosyal yaşantısında halihazırda ‘ilişki-iletişim’ kurduğu bir kişinin çocukken suç işlemiş olmasını önemseyenlerin oranı yüzde 34. Ancak işveren konumunda olup “Huzursuz olmam” diyenler sadece yüzde 24.7.

% 66.2 idama karşı

İdam cezasının uygulanmamasını isteyenlerin oranı yüzde 62.6. “Suça sürüklenmiş bir çocuğa idam cezası uygulanmalı mı?” sorusuna ise “Hayır, uygulanmamalı” diyenlerin oranı yüzde 85 olarak tespit edildi.

Acıbadem Suç ve Şiddeti Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Oğuz Polat sonuçları şöyle değerlendirdi: “Risk altındaki çocuklar konusuna bakıldığında çocukların ev ve okul başta olmak üzere yaşadıkları ortamlarda önce istismara maruz kaldıkları görülmektedir. Fiziksel veya cinsel istismara maruz kalmış olan çocuk sokağa kaçmakta ve eve geri dönmemektedir. Sokakta yaşayan çocuğun ilk öğrendiği şey düzensiz hayat ve uyuşturucu. Bir süre sonra da bir çeteye bağlanıyorlar ve suça bulaşıyorlar. Ceza infaz kurumlarında rehabilitasyona yönelik yapılanlar çok zayıf. Suç işlemiş çocukların rehabilitasyonu temel amaç olmalı. Bakanlığın bu konuda yetersiz çalışmalar ve kadrolarının bulunması belki de aşılması gereken ilk adım olarak dikkat çekmektedir. Cezaevinden çıkan çocuğun topluma kazandırılması çok önemlidir.”

kid-jail-illustration-41393658

‘Çocuk haklarını bilmiyoruz’ 

Çocuk haklarıyla ilgili bilgi ve görüşlerin ölçüldüğü araştırmanın ilk aşamasında İzmir’de 700 kişiye ulaşıldı. Sonuçlara göre, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden haberdar olanların oranı yüzde 67, sözleşmenin içeriğinden haberdar olanların oranı yüzde 47’de kaldı. Vatandaşların yaklaşık üçte biri çocuk hakları sözleşmesi ve içeriğinden haberdar olmadığını söyledi. Türkiye’nin bu sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığı konusunda bilgi sahibi olanların oranı yüzde 50 olarak tespit edildi. Çocuk haklarında ihlallerin bildirildiği yardım hattının ALO 183 olduğunu bilenler ise sadece yüzde 24 olarak tespit edildi.

Araştırmaya katılan vatandaşların yüzde 85’i onarıcı hukuk sisteminin çocuğu topluma kazandıracağını söylüyor.

İHD İstanbul şubesi, 9-10 Haziranda çocukları konuştu

İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesi çocuk hakları komisyonunca 9-10 Haziran tarihlerinde gerçekleşen 2. Çocuk Hakları Sempozyumu’nda mahpus çocukların son senelerde gördüğü işkence ve kötü muamele istatistikleri paylaşıldı. Ceza infaz kurumlarında anneleriyle birlikte kalan 700 çocuğun bulunduğu hatırlatıldı.

Hapiste Çocuk Ekibi

sanalbasın’ın 10.06.2018 tarihli haberi

İHD’nin AKP Raporu: Cinsel istismar, çocuk işçiler ve cezaevi çocukları

İHD İstanbul Şube tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda son 16 yılda 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptığı açıklandı. Rapordaki bilgilere göre 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını doğrulandı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, dün TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde “Gündemimiz Çocuk, Çocuk Haklı” başlıklı bir sempozyum düzenledi.

Sempozyum, İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu’nun hazırlamış olduğu insan hak ihlali raporunun okunmasıyla başladı. Raporu, okuyan Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Zelal Coşkun, şöyle konuştu:

SUÇLAR %46 ORANINDA ÇOCUKLARA KARŞI

“Adalet verileri, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını ortaya koyuyor. ECPAT 2015 yılı Türkiye Raporu’na göre; çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturuyor. Türkiye’deki cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor.

