ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!

ORTAK AÇIKLAMA: HAPİSHANELERDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAM HAKKINDAN ENDİŞE DUYUYORUZ

hapishane

Yetişkin mahpusların tutulduğu Adana (Kürkçüler) E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 18.01.2017 tarihinde çocuk koğuşu olarak adlandırılan koğuşta çıkan yangın nedeniyle Muhammet Erdoğan (17), Ferhat Kaya (17) ve Mehmet Altunhan isimli mahpuslar yaşamını yitirirken Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ın açıklamasına göre 5 infaz koruma memuru ve 3 çocuk da yaralanmıştır. Çocukların yaşamlarını yitirmesinin ardından yangına ilişkin açılan soruşturmada gizlilik kararı verilmiş, süreçle ilgili yeterli bilgiye ulaşılamamıştır.[1]

Yangının ardından sağlıklı bilgilere erişebilmenin yolları aranmıştır;

  • CİSST, çocukların kasıtlı olarak neden yangın çıkarttığının afet ya da yangın söz konusu olduğunda acil bir tahliye planının olup olmadığının anlaşılması için kamera kayıtlarının izlenerek ve çocuklarla görüşme yapılarak bir inceleme yapılması talebiyle Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Adana İl İnsan Hakları Kurulu, Adana İl Cezaevi İzleme Kurulu ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na 19 Ocak 2017 tarihinde başvurularda bulunmuştur. Ancak bu başvuruların sonucunda bilgilendirici nitelikte cevaplar verilmemiştir.
  • Adana Barosu’na kayıtlı, Adana Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi Avukat Tugay Bek ve İstanbul Barosu avukatlarından ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği çalışanı Ezgi Duman yaşananların anlaşılabilmesi için yangın çıkan koğuşta bulunan R.K. isimli çocuk mahpus ile görüşme yapmıştır. (Bu görüşme, herhangi bir savcılık kararı ve yasal dayanağı olmaksızın usulsüz bir şekilde dinlenmiştir. Avukatların, görüşme yaptıkları R.K. isimli çocuğa baskı yaparak yönlendirmeye çalıştıkları iddiasıyla kurum idaresi tarafından tutanak tutularak bağlı bulundukları barolara haklarında soruşturma başlatılması için başvuruda bulunulmuştur.)
  • CİSST, İnsan Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’ndan oluşan heyet, yangının neden çıktına ilişkin doğru bilgilere erişebilmek ve üretilebilecek çözümlere dahil olmak amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne görüşme talebinde bulunmuştur. Ancak bu talep[2] reddedilmiştir.
  • CİSST tarafından, ulusal önleme mekanizması olarak tanımlanan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda çıkan yangınlara ilişkin ortak ziyaret talebinde bulunulmuştur (Bu talep kabul görmüş ancak kuruma yeni atanan üyelerin henüz göreve başlamaması gerekçe gösterilerek ile bu talep belirsiz bir tarihe ertelenmiştir.)

Continue reading “ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!”

Reklamlar
Featured post

Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz

Poyraz Ali Şahsında,

Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz.

safe_image

Türkiye’de, annesi hakkında hapis hükmü verilen 0-6 yaş çocuklar için 3 gelecek söz konusudur. Dışarıda kendisine bakacak yakınları varsa onların yanında kalabilir, kendilerine bakacak kimse yoksa hapishanede anneleriyle tutulabilir veya “devlet korumasında” olan çocuk yuvasına yerleştirilebilirler. Anneler,  dışarıda bakacak kimselerinin olması halinde dahi emzirmek ve güvenlik gibi nedenlerle çocuklarının yanlarında kalmasını isteyebilmektedir. Türkiye’de annesiyle beraber hapiste tutulan 0-6 yaş arası 500’den fazla çocuk var.

Poyraz Ali, annesiyle birlikte hapishanede tutulan çocuklardan biri. Hükümlü ya da tutuklu olmasa da 2 yıldır o da annesi gibi mahpus, çünkü 4 yaşında ve atipik otizmli olmasına karşın hapishane koşulları Poyraz Ali için de geçerli.

