ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!

ORTAK AÇIKLAMA: HAPİSHANELERDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAM HAKKINDAN ENDİŞE DUYUYORUZ

hapishane

Yetişkin mahpusların tutulduğu Adana (Kürkçüler) E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 18.01.2017 tarihinde çocuk koğuşu olarak adlandırılan koğuşta çıkan yangın nedeniyle Muhammet Erdoğan (17), Ferhat Kaya (17) ve Mehmet Altunhan isimli mahpuslar yaşamını yitirirken Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ın açıklamasına göre 5 infaz koruma memuru ve 3 çocuk da yaralanmıştır. Çocukların yaşamlarını yitirmesinin ardından yangına ilişkin açılan soruşturmada gizlilik kararı verilmiş, süreçle ilgili yeterli bilgiye ulaşılamamıştır.[1]

Yangının ardından sağlıklı bilgilere erişebilmenin yolları aranmıştır;

  • CİSST, çocukların kasıtlı olarak neden yangın çıkarttığının afet ya da yangın söz konusu olduğunda acil bir tahliye planının olup olmadığının anlaşılması için kamera kayıtlarının izlenerek ve çocuklarla görüşme yapılarak bir inceleme yapılması talebiyle Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Adana İl İnsan Hakları Kurulu, Adana İl Cezaevi İzleme Kurulu ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na 19 Ocak 2017 tarihinde başvurularda bulunmuştur. Ancak bu başvuruların sonucunda bilgilendirici nitelikte cevaplar verilmemiştir.
  • Adana Barosu’na kayıtlı, Adana Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi Avukat Tugay Bek ve İstanbul Barosu avukatlarından ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği çalışanı Ezgi Duman yaşananların anlaşılabilmesi için yangın çıkan koğuşta bulunan R.K. isimli çocuk mahpus ile görüşme yapmıştır. (Bu görüşme, herhangi bir savcılık kararı ve yasal dayanağı olmaksızın usulsüz bir şekilde dinlenmiştir. Avukatların, görüşme yaptıkları R.K. isimli çocuğa baskı yaparak yönlendirmeye çalıştıkları iddiasıyla kurum idaresi tarafından tutanak tutularak bağlı bulundukları barolara haklarında soruşturma başlatılması için başvuruda bulunulmuştur.)
  • CİSST, İnsan Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’ndan oluşan heyet, yangının neden çıktına ilişkin doğru bilgilere erişebilmek ve üretilebilecek çözümlere dahil olmak amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne görüşme talebinde bulunmuştur. Ancak bu talep[2] reddedilmiştir.
  • CİSST tarafından, ulusal önleme mekanizması olarak tanımlanan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda çıkan yangınlara ilişkin ortak ziyaret talebinde bulunulmuştur (Bu talep kabul görmüş ancak kuruma yeni atanan üyelerin henüz göreve başlamaması gerekçe gösterilerek ile bu talep belirsiz bir tarihe ertelenmiştir.)

Okumaya devam et “ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!”

Reklamlar
Öne Çıkarılmış Yazı

Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz

Poyraz Ali Şahsında,

Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz.

safe_image

Türkiye’de, annesi hakkında hapis hükmü verilen 0-6 yaş çocuklar için 3 gelecek söz konusudur. Dışarıda kendisine bakacak yakınları varsa onların yanında kalabilir, kendilerine bakacak kimse yoksa hapishanede anneleriyle tutulabilir veya “devlet korumasında” olan çocuk yuvasına yerleştirilebilirler. Anneler,  dışarıda bakacak kimselerinin olması halinde dahi emzirmek ve güvenlik gibi nedenlerle çocuklarının yanlarında kalmasını isteyebilmektedir. Türkiye’de annesiyle beraber hapiste tutulan 0-6 yaş arası 500’den fazla çocuk var.

Poyraz Ali, annesiyle birlikte hapishanede tutulan çocuklardan biri. Hükümlü ya da tutuklu olmasa da 2 yıldır o da annesi gibi mahpus, çünkü 4 yaşında ve atipik otizmli olmasına karşın hapishane koşulları Poyraz Ali için de geçerli.

