ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!

ORTAK AÇIKLAMA: HAPİSHANELERDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAM HAKKINDAN ENDİŞE DUYUYORUZ

hapishane

Yetişkin mahpusların tutulduğu Adana (Kürkçüler) E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 18.01.2017 tarihinde çocuk koğuşu olarak adlandırılan koğuşta çıkan yangın nedeniyle Muhammet Erdoğan (17), Ferhat Kaya (17) ve Mehmet Altunhan isimli mahpuslar yaşamını yitirirken Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ın açıklamasına göre 5 infaz koruma memuru ve 3 çocuk da yaralanmıştır. Çocukların yaşamlarını yitirmesinin ardından yangına ilişkin açılan soruşturmada gizlilik kararı verilmiş, süreçle ilgili yeterli bilgiye ulaşılamamıştır.[1]

Yangının ardından sağlıklı bilgilere erişebilmenin yolları aranmıştır;

  • CİSST, çocukların kasıtlı olarak neden yangın çıkarttığının afet ya da yangın söz konusu olduğunda acil bir tahliye planının olup olmadığının anlaşılması için kamera kayıtlarının izlenerek ve çocuklarla görüşme yapılarak bir inceleme yapılması talebiyle Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Adana İl İnsan Hakları Kurulu, Adana İl Cezaevi İzleme Kurulu ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na 19 Ocak 2017 tarihinde başvurularda bulunmuştur. Ancak bu başvuruların sonucunda bilgilendirici nitelikte cevaplar verilmemiştir.
  • Adana Barosu’na kayıtlı, Adana Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi Avukat Tugay Bek ve İstanbul Barosu avukatlarından ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği çalışanı Ezgi Duman yaşananların anlaşılabilmesi için yangın çıkan koğuşta bulunan R.K. isimli çocuk mahpus ile görüşme yapmıştır. (Bu görüşme, herhangi bir savcılık kararı ve yasal dayanağı olmaksızın usulsüz bir şekilde dinlenmiştir. Avukatların, görüşme yaptıkları R.K. isimli çocuğa baskı yaparak yönlendirmeye çalıştıkları iddiasıyla kurum idaresi tarafından tutanak tutularak bağlı bulundukları barolara haklarında soruşturma başlatılması için başvuruda bulunulmuştur.)
  • CİSST, İnsan Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’ndan oluşan heyet, yangının neden çıktına ilişkin doğru bilgilere erişebilmek ve üretilebilecek çözümlere dahil olmak amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne görüşme talebinde bulunmuştur. Ancak bu talep[2] reddedilmiştir.
  • CİSST tarafından, ulusal önleme mekanizması olarak tanımlanan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda çıkan yangınlara ilişkin ortak ziyaret talebinde bulunulmuştur (Bu talep kabul görmüş ancak kuruma yeni atanan üyelerin henüz göreve başlamaması gerekçe gösterilerek ile bu talep belirsiz bir tarihe ertelenmiştir.)

Okumaya devam et “ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!”

Reklamlar
Öne Çıkarılmış Yazı

Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz

Poyraz Ali Şahsında,

Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz.

safe_image

Türkiye’de, annesi hakkında hapis hükmü verilen 0-6 yaş çocuklar için 3 gelecek söz konusudur. Dışarıda kendisine bakacak yakınları varsa onların yanında kalabilir, kendilerine bakacak kimse yoksa hapishanede anneleriyle tutulabilir veya “devlet korumasında” olan çocuk yuvasına yerleştirilebilirler. Anneler,  dışarıda bakacak kimselerinin olması halinde dahi emzirmek ve güvenlik gibi nedenlerle çocuklarının yanlarında kalmasını isteyebilmektedir. Türkiye’de annesiyle beraber hapiste tutulan 0-6 yaş arası 500’den fazla çocuk var.

Poyraz Ali, annesiyle birlikte hapishanede tutulan çocuklardan biri. Hükümlü ya da tutuklu olmasa da 2 yıldır o da annesi gibi mahpus, çünkü 4 yaşında ve atipik otizmli olmasına karşın hapishane koşulları Poyraz Ali için de geçerli.

Poyraz Ali %40 Engelli Raporu Olan Bir Çocuk

Uzun soluklu ve geniş kapsamlı epidemiyolojik izleme çalışmaları, erken çocukluk döneminin yaşam üzerindeki etkisinin sanılandan daha belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle çocukların gelişim basamaklarındaki kritik ve duyarlı dönemler olan doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası dönemde anne-babaya ve bebeğe verilecek destek hayati önem taşımaktadır. 0-2 yaş ve 3-6 yaş kritik dönemlerdir. Bu dönemlerde çocuklar yeterli uyaran alamadıklarında beynin kalıcı olarak köreleceği, en üst potansiyeline ulaşamayacağı araştırmalarla ortaya konmuştur. Yine araştırmalar, çocukların bulunduğu ortamın onların beyin yapılarını, bilişsel, sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimlerini etkilediğini ortaya koymuştur. 21. yüzyılda olmamıza rağmen halen bebek ve küçük çocuklar risk altındadır.