Poyraz Ali %40 Engelli Raporu Olan Bir Çocuk

Uzun soluklu ve geniş kapsamlı epidemiyolojik izleme çalışmaları, erken çocukluk döneminin yaşam üzerindeki etkisinin sanılandan daha belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle çocukların gelişim basamaklarındaki kritik ve duyarlı dönemler olan doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası dönemde anne-babaya ve bebeğe verilecek destek hayati önem taşımaktadır. 0-2 yaş ve 3-6 yaş kritik dönemlerdir. Bu dönemlerde çocuklar yeterli uyaran alamadıklarında beynin kalıcı olarak köreleceği, en üst potansiyeline ulaşamayacağı araştırmalarla ortaya konmuştur. Yine araştırmalar, çocukların bulunduğu ortamın onların beyin yapılarını, bilişsel, sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimlerini etkilediğini ortaya koymuştur. 21. yüzyılda olmamıza rağmen halen bebek ve küçük çocuklar risk altındadır.

Continue reading “Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz”

Featured post

Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün

ÇOCUKLARI HAPSETMEMEK MÜMKÜN!

çocuk..

Adalet Bakanlığı’nın Eylül 2015 tarihli verilerine göre 2016 yılı içerisinde Diyarbakır, Hatay ve Tarsus olmak üzere 3, 2017 ve 2018 yılları içerisinde ise Kayseri ve Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde birer yeni Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açılacaktır. Bu yeni hapishanelerin her birinin kapasitesi 288’dir ve Adalet Bakanlığı önümüzdeki 3 yıl içerisinde çocuklar için 1440 ek kapasite yaratmayı amaçlamaktadır.[1]

Türkiye’de çocuklar hapishanelerde;

-Çıplak aramalara maruz kalmakta,

-Kapalı görüş uygulamasında var olan camdan ötürü ailelerine sarılamamakta, hatta dokunamamakta,

-Hapishane yönetimi tarafından verilen 3 öğün yemek dışında, içecekleri su dahil olmak üzere tüm temel ihtiyaçlarını kantinden satın alarak karşılamak zorunda kalmakta,

-Hapishane kurallarına uymadıkları gerekçesiyle 1 ay etkinliklerden men edilme, günde 21 saat olmak üzere 5 gün boyunca odaya kapatma gibi disiplin cezaları alabilmektedir.

Ayrıca;

-2009 yılından 29 Haziran 2015 tarihine kadar geçen 6 yıl içinde hapishanelerde 9 çocuk hayatını kaybetmiştir.[2] 13 Kasım 2015 tarihinde kamuoyunda paylaşılan bir habere göre hapishanelerde hayatını kaybeden çocukların sayısı 10’a yükselmiştir.[3]

-2011 yılı verilerine göre 18 yaş altı çocukların %68,6’sı hapishaneden tahliye olduktan bir yıl sonra adalet sistemine yeniden dahil olmakta ve ceza almaktadır.[4]

Continue reading “Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün”

Featured post

UNICEF’ten Koçyıldırım: “Cezaevlerine kapatılan çocuklar suça daha meyilli”

UNICEF’ten Göktan Koçyıldırım, Gaziantep’te gerçekleşen DENGE Denetimli Serbestlik Gençlik Programı’nın bölgesel tanıtım seminerinde hapsetmenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine de değindi.

Hapiste Çocuk Ekibi

Gaziantep Güneş gazetesinden Çetin Karabıyık’ın 04.09.2018 tarihli haberi

Cezaevlerine kapatılan çocuklar suça daha meyilli

Türkiye’de Denetimli Serbestlik Hizmetlerinde Çocuklar İçin Etkili Bir Risk Değerlendirme Sisteminin Geliştirilmesi Projesi, kısa adıyla DENGE Denetimli Serbestlik Gençlik Programı bölgesel tanıtım semineri Gaziantep’te bir otelde gerçekleşti. Programda konuşan UNİCEF Türkiye Çocuklar İçin Adalet ve Çocuk Haklarının İzlenmesi Sorumlusu Göktan Koçyıldırım, “Çocukları cezaevi infaz kurumlarına kapattığımız zaman suça ve riske daha açık hale geliyorlar ve suç işleme oranları artıyor” dedi.

ADALET SİSTEMİ ZAMAN ZAMAN ÇOCUKLARI YARGILAR

Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve UNICEF’in eş finansmanı ve UNICEF’in teknik desteği ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı ile yürütülmekte olan “Türkiye’de Denetimli Serbestlik Hizmetlerinde Çocuklar İçin Etkili Bir Risk Değerlendirme Sisteminin Geliştirilmesi Projesi”, bölgesel bölgesel tanıtım seminerinde konuşan UNİCEF Türkiye Çocuklar İçin Adalet ve Çocuk Haklarının İzlenmesi Sorumlusu Göktan Koçyıldırım, “Adalet sistemi, zaman zaman çocukları yargılar. Yahut çocuğun içinde bulunduğu durumundan çok vakaya odaklanır. Geçmişteki adalet pratiklerine baktığımız zaman da çocuğun adalet sisteminde çok fazla bir yeri olmadığını görüyoruz. UNICEF olarak adalet sistemi içerisinde çocuklara özgü kuralların geliştirilmesini çok önemsiyoruz. Onları adalet sistemi içerisinde yaşlarını ve içerisinde bulunduğu duruma uygun şekilde muamele görmesini önemsiyor ve bunu bir uluslararası zorunluluk olduğunu farklı vesilelerle hatırlatıyoruz. Bu konuda farklı kurumlarla işbirliği yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’NİN ALDIĞI YOLU VURGULAMAK GEREK