Poyraz Ali %40 Engelli Raporu Olan Bir Çocuk

Uzun soluklu ve geniş kapsamlı epidemiyolojik izleme çalışmaları, erken çocukluk döneminin yaşam üzerindeki etkisinin sanılandan daha belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle çocukların gelişim basamaklarındaki kritik ve duyarlı dönemler olan doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası dönemde anne-babaya ve bebeğe verilecek destek hayati önem taşımaktadır. 0-2 yaş ve 3-6 yaş kritik dönemlerdir. Bu dönemlerde çocuklar yeterli uyaran alamadıklarında beynin kalıcı olarak köreleceği, en üst potansiyeline ulaşamayacağı araştırmalarla ortaya konmuştur. Yine araştırmalar, çocukların bulunduğu ortamın onların beyin yapılarını, bilişsel, sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimlerini etkilediğini ortaya koymuştur. 21. yüzyılda olmamıza rağmen halen bebek ve küçük çocuklar risk altındadır.

Okumaya devam et “Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz”

Öne Çıkarılmış Yazı

Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün

ÇOCUKLARI HAPSETMEMEK MÜMKÜN!

çocuk..

Adalet Bakanlığı’nın Eylül 2015 tarihli verilerine göre 2016 yılı içerisinde Diyarbakır, Hatay ve Tarsus olmak üzere 3, 2017 ve 2018 yılları içerisinde ise Kayseri ve Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde birer yeni Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açılacaktır. Bu yeni hapishanelerin her birinin kapasitesi 288’dir ve Adalet Bakanlığı önümüzdeki 3 yıl içerisinde çocuklar için 1440 ek kapasite yaratmayı amaçlamaktadır.[1]

Türkiye’de çocuklar hapishanelerde;

-Çıplak aramalara maruz kalmakta,

-Kapalı görüş uygulamasında var olan camdan ötürü ailelerine sarılamamakta, hatta dokunamamakta,

-Hapishane yönetimi tarafından verilen 3 öğün yemek dışında, içecekleri su dahil olmak üzere tüm temel ihtiyaçlarını kantinden satın alarak karşılamak zorunda kalmakta,

-Hapishane kurallarına uymadıkları gerekçesiyle 1 ay etkinliklerden men edilme, günde 21 saat olmak üzere 5 gün boyunca odaya kapatma gibi disiplin cezaları alabilmektedir.

Ayrıca;

-2009 yılından 29 Haziran 2015 tarihine kadar geçen 6 yıl içinde hapishanelerde 9 çocuk hayatını kaybetmiştir.[2] 13 Kasım 2015 tarihinde kamuoyunda paylaşılan bir habere göre hapishanelerde hayatını kaybeden çocukların sayısı 10’a yükselmiştir.[3]

-2011 yılı verilerine göre 18 yaş altı çocukların %68,6’sı hapishaneden tahliye olduktan bir yıl sonra adalet sistemine yeniden dahil olmakta ve ceza almaktadır.[4]

Okumaya devam et “Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün”

Öne Çıkarılmış Yazı

Çocukların tutuklanmasıyla ilgili AYM’den önemli karar

2015 senesinde Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda intihar eden çocuk Emirhan Nas hakkında savcılık takipsizlik kararı vermişti. Ölümüyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru henüz sonuçlanmamışken hakkında verilen tutuklama kararına ilişkin AYM ihlal kararı verdi. Kararda, tutuklama tedbiri uygulanacak kişinin çocuk olduğunun dikkate alınması, çocukların son çare olarak tutukluluğuna karar verilmesini öngören yerel ve uluslararası düzenlemelere uyulmadığı, tutuklamadan önce alternatif tedbirlere ilişkin hiçbir değerlendirmede bulunulmadığına dayanarak tutuklama kararının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği belirtildi. Mahkeme aynı zamanda hapishaneleri, “devletin kontrolü altındaki ceza infaz kurumu” olarak niteleyerek devletin sorumluluğuna da işaret etti. İlgili AYM kararına buradan ulaşabilirsiniz.