Okumaya devam et “Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz”

Öne Çıkarılmış Yazı

Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün

ÇOCUKLARI HAPSETMEMEK MÜMKÜN!

çocuk..

Adalet Bakanlığı’nın Eylül 2015 tarihli verilerine göre 2016 yılı içerisinde Diyarbakır, Hatay ve Tarsus olmak üzere 3, 2017 ve 2018 yılları içerisinde ise Kayseri ve Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde birer yeni Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açılacaktır. Bu yeni hapishanelerin her birinin kapasitesi 288’dir ve Adalet Bakanlığı önümüzdeki 3 yıl içerisinde çocuklar için 1440 ek kapasite yaratmayı amaçlamaktadır.[1]

Türkiye’de çocuklar hapishanelerde;

-Çıplak aramalara maruz kalmakta,

-Kapalı görüş uygulamasında var olan camdan ötürü ailelerine sarılamamakta, hatta dokunamamakta,

-Hapishane yönetimi tarafından verilen 3 öğün yemek dışında, içecekleri su dahil olmak üzere tüm temel ihtiyaçlarını kantinden satın alarak karşılamak zorunda kalmakta,

-Hapishane kurallarına uymadıkları gerekçesiyle 1 ay etkinliklerden men edilme, günde 21 saat olmak üzere 5 gün boyunca odaya kapatma gibi disiplin cezaları alabilmektedir.

Ayrıca;

-2009 yılından 29 Haziran 2015 tarihine kadar geçen 6 yıl içinde hapishanelerde 9 çocuk hayatını kaybetmiştir.[2] 13 Kasım 2015 tarihinde kamuoyunda paylaşılan bir habere göre hapishanelerde hayatını kaybeden çocukların sayısı 10’a yükselmiştir.[3]

-2011 yılı verilerine göre 18 yaş altı çocukların %68,6’sı hapishaneden tahliye olduktan bir yıl sonra adalet sistemine yeniden dahil olmakta ve ceza almaktadır.[4]

Okumaya devam et “Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün”

Öne Çıkarılmış Yazı

Hapishanede annesiyle tutulan bebeğin hastalığı ilerliyor

Habere göre hapishane şartlarının özel sağlık durumunu olumsuz yönde etkileyen bebeğin annesinin infaz erteleme talebi infaz hakimliğince reddedilmiştir.

Anneleriyle tutulan 0-6 yaş arası çocukların durumuna ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 2016/8660 başvuru numaralı kararında da gösterdiği üzere “tutma koşullarının yeterli olmaması nedeniyle başvurucu ve çocuklarının ‘maddi ve manevi bütünlüğü’ bakımından oluşan tehlikenin ortadan kaldırılması konusunda derhal gerekli tedbirlerin alınması gerekli olduğu”, karar mercilerine bir kere daha hatırlatılmalıdır.

Hapiste Çocuk Ekibi

Evrensel’in 7 Nisan 2019 tarihli haberi

Annesiyle cezaevine konan 16 aylık Avşin bebeğin hastalığı ilerliyor

Hemanjiom hastası olan ve annesi Hülya Usanmaz ile birlikte cezaevine konan ve 16 aylık Avşin Usanmaz için yetkililere sorumluluk çağrısı yapılıyor.

Annesiyle birlikte Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan ve hemanjiom hastalığı bulunan 16 aylık Avşin bebeğin yüzündeki lekeler gittikçe yayılıyor. Avşin bebeğin babası Mehmet Emin Usanmaz, çocuğunun sağlığı için cezanın ertelenmesini istedi.

Mardin’in Artuklu ilçesinde, 2016 yılında Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe eş başkanlığı görevi yürütürken 70 kişiyle birlikte gözaltına alınan Hülya Usanmaz, “Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak” iddiasıyla tutuklandı. Kısa bir süre sonra serbest bırakılan 3 çocuk annesi Usanmaz, Mardin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından siyasi faaliyetleri nedeniyle hakkında verilen 6 yıl 3 aylık hapis cezasının onanmasının ardından 27 Kasım 2018 tarihinde yeniden cezaevine konuldu.

DOKTOR: CEZAEVİ, SAĞLIĞI İÇİN ELVERİŞLİ DEĞİL

Mardin E Tipi Kapalı Cezaevine gönderilen Usanmaz, o dönem henüz 12 aylık olan kızı Avşin’i de yanına almak zorunda kaldı. Böylelikle, deri altı bir hastalık olan hemanjiom hastalığı bulunan Avşin bebeğin aylık rutin olarak Adana’da özel bir hastanede gördüğü tedavi yarım kaldı. Cezaevine konulmasının ardından Avşin’in doktoru, “Cezaevi, sağlığı için elverişli bir yer değil” diyerek “Kapalı ortam, düzensiz ışık ve eksik gün ışığı sağlığını tehdit eder. 1 yıl ile 15 ay arasında biz bu hastalığı ancak temizleyebiliriz” uyarısında bulundu. Söz konusu uyarının yanı sıra Avşin bebeğin tedavisinin yapılabilmesi için annesinin cezasının ertelenmesi talebi de İnfaz Hakimliği tarafından kabul edilmedi. Aile tarafından yapılan başvurular da sonuçsuz kaldı.