Türkiye’de yapılan çalışmaların öneminden bahseden Koçyıldırım, “Son 15 yıldır Türkiye’nin aldığı yolu da burada vurgulamak gerekir. Özellikle Çocuk Koruma Kanununun kabul edilmesi, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan reformlar, çocuklara avukat atanabilmesi, çocuk mahkemesi hâkimlerimizin, çocuklarla çalışan savcılarımızın sayısının artması, çocuk izlem merkezinin adli görüşme odaları bu takdire şayandır. UNICEF olarak bu çalışların büyük bir kısmında yer almaktan hem onur duyuyoruz hem de bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni tebrik ediyoruz” ifadesini kullandı.

girişim çocuk

ÇOCUKLAR CEZAEVİNE KAPATILDIĞI ZAMAN SUÇA VE RİSKE DAHA AÇIK

Yapılan araştırmalar sonucu cezaevi infaz kurumlarına kapatılan çocukların suça daha meyilli olduğunu söyleyen UNİCEF Türkiye Çocuklar İçin Adalet ve Çocuk Haklarının İzlenmesi Sorumlusu Göktan Koçyıldırım , “Denetimli Serbestlik Sistemi’nde çocuk adaletinin en önemli birleşimlerden adli reform süreci içerinde bizim en önemsediğimiz konulardan, alanlarda biri. Çünkü çocuk adalet sisteminin temel hedeflerinden bir tanesi özellikle suça sürüklenen çocukların potansiyelleri uygun olarak toplum içerisinde rehabilete edilmesi. UNICEF olarak dünyada birçok araştırma yaptık. Türkiye’de ve dünyanın birçok bölgesinde yaptığımız çalışmalarda belli bulgular her yerde her zaman ispatladı. Bu bulgulardan birinci şu; çocukları cezaevi infaz kurumlarına kapattığımız zaman suça ve riske daha açık hale geliyorlar ve suç işleme oranları artıyor. Buna karşın çocukları toplum içerisinde tuttuğumuz zaman, onlara uygun hizmet sunduğumuz zaman iki sonuçla karşılaşıyoruz. Birincisi suç işleme oranları düşüyor. Çocuklar suç davranışında uzaklaşıyorlar ve böylelikle toplumda güvenliği artıyor. İkincisi kamu bütçesi rahatlıyor. Çünkü ceza infaz kurumlarında bir tutuklunun ya da hükümlünün devlet bütçesine maliyeti çok yüksek” dedi.

BİRÇOK ÜLKEYE ÖRNEK OLACAK BİR SİSTEM

“Denge Denetim Serbestlik Programı gelecekte birçok ülkeye örnek olacak bir sistem. Çocukları toplum içerinde tutmak onlara uygun hizmetleri rehabilete olabilecek bir şekilde sunmak anlamına geliyor. Ve sadece yargı sisteminde ya da Adalet Bakanlığı’ndan beklemek mümkün değil. Dünyanın bütün başarılı modelleri bir temel saç ayağı üzerinde yükseliyor. Oda kurumlar arası eş güdümün sağlanması çocuklara uygun hizmetlerin yönlendirilmesi zamanında sunulabilmesi. Bu konuda desteğe ihtiyacımız var.”