Mahkemenin verdiği bu ihlal kararı, çocuklar hakkında verilen tutukluluk kararlarında çocuk adalet sisteminin bir parçası olması gereken çocuğun üstün yararı ve tutuklamanın son çare olması gerektiği ilkelerinin gözetilmediğine işaret etmektedir. Öte yandan Kasım 2018 verilerine göre hapishanedeki çocukların %57’si tutuklu. Genel hapishane nüfusuna bakıldığında tüm mahpusların yaklaşık %23’ü tutukluyken çocuklarda bu oranın yarıdan fazlasına karşılık gelmesi, tutukluluğun son çare olmadığının bir göstergesi olarak okunabilir.

Hapiste Çocuk Ekibi

Cumhuriyet’in 11.09.2019 tarihli haberi

girişim

Mezarda gelen adalet

“Kumbara çaldı” diye 15 yaşında tutuklanan Emirhan Nas, bir ay sonra cezaevinde intihar etti. AYM, 5 yıl sonra Emirhan’ı ölüme götüren tutuklamanın hukuki olmadığına karar verdi.

Anayasa Mahkemesi, Trabzon’da bir çay ocağında içinde bozuk paraların bulunduğu kumbarayı çaldığı iddiasıyla 15 yaşında tutuklanan ve bir ay sonra cezaevinde kendisini asarak intihar eden Emirhan Nas adlı çocuğun tutuklanmasını hukuka aykırı buldu. Anneye 27 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmeden mahkeme, “Sulh ceza hâkimi, tutuklama kararı verirken çocuk olduğunu dikkate almalıydı. Çocuğun tutuklanması son çare olmalıydı” dedi. Karar, anne-babası boşanan çocuğun dramını ve psikolojisi bozulduğu için tedavi edilmek yerine, cezaevine atılarak nasıl ölüme sürüklendiğini ortaya koydu.

AYM kararına göre, 15 yaşındaki Emirhan Nas, bir işhanında bulunan çay ocağından bozuk paraların olduğu iki adet kumbarayı çaldığı gerekçesiyle 8 Ekim 2015 tarihinde gözaltına alındı ve bir gün sonra tutuklandı. Savcılık, Emirhan Nas ve Ö.B. adlı arkadaşı hakkında hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından dava açtı.

Rapor dikkate alınmadı
İddianameyi kabul eden mahkeme, çocuğun başka bir dosyaya giren sosyal inceleme raporunu da dosyaya ekledi. Ancak mahkeme, raporda çocuğun psikolojik durumunu görmezden gelerek tutukluk halinin devamına hükmetti. Raporda, Emirhan Nas ile ilgili şu değerlendirmeler yer aldı:
“Emirhan Nas’ın özellikle annesinin evliliğinden sonra tutum ve davranışlarının olumsuz yönde değiştiği, üvey babasının çocuğa ilgi ve sevgi göstermediği, çocuğun da ona karşı tepkili olduğu, Emirhan Nas’ın öz babasını uzun yıllardır tanımadığı, geçen yıl babası ile karşılaştığı, öz babasının da çocukla ilgilenmediği öğrenilmiştir. Çocuğun evlenene kadar annesiyle birlikte yaşadığı, yaklaşık bir yıldır da anneannesiyle kaldığı, zaman zaman evden ayrıldığı, dışarıda kaldığı, çocuktan haber alamadıkları, annesi ve diğer akrabalarıyla çatışma yaşadığı, istekleri karşılanmayınca agresifleştiği, hakaret ve tehdit ettiği, çabuk sinirlenme, öfke patlamaları yaşama, kendine zarar verme, eşyaları kırma, sabırsız tutumlar sergileme gibi davranışlarının bulunduğu, evden kaçtığı, aile denetimine uymadığı belirlenmiştir.”
E.N., 10 Kasım 2015’te Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Çocuk Koğuşu’nda saat 20.30 sularında kendini asarak yaşamına son verdi. Bu nedenle mahkeme davayı düşürdü.