“CEZASININ ERTELENMESİNİ BEKLİYORUZ”

Avşin bebeğin babası Mehmet Emin Usanmaz, eşi ile yaptığı son görüşmede Avşin’in yüzündeki lekelerin daha da arttığını ve gittikçe belirginleştiğini aktardı. Yaptığı başvurulardan bugüne kadar sonuç alamadığını belirten Mehmet Emin Usanmaz “Elimiz kolumuz bağlı, bir şey yapamıyoruz. Hastalığı mevcut durumda ilerliyor. İleride tedavi edilemeyecek bir duruma gelme riskiyle karşı karşıya. Annesinin tahliye edilmesini ve çocuğumun tedavisinin yapılmasını bekliyoruz. Şartlı tahliye de olabilir, en azından çocuğun annesinden ayrı kalabilecek yaşa geleceği güne kadar cezası da ertelenebilir” çağrısında bulundu. (Mardin/MA)

Av. Sultan Yeğen, yeni hapishaneler yerine çocuğa özgü bir adalet sistemi gerektiğini hatırlattı

Av. Sultan Yeğen, hem anneleriyle kalan çocuklar için hem de 12-18 yaş arası mahpus çocuklar için bazı açıklamalarda bulundu. Çocuklara özgü bir adalet sisteminin gerektiğine tekrar vurgu yaptı.

Hapiste Çocuk Ekibi

Yurt Gazetesi’nden Aliseydi Karagöz’ün 15 Şubat 2019 tarihli haberi

 

CHP’li Yeğen’den “Çocuk Mahpuslar” gerçeği…

Son 5 yıldır yoksul çocuklarla ilgili Türkiye’de bir ilk olan Gülümseyen Papuçlar, Kadın Suçluluğu ve Annesiyle birlikte ceza evinde kalan çocuklarla ilgili çeşitli toplumsal projelere imza atan CHP’nin önde gelen hukukçularından Av. Sultan Yağen, yaklaşık 2 yıldır üzerinde çalıştığı “ Çocuk Mahpuslar “ adlı çalışmasını Yurt’a anlattı.

CHP Antalya eski il kadın kolları başkanı Aktivist Av. Sultan Yeğen yaptığı bu çalışmayla, güneşi görmeden demir parmaklıklar arasında büyüyen Türkiye’deki çocuk cezaevlerinin mevcut koşullarını ve yaşanan acı gerçekleri gün ışığına çıkartarak, bu konuda herkesi göreve çağırdı.

YAKLAŞIK 10 BİN KADIN MAHKUM VAR..

Yeğen, Türkiye’de 293 kapalı ceza infaz kurumu, 70 müstakil açık ceza infaz kurumu, 3 çocuk eğitim evi, 8 kadın kapalı, 5 kadın açık, 7 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 386 cezaevi bulunduğunu belirterek, toplam mahpus sayısının ise, 240 bin civarı olduğunu ve bunun 10 bini kadın, bunlardan yaklaşık 150 kadarının da kız çocuğu olduğunu ifade etti.

ÇOCUK MAHPUS SORUNU İKİ BOYUTLUDUR..

Çocuk Mahpuslar sorununun iki boyutunun olduğunu belirten Av. Sultan Yeğen “Birincisi; annesiyle birlikte hapse giren çocuklar. İkincisi ise; tutuklu ve hükümlü çocuklar. Mahpus çocukların sayısı son yıllarda hızla arttı. Son olarak 3 bin 100 gibi bir rakam var elimizde. Bir de anneleriyle hapishanede yaşamak zorunda kalan 0-6 yaş arası çocuklar var. Bir kısmı içeride doğuyor. Bu büyük bir acı. Bu çocuk sayısında da maalesef çok büyük bir artış var. Geçmişte 100-200 arasında olan bu sayı bugün 750 civarında. Bu inanılmaz bir rakam, Avrupa’da ki bazı ülkelerin toplam mahpus sayısı neredeyse.” dedi

Yeğen “Her gün en az 1 çocuk annesiyle birlikte ceza evine girdiğini belirterek devlet, çocuk ile annesinin suçu üzerinden ilişkilendiriyor. Devlete göre o çocuk bir siyasi suçlunun çocuğu, bir hayat kadının çocuğu, bir uyuşturucu satıcısının çocuğu ve bir hırsızın çocuğu. Halbuki o sadece ceza evinde gün ışığına hasret kalarak büyümek zorunda kalan ve minicik yüreği ile herkesten sevgi bekleyen masum ve günahsız bir çocuk.” dedi.

DEVLETİN GÜNLÜK MALİYETİ 18 MİLYON TL…

Henüz 1 yaşını doldurmadan demir parmaklıklarla tanışan çocuk sayısında geçtiğimiz yıllara oranla yüzde 30 artış gösterdiğini ifade eden Av.Sultan Yeğen, “cezaevlerinin nüfusunun mevcut kapasitenin üzerine çıkması, çok sayıda mahkumu yer yataklarında yatmak zorunda bırakıyor ” diye konuştu

Yeğen, cezaevlerindeki son verilere göre 224 bin mahkumun devlete günlük maliyetinin yaklaşık 18 Milyon TL. Yıllık giderinin ise 7 Milyar TL. olduğunu, diğer yandan yıl içinde ceza evine giren ve sonrasında tahliye edilenler düşünüldüğünde de bu rakamın daha da yükseldiğini ve böylece cezaevlerine harcanan paranın birçok bakanlığın bütçesini geride bıraktığını ifade etti.