ÖNEMLİ MESAFELER KAT EDİLDİ

UNİCEF Türkiye Çocuklar İçin Adalet ve Çocuk Haklarının İzlenmesi Sorumlusu Göktan Koçyıldırım’ın ardından konuşan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcı Vekili İsmail Karataş, “Bilindiği üzere onarıcı adalet anlayışının bir parçası olan Denetimli Serbestlik müessesi Türk Ceza İnfaz Sistemi’ne dâhil olduğu 2005 yılından bu yana önemli mesafeler kat etti. 2005 yılı öncesinde kanunlarla başı derde giren vatandaşlarımıza yönelik daha çok hapis cezası ve para cezaları uygulanırken artık şimdilerde gerek yetişkin gerek çocuk sanık şüpheli hükümlülere yönelik kamu kurumunda ücretsiz çalışma, bir eğitim kurumuna devam etme,  eğitim ve iyileştirme programlarına katılma, tedavi programlarına katılma gibi alternatif bir takım tedbirler uygulayarak ceza adaletinin bir şekilde yerine getirilmesine çalışılmaktadır. Bu alanda yapılan çalışmaların birinci amacı elbette ki suç ve suçluların gidererek azalttığı sağlıklı bir toplum yapısına ulaşabilmektir. Toplamamızın amacı ise çocuklar ceza ve mevzuatımızda çocukla bilindiği üzere suçlu çocuk olarak değil suça sürüklenen çocuk olarak tanımlanır. Dolayısıyla ceza yargılamasında çocuk gelen usule nazaran bir istisna bakış açısı içerisinde barındır. Öyle zan ediyorum ki bu toplantı da bu istisna durumun bir hassasiyetin sonucu olarak düzenlendi. Çocuk ile ilgili değişik formlarda çalışma yapan kurumlar bugün bir araya gelmiş oldu.  Bu toplantının sonucunda suça sürüklenen çocukların yarına önemli bazı sonuçlara ulaşmayı temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

PROJE 22 ARALIK 2018 TARİHİ İTİBARİYLE SONA ERECEK

Son olarak konuşan Cezaevi ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Serdar Sezer, “ Hiç şüphesiz suçluların rehabilitasyonu tekrar suç işlemeleri önlemesi toplumun korunması amacına hizmet etmesi bakımından Denetimli Serbestlik sitemi infaz sistemimiz için önemli ve vazgeçilmezdir. Ülkemizde kurulduğu 2005 yılından bu yana, ceza adalet sistemi içerinde pek çok başarılı çalışmaya imza attı.  Sistemin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi daha iyiye gitmesi ve başarılı çalışmalara imza atabilmesi için çalışmalarımız son hızla yürütülmekte ve sürekli olarak daha iyiyi hedefleyen bir politika izlenmektedir. Son dönemece girdiğimiz bu proje 22 Aralık 2018 tarihi itibariyle sona erecektir” dedi.

ÇETİN KARABIYIK

Hapishanede anneleriyle tutulan çocukların babaları anlattı

Miraz ve Arin bebeklerin babaları hapishane koşullarını, CHP’li milletvekili Gazme Akkuş İlgezdi de neler yapılabileceğini Evrensel’den Buse Vurdu’ya anlattı.

Hapiste Çocuk Ekibi

Evrensel’in 24.08.2018 tarihli haberi

Yüzlerce çocuk bayramda cezaevinde: Çocukların hakları gasbediliyor

Bayramı cezaevinde geçiren Arin ve Miraz bebeğin babaları çocukların cezaevlerinde karşı karşıya olduğu kötü koşulları anlattı.

Buse VURDU
Ankara

Bu bayramı da cezaevinde anneleriyle geçiren yüzlerce çocuktan Arin ve Miraz bebeğin babaları çocukların cezaevlerindeki sağlık durumlarına ve kötü koşullara dikkat çekerken, devletin bu konuda harekete geçmemesine tepkililer.

Yüzlerce çocuk bu bayramı da anneleriyle birlikte cezaevinde geçirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi tarafından 2017 Nisan ayında hazırlanan raporda 0-6 yaş arası 560 çocuk anneleri ile birlikte cezaevinde kalırken bu sayı 3 ay sonraki Temmuz raporunda 668’e ulaşmıştı. Diğer yandan Bakanlık tarafından İlgezdi’nin cezaevinde kaç tane hamile mahpus olduğunu, doğum esnasında veya sonrasında kaç çocuğun yaşamını yitirdiği gibi sorularına ise ‘Bilgimiz yok, kayıtlarımızda yok, tespit edilemedi’ cevapları verilmişti. Aradan geçen bir yılda ise Bakanlık tarafından cezaevlerindeki çocukların durumuna ilişkin herhangi bir çalışma yapılmadı. Bu bayramı da cezaevinde geçiren Arin bebek ve Miraz bebek gibi birçok örnek, kamuoyunda adalet duygusunu ve vicdanları yaraladı.

Urfa 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevinde annesi ile birlikte kalan bir yaşındaki Arin bebeğin babası Mihdi Yılmaz ve Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde annesi Gülistan Diken Akbaba ile kalan 2 yaşındaki Miraz bebeğin babası Cengiz Zaza Akbaba ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi ile cezaevlerindeki çocukları konuştuk.