AYM: Hukuki değildi
Anne Semra Omrak, ölüm olayı üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, tutuklamanın hukuki olmadığı gerekçesiyle çocuğun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Anneye 27 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmeden yüksek mahkeme, şu değerlendirmelerde bulundu: “Somut olayda tutuklamaya karar verilirken tutuklama kararında başvurucunun oğlunun çocuk olduğunun dikkate alındığına dair herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken uluslararası sözleşme ve belgelerde yer alan ilkelere riayet edildiği, bu bağlamda diğer koruma tedbirlerinin uygulanmasının yetersizliğinden bahsedilirken başvurucunun yaşının dikkate alındığı söylenemeyecektir. Tutuklama kararında sulh ceza hâkimi tarafından ileri sürülen gerekçeler, tutukluluk tedbirinin -başvurucunun oğlunun yaşı bakımından- özellikle iç hukukun gerektirdiği üzere son çare olarak kullanıldığının düşünülmesine imkân vermemektedir. Ayrıca tutuklama kararı veren hâkimliğin başvurucunun tutuklanmasına karar verirken öncelikle tutuklamadan başka tedbirleri öngördüğü anlaşılmamaktadır. Bu gerekçelerle tutuklamanın ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.”

ÖLÜMÜ DE SORUŞTURULMADI

Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 32 gün tutuklu kalan, 10 Kasım 2015’te kantinden aldığı çamaşır ipiyle kendini asan 15 yaşındaki Emirhan Nas’ı ölüme götüren süreç, FETÖ Operasyonunda açığa alan Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Tunçer tarafından karanlığa gömülmüştü. Savcı Tunçer, hukuk tarihine geçecek takipsizlik kararında, “İntihar etmek suç değil. Ölenin intihara yönlendirildiğine dair herhangi bir delil elde edilemedi” demişti. Emirhan’ın annesinin soruşturmanın yeniden açılması isteğiyle yaptığı başvuru ise henüz sonuçlanmadı.

Emirhan’ın son anları, güvenlik kameraları tarafından dakika dakika kaydedilmişti. Savcı Tunçer’e göre ise intihar anının görevlilerce görülmesi imkânsızdı. Çünkü, cezaevinde tüm güvenlik kamera görüntülerinin canlı izlendiği 4 adet LCD televizyon ekranı vardı. Ekran 16 eşit parçaya bölünüyordu. 4 ekranda toplam 64 görüntü oluyordu. Bölünen ekranlarda, saat ve güvenlik kamerasının adının yazıyor olması, intiharı kaydeden kameranın görüş açısının uzak bölümünde bazı alanların görüntülenmesini engelliyordu. Gardiyanların ifadelerindeki saatle bilirkişi raporundaki saat çelişkili olarak yer aldı. Savcı, bu çelişkiyi ise hiç irdelemedi.

Emirhan, cezaevinde kaldığı süre içinde, annesiyle bir kez açık görüş yapabildi. Annesine, cezaevinde kendisine kötü davranıldığını, kilolu, uzun boylu, kaba bir görevlinin her hafta sıra dayağına çektiğini, omuzlarına vurduğunu anlattı. Tuvalet temizlettirdiklerini, bulaşık yıkattıklarını söyledi. Anne Semra Omak, cezaevine bir kez daha gitti. Görüş günü değişti diye kapıdan geri çevrildi. Oğluna getirdiği pantolonu da almadılar. Oğlu hızla kilo kaybetmiş, kıyafetleri bollaşmıştı.

Savcı suçu anneye attı
Savcı Tunçer, annenin şikâyetini tek kalemde boşa çıkardı. Takipsizlik kararındaki o ifade şöyleydi: “İleri sürülen kötü muamele iddiaları soyut nitelikte kaldı. Ölenin annesinin, kötü muamele iddialarını öğrenir öğrenmez değil de, oğlu öldükten sonra yani delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi için gereken süreden sonra gündeme getirmesi nedeniyle somut herhangi bir delil elde edilemedi.”
Emirhan cezaevine girince, psiko-sosyal yardım servisi ile ilk görüşmeyi iki gün sonra yaptı. O gün hazırlanan takip formuna göre Kaşüstü Hastanesi’nde psikolojik ya da psikiyatrik tedavi görmüştü. Geçmişte silahla intihar girişimi olmuştu. Savcının bu duruma dair tespiti ise birkaç cümleden ibaretti: “Kurum psiko-sosyal servisince resen iki görüşme yapılmıştır. Aynı odada kalan arkadaşlarının beyanlarından anlaşılacağı üzere intihar fikrinden kimseye bahsetmemiştir. Ailevi sıkıntıları yüzünden psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu anlaşılmıştır.”