Yeğen, yaptığı çarpıcı açıklamada, çocuk suçluluğu ile mücadelenin toplumsal olarak en kabul edilemez olan biçiminin hapsetmek olduğunu belirterek, çocuğa ilişkin hak ve adalet sisteminin oluşturulması, koruyucu ve önleyici faaliyetlerin önemsenmesi ve geliştirilmesinin doğrudan hükümetin sorumluluğu altında olduğunu söyledi

ÇOCUĞA ÖZGÜ BİR ADALET SİSTEMİ GELİŞTİRİLMESİ GEREK…

Bugüne kadar çocuk adalet sistemini uluslararası sözleşmeler uyarınca geliştirmesi gereken devletin bu sorumluluğundan çocukları hapishaneye kapatarak kurtulmaya çalıştığını belirten Av.Sultan Yeğen, “Çocukların suçla ilişkilenmesi tek başına yeterince korkunç bir toplumsal sorundur. Bunun nedenleri kapsamlı bir biçimde ele alınmalı ve koruyucu-önleyici politikalarla desteklenen bütünlüklü bir mücadele stratejisi geliştirilmelidir.

Devletin çocuklar için yeni hapishaneler inşa etmek yerine, çocukların başta eğitim, sağlık, barınma, beslenme ve temiz suya erişim hakları olmak üzere tüm haklarının korunduğu ve desteklendiği bir yaşamın örgütlenmesi ve çocuğa özgü bir adalet sistemi oluşturması gerekmektedir” dedi

chp_muratpasa_baskan_adayi_da_corumlu_h22424

HAMİLE MAHPUSLAR İLE İLĞİLİ ELİMİZDE VERİ YOK…

Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerinde bulunan “Hamile Kadın Mahpuslar” la ilgili çok acı gerçekler yaşandığını vurgulayan Av.Sultan Yeğen, ” Bakanlıktan cezaevlerinde bulunan ‘Hamile hükümlü veya tutuklu mahkumlar ile, doğum yapan hükümlü-tutuklu mahkum sayılarına ilişkin, Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan hükümlü tutukluların hamile olup olmadığı, ceza infaz kurumunda doğum yapıp yapmadığı, annesinin yanında kalan çocukların hastalık veya vefat durumuna ilişkin tespit edilmiş bir veri bulunmamaktadır. Neden bu konuda Adalet bakanlığı bir çalışma yapmamaktadır ” diye konuştu

OTİZM VE ENGELLİ ÇOCUKLARIN DURUMU…

Otizmli ya da engelli çocuklar ile birlikte ceza evinde kalan çocukları için özel eğitim ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan kadın tutuklular için” denetimli serbestlik “ olması gerektiğinin altını çizen Yeğen, “Anne ya da babası veya her iki ebeveyni hapishanede olan özellikle 0-6 yas arası çocukların psikolojisi ve ruh sağlığında çok ciddi bozulmalar oluşabilmektedir. Ceza evinde ebeveynlerinden birinin bulunmasından kaynaklanan ayrılığa ve yeni yaşamlarına uyum için çocukların hayli bir zamana ihtiyacı vardır.

Hapishane kavramını anlamakta zorlanan çocuklar, anne ya da babasının yada ikisinin yokluğuna alışmaya çalışırken, bir yandan da kendilerine, ebeveynlerine veya ailelerine neler olduğunu anlamlandırma uğraşıyla bir kez daha travma yaşamaktadırlar. Bu travma çocuklar için alışılmadık bir durum olmakla birlikte, cevaplanmamış birçok soruyu da beraberinde getiriyor” dedi.

ÇOCUKLAR CİDDİ KORKU VE PANİK YAŞAMAKTA..

Özellikle anne eksikliği çocuklarda, çocukluğun en temel özelliği ve ihtiyacı olan güven duygusunu zedelediğini belirten Av.Sultan Yeğen “ Bu eksiklikle büyüyen çocukların ruh sağlığında ciddi sarsıntılara yol açmaktadır. Henüz hayatı tam anlamıyla anlayamamış bu yaş dönemindeki çocuklar ciddi bir korku ve panik yaşamakla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Durum bu açıdan değerlendirildiğinde anne babaya verilen cezayla birlikte, anayasamızda ceza hukukundaki cezanın şahsiliği ilkesi göz önüne alınarak çocuk da cezalandırılmış olduğu önemli bir noktadır. Anne, babası ya da her ikisi hapishanede olan çocuğun psikolojik durumuyla birlikte, özellikle 0-6 yas arasında ki çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanması noktasında oldukça zor durumla karşı karşıya kalınmaktadır.