‘NAKİL İSTİYORUZ’

Bayramı ailecek karşılayamamanın burukluğunu yaşayan Yılmaz ve Akbaba, yetkililerin, cezaevlerindeki çocuklarla ilgili hala bir çalışma yapmamış olmasına da tepkili. En son geçtiğimiz cuma günü görüşe gittiğini söyleyen baba Mihdi Yılmaz, Arin’in bronşit ve astımının ilerlediğini ve son bir haftada yarım kilo verdiğini söyledi. Yılmaz, 10 ay boyunca birçok sorunla karşılaştıklarını dile getirerek Arin’in sağlığına kavuşabilmesi için gerekli adımların bir an önce atılmasını istedi. Emsal kararlar olmasına karşın eşinin denetimli serbestlikten yararlanamadığını dile getiren baba Yılmaz, taleplerinin eşinin bir an önce Mardin Cezaevi’ne nakledilmesi olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Ben alır çocuğumu hastaneye yatırırım, akşamları götürürüm annesi emzirir, sonra bir daha alır hastaneye götürürüm. Eşim de içeride zorlanıyor. Bir haftadır tansiyonu düşüp duruyor. 68 kilodan 57 kiloya düştü o da. Çocuğu gözlerinin önünde eriyor. Sadece eşim değil orada yaşayan 28 yetişkin, 3 çocuk, hepsi etkileniyor, ‘Arin havale geçirecek mi, astım krizi tutacak mı?’ diye bekliyorlar” dedi.

‘BİZİM İÇİN BAYRAM YOK’

Baba Yılmaz, Arin’in psikolojisinin de cezaevi koşullarından etkilendiğini ve git gide asabileştiğini anlattı: “Çocuk da asabileşmiş artık. Saçını çekiyor, kendini ısırıyor, oradakileri ısırıyor, dişlerini gıcırdatıyor… Kapıdan en ufak bir ses gelse kendini kapıya atıyormuş ‘beni dışarıya alın’ diye. Nefes alamıyor… Bizim için bayram yok, şu anda 2 kız çocuğum kayınvalidemle köye gitti. Oğlumla evde yalnız başımıza kaldık. Sanki bayram değil de evimizden cenaze kalkacak gibiyiz. Eşi, çocuğu yanında olmayan insan ne yapabilir bayramda? Ne yaptık da biz bunları hak ettik?”.

Durumun Adalet Bakanlığı’na kadar gittiğini  hatırlatan baba Yılmaz, bu kadar uzun süredir hala bir adım atılmamış olmasına tepki gösterdi. “Bir Arin’i Mardin’e yollamak bu kadar zor bir işse bu devlete diyeceğim bir şey kalmamıştır” diyen baba Yılmaz, Arin gibi 700 bebeğin daha cezaevlerinde aynı durumu yaşadığını söyledi.

aabuyuk

‘ÇOCUKLAR ANNEYE YA DA BABAYA KÜSEBİLİYOR’

Miraz bebeğin babası Cengiz Zaza Akbaba ise cezaevine girip çıkan bebek sayısının dahi yetkililer tarafından bilinmediğine değinerek uygulamada birçok eksiğin olduğunu ifade etti. Akbaba, çocukların yaşlarına göre değişen ihtiyaçlarının da gözetilmediğini belirterek durumun gerek çocuğun gerek annenin hayatını zorlaştırdığını dile getirdi. 2 yaş altı çocukların beslenme nedeniyle anneden ayrılamamasının cezaevi koşullarından çok fazla etkilenmelerine yol açtığını ifade eden Akbaba, Arin bebeğin uzun süredir tedavi olamamasının bunun en açık örneği olduğunu söyledi.

Çocuğunun bayramda hapishanede olmasının çok üzücü bir durum olduğunu söyleyen Akbaba, çocuk nereye giderse gitsin ya annesinden ya da babasından uzak olduğu için bir tarafının eksik kaldığını ifade etti. Akbaba şöyle konuştu: “Cezaevi süreci Miraz 7 aylıkken başladığı için bunu normal kabul ediyor bir nebze. Ama 3-4 yaşında böyle bir olayla karşılaşınca süreci anlayamıyorlar, kavramakta güçlük çekiyorlar genelde çocuklar. Büyüdüğü için Miraz da şu ara annesinin neden dışarı çıkamadığını sorguluyor. Ev diyor koğuşa. Benim “ev”e neden gitmediğimi soruyor. Benim yanımdayken kapalı görüşe götürdüğümde camın bu tarafında ağlıyor “anne” diye, tüm görüşçüleri de ağlatıyor. Sorguladıkça anneye ya da babaya küsme gibi şeyler olabiliyor. Neden yanında olmadığımızı anlayamıyor”.