Utku Çakırözer, ölen çocuk mahpus Veli Ersoy’a ilişkin açıklamada bulundu.

30 Haziran’da kendisini astığı iddiasıyla hapishanede yaşamını yitiren Veli Ersoy hakkında milletvekili Utku Çakırözer hapishanede gerçekleşen ölümlerin titizlikle yürütülmesi gerektiğini hatırlattı ve ailelerin adli ve idari süreçte aydınlatılmadığını belirtti. Açıklamalara göre Veli Ersoy’un ölümü hakkında başsavcılık tarafından iki farklı soruşturma yürütülüyor. ,

Hapiste Çocuk Ekibi

Cumhuriyet’in 12.09.2019 tarihli haberi

CHP’li Utku Çakırözer, cezaevindeki ölümleri sordu

Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’ne girdikten bir gün sonra yaşamını yitiren çocuk mahpus Veli Ersoy ve Eskişehir Kadın Açık Cezaevi’ndeki mahkum Aynur Uyar’ın cezaevinde ölümüyle ilgili ihmal iddialarını CHP Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer, Adalet Bakanlığı’na sordu. Çakırözer, “Bu tip ölüm haberleri de başta aileleri ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm toplumu tedirgin ediyor. İhmallere ilişkin soruşturmalar titizlikle yürütülmeli. Aileler ve kamuoyu soruşturmaların sonuçlarından kapsamlı olarak bilgilendirilmeli” diye konuştu.

Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde çocuk mahpus Veli Ersoy cezaevine girdikten bir gün sonra yaşamını yitirdi. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı ve Veli Ersoy’un ailesi ile görüşen Çakırözer, “Yetkililer soruşturmaların sürdüğünü söylüyor aile ise hiçbir bilgi alamamaktan dertli” dedi. Eskişehir Kadın Açık Cezaevi’ndeki mahkum Aynur Uyar’ın da ağır hasta olduğu halde Ayvalık Cezaevi’ne naklinden hemen sonra yaşamını yitirdiğini anımsatan Çakırözer, “Uyar’ın ölümü ile ilgili Adalet Bakanlığı CİMER üzerinden yönelttiğimiz sorulara yanıt bile verilmedi. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Veli Ersoy’un ölümü ile ilgili başlattığı iki soruşturmanın ayrıntıları paylaşılmıyor. Kadın mahkum Aynur Uyar neden öldü? Çocuk mahkum Veli Ersoy nasıl öldü? Cezaevlerinin kalabalık olması, altyapı sorunlarının olması, hak ihlalleri ve ölümlerin üzerine gidilmesine engel olmamalı. İhmallere ilişkin soruşturmalar titizlikle yürütülmeli. Aileler ve kamuoyu soruşturmaların sonuçlarından kapsamlı olarak bilgilendirilmeli. İhmali olanlar cezalandırılmalı” dedi.

Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki 17 yaşındaki çocuk mahpus Veli Ersoy’un cezaevine girdikten 1 gün sonra şüpheli bir şekilde öldüğü ortaya çıktı. Ersoy’un ölümü kayıtlara intihar olarak geçti. CHP’li Utku Çakırözer, şüpheli ölümün ardından başlatılan soruşturma sürerken Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yılmaz Çiftçi, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Murat İrcal ile Ersoy’un babası Ramazan Kantar ve annesi Hatice Kantar ile görüştü.

KENDİNİ ASTIYSA NASIL?

Çakırözer, “Anne ve baba, Veli Ersoy’un 26 Haziran Çarşamba günü cezaevine konulduğunu, 28 Haziran Cuma günü hastaneye kaldırıldığını ve 30 Haziran Pazar günü saat 19:00’da ise ölüm haberini aldıklarını söylüyor. Yetkililer soruşturmaların sürdüğünü aktarıyor, aile ise hiçbir bilgi alamamaktan dertli. Anne Hatice Kantar, Veli Ersoy’un ölümünde gardiyan ve cezaevi yönetiminin ciddi ihmal ve kusurunun bulunduğunu iddia ediyor, adli ve idari başvurularını yapıyor ama hiçbir sonuç alamıyor” dedi.