Anne ya da babası ceza evinde olan çocuklar korku, utanç, sosyal izolasyon ya da etiketlenme yaşamaktadır. Çocuklar gelişimlerini riske atacak bir dizi zorlukla baş etmek zorunda kalmaktadır. Yaşıtlarına göre bu durumda olan çocuklar, toplumsal yaşamda ayrımcılık, sosyal dışlanma riskiyle de karşı karşıyadır.

Anne ya da babanın hapsolma süreciyle birlikte çocuklar da hapishane ile tanışmakta, yaşadıkları belirsizlik ve istikrarsızlık nedeniyle ebeveyn bağlanmasından yoksun kalmaktadır. Çoğu durumda anne-babalarının tutuklanma sürecine şahit olmakta ve yaşadıkları bu hassas durumdan ötürü okulda ve toplumda zorbalığa, dışlanmaya maruz kalabilmekte ve sosyal uyum problemleri yaşamaktadırlar.

Anne ya da babası ceza evinde olan çocuklar yaşadıkları ruhsal travmanın etkisiyle içe kapanma yaşayabilmekte ya da tam tersi olarak hırçınlaşabilmekte, çevreleriyle kurdukları sosyal ilişkilerde kendilerini ifade etmekte zorlanmaktadırlar. “ dedi

ÇOCUK İÇİN ANNE ÖNEMLİ..

“Bebek daha ilk günden itibaren annenin sıcaklığına sesine, tutuşuna, yani annenin her şeyine büyük ölçüde duyarlı ve muhtaçtır. Çocuğun anneden ayrılması veya yuvaya verilmesi şiddetli bir ayrılık kaygısı doğuruyor” diyen Av. Sultan Yeğen “Bu çocukta güvensizlik, düşmanlık duyguları geliştirerek kişilik gelişimini etkiliyor. Bu konudaki yaptığımız araştırmalarda suçlu yetişkinlerin çoğunluğunda, çocukluk yıllarında annesizlik vardır.

Çocukların cezaevlerinde bu şekilde yaşamaları ve sosyalleşmemelerinden dolayı otoriteye düşman bireyler olma ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle tüm çocukların eğitim sisteminde tutulup, onlara değer vererek şiddet ortamından uzaklaştırılmasını, devlet kurumlarının da çocuğa ceza değil, topluma kazandırma tedbirlerini alması gerekiyor “ diye konuştu.

AĞLAMAMAK İÇİN KENDİMİ ZOR TUTUYORUM…

Yeğen, kendisinin de bir müvekkilinin şuan 3 aylık bir bebeği ile ceza evinde olduğunu her ziyarete gittiğinde kahrolduğunu ifade ederek “ Çocuk cezaevlerine ilişkin yaptığımız ziyaretlerde gördüğüm acı dolu manzaralar karşısında hukukçu kimliğim bir kenara bir insan olarak ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.

Çocuklar yağmura benzerler. Onları bir kaba koymaya çalışmak yanlıştır. Öyle ise ne yapmak gerekiyor. Onlara toprak olmak, can olmak gerekiyor. Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler hiç bir önemi yoktur.

Türkiye’de ki cezaevlerinde çocukların yaşamı çok zor. Cezaevlerinde kameraların görmediği kör noktalar, psikologların yetersizliği, yabancı uyruklu çocuklara yönelik tercüman eksikliği, çocukların ihtiyaçları için ayrı bir ödenek olmaması, disiplin cezaları, çıplak arama, incelemeye muhtaç işçi koğuşları, çocuklara yönelik şiddet bu sorunların başında geliyor.

Ayrıca ceza evlerinde uygulanan bazı gereksiz prensipler var. Bu prensipler bazen karşı tarafı incittiği ve kırdığı gibi yaşamı da olumsuz yönde etkiliyor. Yani sonuçta önlenemeyecek problemlere neden oluyor. Bu tür “gereksiz prensiplerin” bir an önce son bulması lazım. Cezaevlerindeki çocukların sorunlarına yönelik bir an önce sivil toplum kuruluşları, dernekler, sendikalar, gönüllüler ve sorumlu kim varsa herkesin acil önlemler ve adımlar atması gerekiyor “

CEZAEVİNDE İNTİHARLAR NEDEN OLUYOR…

Basına da yansıyan son 15 yılda yaşları 12 ile 17 arasında değişen 15 çocuğun cezaevlerinde yaşamını yitirdiğini ve bu çocuklardan 6’sının ölüm sebebinin ise intihar olduğunun altını çizen Av.Sultan Yeğen, “Suça sürüklendiği için ceza evinde bulunan çocuklar cezaevi süresince ebeveynlerini sınırlı görebiliyor. Dışarı ile bağı kopuk bir hayat sürüyor.