18 YAŞ ALTI 440.000 KIZ ÇOCUĞU DOĞUM YAPTI

Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sıradadır. TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son 6 yılda 142 bin 298 çocuk anne oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi.

Türkiye’de AKP’nin iktidarda olduğu 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti.”

17 BİN İSTİSMAR DAVASINDAN %45 MAHKUMİYET SONUCU VAR

Adalet Bakanlığı verilerini de paylaşan Coşkun, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttığını söyledi. Bakanlığın 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açıldığını aktaran Coşkun, bu davaların yüzde 45’inin mahkûmiyetle sonuçlanmadığını vurguladı.

Eğitim hakkı raporuna göre ise, örgün ve yüksek eğitimde var olan cinsiyet farkının kapatılmadığını aktaran Coşkun, şöyle devam etti:

“Kadınların net okullaşma oranları açık öğretim hariç tüm düzeylerde erkeklerden geri durumdadır. İlkokuldan orta öğretime geçişte kız öğrenci kaybı erkeklere göre yoğunlaşmıştır. ‘Yeni müfredatta’ bilime, sanata, emeğe, mücadeleye, sevgiye, paylaşmaya, kadına yer yokken aile yaşamını kutsayan ve kadını yok sayan cinsiyetçi politikalar yaygınlaşmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde çocuk yaşta evlilik ve nişanlılık nedeniyle eğitime devam edemeyenlerin yüzde 97,4’ü kız öğrencilerdir.

380.000 ÇOCUK OKULA GİDEMEMEKTEDİR

Öte yandan MEB’in 2017 tahminlerine göre, 490 binden fazla Suriyeli çocuk ülkenin çeşitli yerlerinde okullara kayıtlı durumda, buna karşın 380 bin çocuk ise okula gidememektedir.

Kayıtlı olmayanlar bu rakamlara dâhil değilken, kayıtlı olmasına rağmen okula düzenli olarak gidemeyen mülteci çocukların rakamı ise net değildir. Bu durum yüz binlerce Suriyeli mülteci çocuğun kayıp kuşak olduğunun, her türlü istismarla yaşamak zorunda kaldıklarının, korunmadıklarının ilanıdır.”

images

ÇALIŞAN HER ON ÇOCUKTAN SEKİZİ KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR

Coşkun, çocuk işçiliği ve “yaşam hakkı” verilerini de paylaştı. Türkiye’de çocuk işçi sayısının iki milyona yaklaştığını ifade eden Coşkun, “Çalışan her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı olarak çalışıyor. Mesleki eğitim alan özellikle turizm sektöründe uzun saatler çalıştırılan stajyerler, yani ‘çocuk işçiler’ ve çocuk isçiliği sayılabilecek uygulamalar ile çıraklık eğitimi alanlar resmi olarak çocuk işçi sayılmamaktadırlar.

2018 yılında 15-16 ve 17 yaşında olan üç çocuk çalışırken hayatını kaybetti ve ölen çocukların üçü de tarım emekçisiydi” dedi.

cropped-sincan-cezaevinde-cocuk-mahpuslara-ciplak-arama-11.jpg

700 ÇOCUK ANNELERİYLE BERABER CEZAEVİNDE

Bakanlığın verilerine göre, 2009’dan 2017 yılına kadar 18 ila 21 yaş arasında 68 çocuk ve gencin yaşamını yitirdiği kaydeden Coşkun, ölümlerin de “şüpheli” olarak kayıtlara geçtiğini belirtti. İHD’nin verilerine göre, çocuklarla ilgili son 3 yılda 18 işkence başvurusu yapıldı.

Ayrıca, çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkence iddialarıyla ilgili 2015 yılında 4, 2016 yılında 4, 2017 yılında ise 10 başvuru yapıldığı kaydedildi. Yaklaşık 700 çocuk da anneleriyle birlikte cezaevinde kaldığı ifade edildi.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