DEVLETİN GÖZETİMİNDEKİ BİR KİŞİ NASIL ÖLDÜ?

Devletin gözetimi altındaki bir çocuğun hayatını nasıl kaybettiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini dile getiren Çakırözer, “Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı ile görüştüm. 2 ayrı soruşturma yürütülüyor ama aradan geçen 2 ayda ne aile ne de kamuoyu bilgilendiriliyor. Bu olayın derhal aydınlatılması gerekiyor. Ailenin ve şüpheli ölüme müdahil olan sivil toplum örgütlerinin talebi bu. Çocuk mahpus 17 yaşındaki Veli Ersoy cezaevinde nasıl ölmüştür? Ersoy’un ölümüne ilişkin cezaevi yönetimi ve gardiyanların ihmali var mıdır?” diye sordu.

ADALET BAKANLIĞI YANIT VERMİYOR

Çakırözer, 2.5 ay önce Eskişehir Kadın Açık Cezaevi’ndeki kadın mahkum Aynur Uyar ağır hasta olmasına rağmen gerekli tedavilerinin yapılmadığını ve bu haliyle Ayvalık Cezaevi’ne nakledildikten sonra yaşamını yitirdiğini de anımsattı. Çakırözer, “Aynur Uyar da ihmaller sonrası cezaevinde yaşamını yitirdi. Bu konuda CİMER üzerinden Adalet Bakanlığı’na yaptığım bilgi edinme başvurusuna yanıt bile verilmedi” dedi.

SORUNLAR İHMALLERİN ÜZERİNE GİDİLMESİNE ENGEL OLMAMALI

Çakırözer, “Cezaevlerinin altyapı eksikliğinden kaynaklanan büyük sorunları var. Cezaevi yönetimleri, çalışanları bu sorunlar karşısında görevlerini özveri ile yerine getiriyor. Ancak cezaevlerinde ağır insan hakları ihlalleri yaşandığına ilişkin haberler her geçen gün artıyor. Bu tip ölüm haberleri de başta aileleri ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm toplumu tedirgin ediyor. Cezaevlerinin kalabalık olması, altyapı sorunlarının olması, hak ihlalleri ve ölümlerin üzerine gidilmesine engel olmamalı. İhmallere ilişkin soruşturmalar titizlikle yürütülmeli. Aileler ve kamuoyu soruşturmaların sonuçlarından kapsamlı olarak bilgilendirilmeli. İhmali olanlar cezalandırılmalı” diye konuştu.
Öte yandan 19 dernek tarafından yapılan açıklamada, Ersoy’un ölümüyle ilgili etkin soruşturma yapılması istendi

Hapishanede hayatını kaybeden çocuk mahpus Veli Ersoy hakkında ortak açıklama

ESKİŞEHİR H TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMUNDA HAYATINI KAYBEDEN ÇOCUK MAHPUS VELİ ERSOY HAKKINDA ORTAK AÇIKLAMA

Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun çocuk koğuşunda tutulan 17 yaşındaki Veli Ersoy, kuruma alındığı günden iki gün sonra kendisini astığı iddiasıyla yoğun bakıma alınmış ve bundan iki gün sonra -30 Haziran 2019 tarihinde- hayatını kaybetmiştir.

Konu hakkında yürütülen adli ve idari sürecin gerçeği ortaya koymak adına titizlikle takip edilmesi ve bundan önce hapishanelerde gerçekleşen çocuk mahpus ölümlerinde olduğu gibi cezasızlıkla sonuçlanmaması için sürecin önemini kamuoyunun bilgisine sunma ve görevlilere sorumluluklarını hatırlatma ihtiyacı doğmuştur.