Çocuk burada cezaevinin alt kültürüyle büyüyor. En riskli’si de bu. Çocuklar ceza evinde farklı suç tiplerini öğrenip suç repertuvarlarını daha da geliştirerek dışarıya çıkıyorlar. Örneğin, hayatında ilk kez hırsızlık suçu işlemiş 14 yaşındaki bir çocuk suçu alışkanlık haline getirmiş yaşça daha büyük çocukla bir arada kalıyor ve suç bir statü aracı olarak hayatında daha anlamlı bir hale geliyor. ” dedi

AVRUPADA DURUM NASIL …

Bu konuda Avrupa’da çok iyi örnekler olduğunu belirten Av.Sultan Yeğen “ Avrupa da koşullar iyileştiriliyor ve çocuklu anneler ayrı bir katta tutuluyor. İçine bir çocuk parkı kuruluyor. Ve en önemlisi sivil toplum örgütlerinin gelmesine izin verildiği için her gün gönüllüler gelerek çocuklar ve anneleriyle oyun oynuyorlar. Yani oradan en az yarayla çıkması için dışarıda ne eğitim alacaksa bunu içeride sağlamaya çalışıyorlar. Çocuğun demir parmaklıklar ardında gardiyanla en az karşılaşması için çaba sarf ediyorlar. Günlük yaşamlarında onlara yapılan aktiviteler hapishanedeki stresi azaltıyor. “

7 aylık bebekler, anneleriyle hapishanede tutuluyor.

Hapishanelerde anneleriyle birlikte tutulan 0-6 yaş arasındaki çocuklar, Patnos L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun kadın koğuşunda anneleri Filiz Karaoğlan’la kalan ikiz bebeklerle bir kez daha gündeme taşınıyor.

Hapiste Çocuk Ekibi

Gazete Duvar’dan Nuray Pehlivan’ın 14.02.2019 tarihli haberi

7 aylık ikiz bebekler 2 aydır anneleriyle cezaevinde

Filiz Karaoğlan, 7 aylık ikiz bebekleriyle birlikte iki aydır cezaevinde tutuklu bulunuyor. 2015 tarihinde katıldığı bir basın açıklaması sebebiyle 4 yıl 2 ay ceza alan Karaoğlan, Patnos L Tipi Cezaevi’nde 15 kişilik bir koğuşta kalıyor. Avukat Mahmut Kaçan, koşulların bebekler için uygun olmadığını belirtti.

İZMİR- Ağrı’da, 2015 yılında katıldığı bir basın açıklaması nedeniyle 4 yıl 2 ay ceza alan Filiz Karaoğlan, 7 aylık ikiz bebekleriyle birlikte yaklaşık 2 aydır Patnos L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Avukat Mahmut Kaçan, infazın durdurularak yeniden adil bir yargılanma talep edeceklerini belirtirken, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği ve alanda çalışan diğer örgütler Filiz Karaoğlan özelinde hapishanede anneleriyle tutulan tüm çocuklar için ortak bir açıklama yapma kararı aldı.

Filiz Karaoğlan, 2015’te Ağrı’nın Diyadin ilçesinde dönemin Belediye Başkanı Sırrı Sakık ve bazı siyasetçilerle birlikte bir basın açıklamasına katılmıştı. “Canlı kalkan” iddiası ile Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Karaoğlan’a “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçlamasından 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Yapılan istinaf başvurusu ret ile sonuçlanınca cezası kesinleşti.

Hamile olduğu gerekçesi ile infaz savcılığına yapılan müracaatla iki kez infaz erteleme talebi kabul edilen Karaoğlan için sürenin bitmesi gerekçesi ile cezanın infazına başlandı. Şu an Patnos L Tipi Cezaevi’nde ikiz bebekleriyle birlikte 15 kişinin kaldığı bir koğuşta kalan Karaoğlan, verilen hapis cezasının infazının tamamlanmasını bekliyor.

‘ANNELERİYLE KALAN ÇOCUKLAR MAHPUS HAYATI YAŞIYOR’

Hapishanede anneleriyle birlikte kalan 743 çocuk bulunduğunu belirten Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Hapiste Çocuk Ağı Temsilcisi Cansu Şekerci, Filiz Karaoğlan özelinde tüm alternatif tedbirlerin üst seviyede değerlendirilerek bir çözüm üretilmesi için ortak bir açıklama yapmayı planladıklarını söyledi.

Şekerci, “Filiz Karaoğlan prematüre doğan ikiz bebekleriyle birlikte şu an içeride. İnfaz kanununda çocuk ve üstün yararını gözeten düzenlemeler yer almıyor. Bu sebeple anneleriyle kalan çocuklar mahpus hayatı yaşıyor. O yüzden Adalet Bakanlığı ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla birlikte bir çalışma yapılması gerekiyor. Bu sayede çocukların da yararını önceleyecek alternatifler ortaya çıkabilir. Bunun dışında Adalet Bakanlığı’na tedbir alınması ve bizimle paylaşılması yönünde başvuru da yaptık” dedi.

nurayHAA

‘BEBEKLERİN KENDİLERİNE AİT BİR YATAĞI YOK’

Filiz Karaoğlan’nun katıldığı bir basın açıklaması nedeniyle “terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına eylem yapmak” suçlamasıyla ceza aldığını ifade eden avukat Mahmut Kaçan, infazın durdurularak adil bir yargılama yapılmasını talep edeceklerini belirtti.