‘ÇOCUKLARIN AYRI EKMEK VE YATAK HAKLARI YOK’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, cezaevi ortamının ebeveynler ile çocuk arasındaki bağı etkilediğine değinerek özellikle emzirme dönemindeki çocukla annenin birbirinden ayrı kalmasının çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Öte yandan çocuğun cezaevinde annesiyle birlikte kalmasının da cezayı çocuğa da ödetmek manasına geldiğini vurgulayan İlgezdi, “Devlet buna çözüm bulmak zorunda. Aslında bu dünyada da kanayan bir yara ancak bizim ülkemizde koşullar daha da zor. Yine de çözüm üretilmek istenirse yapılabilecek çok şey var. Cezaevlerinde anneleriyle kalan çocuklar da suça sürüklenen çocuklar da cezaevi koşullarında sağlıksız yetişiyor. Gelişimlerini sağlayabilecekleri nitelikli bir ortam yok cezaevlerinde. Ayrıca bu çocuklar x-ray cihazlarından geçiyor günde belki 10 kere, sürekli radyasyon yükleniyorlar. Anneleriyle bir ekmeği, bir yatağı paylaşmak zorunda kalıyorlar. Ayrıca ekmek veya yatak hakları yok çünkü…” dedi.

‘ÇOCUKLARA BEDEL ÖDETİLİYOR’

İlgezdi, cezaevlerinde hiçbir çocuğun kalmaması gerektiğini belirterek bu konuda dünyadaki örnekler de incelenerek farklı uygulamalar yapılabileceğini söyledi. Ceza erteleme, ev hapsi, çocuğun haftada bir ailesiyle bir araya gelebileceği evler ve çocuk köyü projelerinin bunlara örnek olabileceğini ifade eden İlgezdi, “Çünkü sonuç itibariyle bu çocuklar aslında suçlu olmadıkları halde bir suçun bedenli ödemek durumunda kalıyorlar. Dolayısıyla bu çocukların hakları gasbedilmiş oluyor. Cezaevindeki çocukları daha doğmadan bile suçlu kategorisinde bir hayatı yaşamaya mecbur etmek, bir hakkın gasbıdır. Bu çocukları kaybetmememiz gerekiyor. Bunun hızla çözülmesi gereken bir sorun olduğunu düşünüyorum ve durumun takipçisi olmaya da devam edeceğim” diye konuştu.

“Acı rakam: Cezaevinde 3 binin üzerinde çocuk var”

Cumhuriyet’in 20.08.2018 tarihli haberi

Hapiste Çocuk Ekibi

Acı rakam: Cezaevinde 3 binin üzerinde çocuk var

Cezaevlerinde 3 binin üzerinde çocuk var. Yarısı yetişkin koğuşunda kalıyor. 8 yıl içinde 17 çocuk tutuklu yaşamını yitirdi; bunların 9’u intihar etti.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Hapiste Çocuk Ağı Temsilcisi Avukat Cansu Şekerci, milletvekillerinin bilgi edinme önergelerine Adalet Bakanlığı’nın verdiği yanıtlara göre, şu anda 82’si kız çocuğu olmak üzere 3 bin 85 çocuğun cezaevlerinde bulunduğunu söyledi. OHAL sürecinin mahpus çocukları çok etkilediğine dikkat çeken Şekerci, “Mahpus çocuklar bu süreçte çok zarar gördü” dedi. Kendilerinin dernek olarak 2018 yılı tutuklu ve hükümlü çocuk sayılarına ilişkin bakanlığa yaptıkları bilgi edinme başvurusuna bir yanıt alamadıklarını kaydeden  Şekerci ile “cezaevindeki çocuklar” konusunu masaya yatırdık. Ayrıca cezaevine girip, çıkan çocuklar yaşadıkları trajediyi gazetemize anlattı…

Rakamlar bile belirsiz

-Adalet Bakanlığı’nın Nisan 2017 raporlarına göre Türkiye’de 2 bin 800 çocukhapisteydi. Geçen 16 ayda bir artış ya da azalış oldu mu?