Özgürlüğünden yoksun bırakılarak hapishanelere kapatılan tüm çocukların hakları ve esenlikleri üzerinde devletin ve görevlendirdiği tüm personelin sorumluluğu inkar edilemez. Ne var ki hapishanelerdeki çocuk ölümlerinde bir cezasızlık tablosu çizilmektedir. Bu ölümlerden gündeme taşınan son ikisinde; 2014 senesinde Maltepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hayatını kaybeden 15 yaşındaki Onur Önal’ın yargılama dosyasında hapishane idaresinin sorumluluğuna gidilmemiş, 2015 senesinde Trabzon E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hayatını kaybeden 14 yaşındaki Emirhan Nas’ın ölümü hakkında ise savcılık tarafından takipsizlik kararı verilmiştir. Son olarak Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2019 tarihli kararıyla tutuklama kararı verilirken bireyin çocuk olduğunun dikkate alınması, çocuklar için alternatif tedbirlerin değerlendirilmesi ve tutuklamanın son çare olması gerektiği hatırlatılarak Emirhan Nas’ın tutuklanmasında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Hapishanedeki ölümler ve ölümlerin devamında alınan cezasızlık sonuçları göstermektedir ki gündelik yaşamlarından, temel ve psikososyal ihtiyaçlarından uzakta devletin kontrolü altındaki hapishanelerde tutulan çocukların ölümleri dahi kamu idarelerinin sorumluluğunu harekete geçirmemekte, bağımsız ve sivil denetime kapalı bu kurumlarda şiddet ve hak ihlalleri birer karanlık sayı olarak kalmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, devletlere kasıtlı ve hukuka aykırı öldürmeden sakınmanın yanı sıra kendi yetki alanında bulunan kişilerin yaşamlarının korunmasına ilişkin uygun tedbirleri alma yükümlülüğü de getirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında da bu maddeye bağlı olarak mahpusların yaşama hakkının hapishane görevlilerince korunması gerektiği vurgusu yer almaktadır. AİHM, -benzer içerikle önüne gelen- hapishanede ölen çocuk mahpus Bilal Çoşelav davasında Türkiye’yi sözleşmeden kaynaklanan yaşama hakkını korumadığı için 2012 senesinde tazminata mahkum etmiştir (Başvuru No: 1413/07).

Veli Ersoy’un ölümüne dair yürütülecek adli ve idari süreçte ölüm sebeplerinin ve yaşama hakkının ihlaline dayanan sorumluluğun tarafsız ve titiz bir şekilde araştırılması gerekmektedir. Gösterilecek bu dikkat, sorumluların tespit edilmesinin yanı sıra yeni ihlallerin gerçeklememesi için alınacak önlemlere de işaret edecektir. Veli Ersoy’un;

– Kendisine zarar vermek için girdiği eylemlerin nasıl engellenemediği,

– O gün niçin tek başına tutulduğu,

– Çocuk koğuşundayken yaşadığı tartışma iddiasının varlığı ve akıbeti,

– Koğuşa verilmeden önce psikososyal servis tarafından yapılan görüşmelerin ayrıntıları,

– Ölümüne dair ihmaller ve ihlallerin neler olduğu

Açıklığa kavuşmalıdır.

Adalet Bakanlığı’nı, baroları, sivil toplum örgütlerini ve ilgili tüm platformları bu cevapların alınmasında ve yargılama esnasında elde edilecek yeni bulguların incelenmesinde gösterilecek sorumluluğu takip etmeye davet ediyoruz.

Veli Ersoy’la birlikte hapishanedeki çocuk ölümlerine bir yenisi daha eklenirken hatırlanmalıdır ki;

Devletlerin yaşama hakkını korumakla yükümlü olduğu sorumluluk çerçevesi, sadece öldürmemek değil, aynı zamanda yaşamı korumaktır. (AİHS madde 2)

Çocukların hapsedilmesi, başvurulacak son yoldur ve en kısa süreyle uygulanması gerekir. (BMÇHS madde 37)

Cezalandırıcı değil, onarıcı adalet sistemi benimsenerek suçla ilişkilenen çocukların üstün yararı gözetilmeli ve hapsetmenin alternatifleri, etkin bir şekilde adalet sistemine dahil edilmelidir.