Filiz Karaoğlan ile en son 3 hafta önce görüştüğünü aktaran Kaçan, şunları kaydetti:

“Şu anda 7 aylık ikiz bebekleriyle Patnos Cezaevi’nde 15 kişilik bir koğuşta kalmaya devam ediyor. Psikolojik olarak çökmüş durumda. Bebeklerin kendilerine ait bir yatağı olmadığı için yerde betonun üzerinde yatırmak zorunda kalıyormuş. Yeteri kadar beslenemediklerini ve koğuşta diğer hükümlülerin sigara içtiğini söyledi. Bunları ağlayarak anlattı. Hapishanede her taraf beton. Bebeklerin durumu çok kötü. Maalesef bebeği olan kadınlar için ev hapsi ya da farklı yöntemlerle infazın gerçekleştirilmesi için özel bir düzenleme yok. Sadece Filiz değil bebeği olan birçok kadın bu yöntemlerle hapishaneye konmuş durumda. Ancak Filiz’in durumu biraz daha ağır. Hem tek bir bebek değil, hem de prematüre doğmuş bebeklerden söz ediyoruz.”

‘BEBEKLİ KADINLARIN İNFAZ İÇİN BURALARA KONMASI DEHŞET VERİCİ’

Asıl sorunun bebeklerin anneleriyle olmasında değil hapishane koşullarında olduğuna dikkat çeken Kaçan, şöyle devam etti:

“İnsancıl hukuk ilkelerinden hareketle söyleyecek olursak; Türkiye’deki cezaevlerinde bebeklerin barınma, anneleriyle birlikte kalma koşulları yok. Bu koşulların sağlandığı ülkelerdeki cezaevlerinde kreşler, bakımevleri mevcut. Bebekler anneleriyle birlikte hapiste olabilir ama bu koşullarda değil. İki prematüre bebek yetişkinlerle aynı koğuşta ve oldukça kalabalık. Salt bebek bakımı değil yetişkinler için de ciddi problemler var. Daha insancıl ve çocukların yüksek yararını gözetecek bir infaz sisteminin hayata geçirilmesi gerekir. Bu koşullar sağlanmadan bebekli kadınların infaz için buralara konması gerçekten dehşet verici.”

‘AYAĞIMA ZİNCİR VURSUNLAR AMA EV HAPSİ VERSİNLER’

“İkisi de emeklemeye başlamış, diş çıkarıyorlar. Her gördüğümde dünyam başıma yıkılıyor. Ailece çöktük, iyi değiliz” diyen Karaoğlan’nun kız kardeşi Ülkü Doğan ise şunları dile getirdi:

“Bugün görüşe gittim ve bir kere daha kahroldum, bir kez daha yaralandım. Filiz geç bir evlilik yaptı. Tüp bebekle çocuk sahibi oldular. Bebekleri almak için ısrar ediyorum. Ama hem emziriyor, hem de çocuklarından ayrılmak istemiyor. O yüzden annelerinden koparamıyorum. Kaldıkları yerde diğer mahkumlar da gardiyanlar da yardımcı oluyormuş ama ortam çocuklar için hiç uygun değil. Gerçekten bir suçu olsa ben de cezasını çekmesini isterim. Suçsuz günahsız iki yavrusuyla içeride. Filiz beni buradan kurtarın diye ağlıyor. Ayağıma zincir vursunlar ama ev hapsi versinler, yeter ki çocuklarıma evimde bakayım diyor. Ne olur sesimizi duysunlar!’’

Arin bebeğin annesinin denetimli serbestlik talebi reddedildi.

Astım hastası Arin bebeğin annesinin denetimli serbestlik talebi yine reddedildi. Haberde ayrıca bebeğin hapishane koşullarından yaşadığı sağlık sorunlarına da vurgu yapıldı.