Hapishanelerle ilgili istatistiklere ulaşmak ne yazık ki kolay olmuyor. CİSST, yaptığı bilgi edinme başvurularından, medya taramalarından, kurum ve kuruluşların hazırladıkları raporlardan; aynı zamanda milletvekillerinin yaptıkları bilgi edinme başvurularından ve soru önergelerinden en güncel bilgilere ulaşmaya çalışıyor. Ceza ve Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürlüğü de her sene için birim faaliyet raporu sunarak hapishanelerdeki istatistik, çalışma vb. faaliyetleri kamuoyuyla paylaşıyor. 2017 yılına ait birim faaliyet raporu, CTE’nin resmi sitesinde hâlâ paylaşılmış değil. Hapishanelerdeki çocukları tutulma sebeplerine göre ikiye ayırabiliriz. Bir grup 0-6 yaş arasında annesiyle tutulan çocuklar, diğer grup ise 12-18 yaş arasında kanunla ihtilafa düşerek hapsedilen çocuklar. Şubat ayının başında CTE Genel Müdürü’nün TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nda yaptığı açıklamaya göre 12-18 yaş arasında 2 bin 979 çocuk, 0-6 yaş arasında 650 çocuk hapiste. CHP milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin Mayıs 2018’de sunduğu raporda ise hapishanelerdeki çocuk mahpus sayısının 3 bin 85 olduğu, bunların 82’sinin kız çocuğu, 3 bin 3’ünün ise erkek çocuğu olduğu belirtiliyor. Dernek olarak 2018 yılında yaptığımız bilgi edinme başvurularına bilgilendirme içeren bir yanıt ise henüz alamadık. Adalet Bakanlığı bilgiyi paylaşmama nedeni, kimi zaman ‘özel araştırma gerektirir’, kimi zaman da ‘kamuoyunu ilgilendirmez’ gibi gerekçelerle Bilgi Edinme Hakkı Yasası’na dayandırıyor.

-Türkiye’de çocuklar hangi gerekçelerle cezaevlerinde tutuluyor?

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk haklarına dair elimizdeki temel ve değerli belgelerden birisi. Sözleşmenin 37. maddesi, devletin ‘tutuklamayı son çare ve en kısa sürede uygulanması gereken bir tedbir’ olarak kabul etmesi gerektiğini düzenliyor. Uygulamaya baktığımızda ise tutuklama ülkemizde adeta cezalandırıcı bir araç olarak kullanılıyor. Adli-siyasi ayrımı dönem dönem paylaşılan istatistiklerde yer alıyor. Örneğin İlgezdi’nin raporunda mayıs ayı verilerine göre mahpus kız çocuklarının 9’u siyasiyken 73’ü adli olarak paylaşılmıştır. CHP milletvekili Onursal Adıgüzel’in yaptığı bilgi edinme başvurusuna verilen cevapta Nisan 2017 itibarıyla 2 bin 743 mahpus çocuğun 208’inin siyasi olduğu belirtilmiştir. Yine bu başvuruda verilen cevaba göre çocukların en çok uyuşturucu ve hırsızlıkla ilişkilendirilen suçlardan hapsedildiği bilgisine ulaşıyoruz. Bunlara ek olarak belirtmekte fayda var ki mahpus çocuğun hangi suçla ilişkilendirildiği, tutulduğu koşulları belirlemeye başladığı anda ayrımcılık yasağı ihlal edilmiş oluyor ve karşımıza bir insan hakları ihlali olarak çıkıyor.

490-254

-Geçen iki yılda çocuklar hapishanelerde OHAL’i ne şiddette hissetti?

KHK’lerdeki infaz ve yargılama sürecine ilişkin düzenlemeler ne yazık ki mahpus çocukları da etkiledi. Örneğin KHK’lerde yer alan suç gruplarında yargılanan tüm tutukluların telefon görüşmeleri sınırlandırıldı, sınavlara girmeleri engellendi. Avukat görüşleri kayıt altına alındı. Bir tek tek tip kıyafeti içeren düzenlemede çocuklar ayrı tutuldu fakat onun dışındaki tüm sınırlamalar mahpus çocuklara da uygulandı. Mahpus çocuklar bu durumdan ciddi zararlar gördü.
Öldüren koşullar

-Ya içeride hayatını kaybedenler…

CİSST’in Kasım 2017 tarihli “ Çocuk Mahpuslar” raporuna göre 2009 yılından Mart 2017’ye kadar 17 çocuk hapishanede hayatını kaybetmiştir. Bu çocukların 9’u intihar etmiştir. Çocukların ölümleri, işkence ve kötü muamele üzerinden yapılan tartışmalarda devletin yükümlülüklerinin hukuk devleti ve insan hakları temelinde tartışılması gereklidir. Yine aynı rapora göre çocuk mahpusların müşteki/mağdur olduğu şikâyetlerle 484 personel hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmış; soruşturmalar 64 idari ceza, bir hapis cezası ve bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla sonuçlanmıştır.