ÇOCUKLAR DEĞİL, HAPİSHANELER KAPATILMALIDIR.

 

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

Çocuk Hakları Derneği

Çocuk Vakfı

Demokrasi İçin Birlik

Diyalog Grubu

Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu

Eksi25 Derneği

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Merkezi

Genç Umutlar Derneği

İnsan Hakları Derneği

İnsan Hakları Gündemi Derneği

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği

Rengarenk Umutlar Derneği

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği

Türk Psikologlar Derneği

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

Yaşam Bellek Özgürlük Derneği

Yurttaş Girişimi

Annesiyle hapishanede tutulan Arin bebeğin sağlık sorunları devam ediyor.

Şanlıurfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda annesiyle tutulan Arin bebek, doğumundan beri çeşitli sicil toplum örgütlerince sağlık sorunları ve tutulma şartlarıyla ilgili gündeme taşınıyor. Basın yoluyla hapishanelerde anneleriyle tutulan bebeklerin tutulma şartları gündeme getirilirken idareler tarafından çözüme yönelik kısa vadeli bir adım paylaşılmamaktadır.

Hapiste Çocuk Ekibi

Ajansurfa’nın 18.08.2019 tarihli haberi

 

Urfa cezaevinde bir bebek can çekişiyor! (Güncellendi)

3,5 aylıkken annesi ile birlikte cezaevine giren Arin bebek, astım hastalığı ile mücadelesini zor şartlar altında sürdürüyor. Babası gün geçtikçe durumu kötüleşen Arin bebek için yetkililerin bir an önce harekete geçmesini istedi.

Annesiyle Esma Yılmaz ile birlikte Şanlıurfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan ve 7 ay önce Mardin’deki Kapalı Cezaevine gönderilen astım hastası Arin bebek yardım bekliyor.

5 Haziran 2017’de dünyaya gelen ve henüz 3,5 aylıkken cezaevine giden Arin bebek, astım ve reflü hastası. Cezaevi koşullarında tedavi koşulları istenilen düzeyde olmadığı için Arin bebeğin durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor. Annesini emerken nefes alma güçlüğü yaşayan mide rahatsızlığı nedeniyle de sürekli kusan Arin bebek, kilo kaybı yaşıyor.

Küçücük bedeniyle cezaevi koşullarında yaşam mücadelesi veren Arin bebek için Babası Mihdi Yılmaz, yetkililere çağrıda bulundu. “Yüreğim yanıyor” diyen baba Yılmaz, “Arin bebek şuan can çekişiyor, yemek yiyemiyor, süt içemiyor. Herkes bizi duysun. Arin bebeğin orada ölmesine müsade etmeyelim” dedi.

Baba Yılmaz, anneannesi ve 3 kardeşinin gözü Arin bebek için atılacak adımda.

BİHA

 

Hapishenelerde anneleriyle kalan çocukları, annelerini ve hamile mahpusları Ömer F. Gergerlioğlu anlattı.

Gergerlioğlu, 0-6 yaş arası anneleriyle tutulan çocukları, bu çocukların mahpus annelerini ve hamile mahpusların yaşadıklarıyla ilgili yaptığı araştırmaları Medyascope’tan Canan Coşkun’a anlattı. Gergerlioğlu, çocukların sayısını, resmi olmadığını belirterek 864 olarak aktardı.

Hapiste Çocuk Ekibi

Medyascope’un 09.08.2019 tarihli haberi

Cezaevlerinde bayram: Anneler ve mahpus çocukları – Ömer Faruk Gergerlioğlu ile söyleşi

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevinde anneleriyle kalan çocukların yaşadığı ruhsal ve fiziki sorunları Medyascope özel yayınında Canan Coşkun’a anlattı. Gergerlioğlu, “Bebekler, çocuklar kapıları yumrukluyor, ağlıyor. ‘Bu kapı neden kapandı, açın’ diyorlar. Anne bir taraftan, infaz koruma memurları bir taraftan ağlıyor” dedi.i

indir (1)

Söyleşinin YouTube kaydına buradan ulaşabilirsiniz.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