Hapiste Çocuk Ekibi

Cumhuriyet’ten Zehra Özdilek’in 10 Şubat 2019 tarihli haberi

Arin bebek yine çıkamadı

Mardin Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 19 aylık astım hastası bebeği Arin ile kalan Esma Yılmaz’ın infaz hâkimliğine yaptığı denetimli serbestlik başvurusu 3. kez reddedildi.
Mardin Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 19 aylık astım hastası bebeği Arin ile kalan Esma Yılmaz’ın infaz hakimliğine yaptığı denetimli serbestlik başvurusu 3.kez reddedildi. Avukatı aracılığıyla gazetemizi bilgilendiren anne Yılmaz, “Bebeğimin fiziksel, zihinsel ruhsal gelişimini sağlıklı bir ortamda sağlayamadığım için bu durum beni kahrediyor. ”dedi.
‘Gözlem Kurulu rapor hazırlamadı’
Şanlıurfa Cezaevi’nde kalan anne Esma Yılmaz yaklaşık 3 ay önce Mardin Cezaevi’ne sevk edildi. Şanlıurfa İnfaz Hakimliği tarafından denetimli serbestlik başvurusu reddedilen Yılmaz Mardin Cezaevi’nde de denetimli serbestlik başvurusu yaptı. Mardin İnfaz Hakimliği denetimli serbestlik talebini reddettiği gerekçeli kararında anne Esma Yılmaz’ın “örgüte bilerek isteyerek yardım etme” suçunu işlediği gerekçesiyle cezasını infaz ettiği ifade edildi. Kararda Yılmaz’ın denetimli serbestlik şartlarına uymadığı gerekçesiyle Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından rapor hazırlanmadığına değinilerek bu aşamada talebin reddine karar verildiği belirtildi.
‘Arin ring aracında bayıldı’
Avukatı aracılığıyla durumu hakkında bilgi veren Esma Yılmaz 19 aylık bir bebeği bir yatak ve bir sandalye üzerine oturtarak aylar geçirmesini beklemenin ne ölçüde doğru olduğunu bilmediğini söyleyerek, “Kızımın hareket alanını sınırlayamıyorum. Sınırlayamadığım içinde daha fazla hasta oluyor. İlaç daha fazla kullanıyor. Şanlıurfa Cezaevi’ ndeyken Ring aracında hastaneye götürmeye çalıştım araç havasız olduğu için bayıldı. Bir daha da hastaneye götürmeye cesaret edemedim. Anne olarak böyle bir çıkmazın içinde olmak benim de psikolojimi altüst etti” dedi.
‘Beslenmesinde sorun varmış’
Baba Mihdi Yılmaz ise eşinin ve kızı Arin’in sorunlarının devam ettiğini dile getirerek, “Sadece Arin değil 4, 5 tane daha çocuk var. Koşullar aynı. Hastalığı aynı devam ediyor. İki kere infaz memuruyla beraber ben hastaneye götürdüm. İlaçları veriliyor. Bu ilaçların yan etkileride olabiliyor. Bir anda dengesi bozulup düşüyormuş. Ben kendi elimle doktora götürdüm. Beslenmesinde sorun olduğu için bunlar yaşanıyormuş. Annesinin gelmesine izin vermiyorlar. Doktorda annesini yanında istiyor. Denetimli serbestlikle ilgili emsal karararlar varken neden bize bu zulmü yapıyorlar anlamıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Burası beş yıldızlı otel değil’
Açık görüşe gittiğinde çok sıkıntılı geçtiğine değinen Mihdi Yılmaz şöyle devam etti, “Görüşler çok ilkel, ayakta yapıyoruz. ‘Burası 5 yıldızlı otel değil ne bekliyorsunuz’ diyorlar Bize kötü davranıyorlar. Eşlerimize, çocuklarımıza ceza verirler, onları görmemizi engellerler diye sesimizi çıkaramıyoruz. Eşim Urfadan Mardin’e geldi geleli 25 dakikadan fazla telefon görüşü yapamadım. Normalda 45 dakika hakkımız. Evdeki çocuklar perişan biz perişanız. Arin dışında 3 çocuğumuz daha var. Anneanneleriyle beraber bakıyorum. Biz kendimizi anlatmaktan yorulduk artık.”

“Ankara Barosu’ndan Sincan Çocuk Hapishanesi müdürü ve görevlileri hakkında suç duyurusu”

Hapishanelere ilişkin yeterli bir denetim mekanizması olmaması, işkence ve kötü muamele iddialarının araştırılmasını da engellemektedir. Hapishanelerin sivil denetime açılması, var olan denetleme mekanizmalarının ise amaca uygun olarak hak temelli izlemeler yapması gerekir.

Habere göre avukatların görüşme yapmasına engel olan hapishane idaresi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca çocukların kötü muameleye maruz kalacaklarından da kaygılandığına yer verilmiştir.

Hapiste Çocuk Ekibi

Çekirdek Çocuk’un 23.01.2019 tarihli haberi

Ankara Barosu’ndan Sincan Çocuk Hapishanesi müdürü ve görevlileri hakkında suç duyurusu

Ankara Barosu, gardiyanların saldırısına uğrayan çocukların hukuki yardım, avukatların da savunma hakkını engelleyen Sincan Çocuk Hapishanesi müdürü ve görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu

Sincan Çocuk Hapishanesi yönetiminin, 21 Aralık’ta 6 mahpus çocuk ile 2 infaz koruma memurunun yaralandığı olayların üzerini örtme çabasına Ankara Barosu’ndan tepki ve karşı adım geldi.

Baro yönetimi, çocukların yaralandığı olaylarla ilgili hapishane müdürü ve diğer görevliler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Başvuru dilekçesinde çocukların anlatımına yer verildi. Buna göre; C-6 koğuşunda bir çocuğa beş günlük hücre verildi. Cezaya karşı çıkan çocuklar ile gardiyanlar arasında tartışma çıktı. Gardiyanların çocuklara saldırırken, çocuklar kendilerini korumak için direndi.

Çocuklarla görüşen avukatların “kötü muamele” kaygısı gördüklerini de belirten baro, sonraki günlerde hapishaneye giden avukatların saatlerce bekletilip çocuklarla görüştürülmediğini, çocukların hukuki yardım hakkının engellendiğini ifade etti.

Avukatların görevlerini yapma hakkının engellenmesinin suç olduğunu söyleyen baro, Sincan Çocuk Hapishanesi müdürü ve görevliler hakkında “görevi kötüye kullanmak”tan soruşturma başlatılmasını istedi.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