Tutuklu çocuklar anlatıyor:

-Kafamda hâlâ kırık izleri var
-İşkence seslerini duyuyoruz
-‘Abi artık vurma’ diyordu

M.E. Diyarbakır’da Atatürk Lisesi’nde öğrenciydi. Özgür Gündem gazetesinin satışını yaptığı sırada gözaltına alındı.

Tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi ’ne götürülen M.E., çıkarıldığı mahkeme tarafından “Terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. M.E. gözaltı sürecinde polislerin işkencesine uğradığını söylüyor. Tutuklanmasının ardından Diyarbakır Çocuk Cezaevi’ne götürülen M.E. cezaevinde de işkencenin devam ettiğini belirtiyor. Tedavi haklarının engellendiğini aktaran M.E., “Ciddi hastalıkları olan arkadaşlarımız vardı. Hak ihlalleri nedeniyle 2010’da koğuşta isyan başlatıldı. O süreçten sonra yaşımız tutmamasına rağmen bizi büyüklerin bulunduğu koğuşa naklettiler” diye konuşuyor. 15 Temmuz darbe girişiminden önce Edirne Cezaevi’nde olduğunu aktaran M.E. özetle şunları anlatıyor: “Darbe girişiminden sonra cezaevindeki baskılar daha da arttı. Bandırma’ya sürgün edildik. Ayakta askeri düzende sayım vermemiz isteniyordu. Koridorda bir arkadaşımızı gördüğümüz zaman, selam vermemiz bile engelleniyordu.” Sekiz ay önce tahliye edilen M.E. şu an harıl harıl iş arıyor. Ancak sabıka kaydı nedeniyle kimsenin kendisine iş vermek istemediğini aktarıyor.

Mektuplara özel ‘buhar’

16 yaşındaki D.C. ve 17 yaşındaki K.Y., İzmir’de duvarlara Liseli Öğrenci Birliği’nin parasız bilimsel eğitim talebiyle ilgili broşürlerini yapıştırdıkları sırada gözaltına alınıp çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandılar. Şakran Çocuk ve Gençlik Hapishanesi’e götürülen D.C. ve K.Y. cezaevine daha önce hiç girmedikleri için ortama alışmakta zorluk yaşadıklarını söylüyor.

‘Döverken gördüm’

“Yaşadığımız sıkıntıları cezaevi müdürüne anlatmamıza rağmen hiçbir değişiklik olmuyordu” diyen D.C., “Koğuşta üç kişi kalıyorduk, üçümüzün de kişisel ihtiyaçları alınmıyordu. Örneğin, ipli lif ve kemer gibi şeyleri koğuşumuza alamıyorduk. Savcılığa şikâyet dilekçeleri gönderiyorduk. Daha sonra başka bir gardiyan tarafından öğrendik ki zarflar buhar makinesiyle açılıp okunuyormuş. Şikâyet dilekçelerimiz savcıya ulaşmadan imha ediliyormuş. Dışarıdan gelen mektuplar da engelleniyordu. Bunu cezaevi idaresiyle konuştuğumuzda ise ‘Bizim elimizde mektup yok’ diyorlardı. Fakat görüşçülerimiz gönderdiklerini söylüyordu” diyor.

D.C., adli mahkûmlara şiddet uygulandığına defalarca kez tanıklık ettiklerini belirtiyor. Çocukların çığlık seslerini havalandırmadan duyduklarını aktaran D.C. özetle şunları söylüyor: “Abi yapma”, “Bir daha yapmayacağım abi vurma” gibi sesler geliyordu. Hapishanedeki gardiyanlar oradaki mahkûmlara ağza alınmayacak küfürler ediyorlardı. Başgardiyanın bir çocuğa şiddet uyguladığını gördüm. Tepki göstermemize rağmen başgardiyan çocuğu darp etmeye devam etti.”

HDP’li milletvekili Gergerlioğlu hapishanede anneleriyle tutulan çocukları ve hamile kadınları soru önergesine taşıdı.

HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, hapishanedeki hamile kadınlar ve 0-6 yaş arsında anneleriyle tutulan çocuklarla ilgili 13.07.2018 tarihli soru önergesini Adalet Bakanının cevaplaması için meclise sundu.  Habere göre Gergerlioğlu kendisine ulaşan mektuplardan uygulamaya yönelik durumu ortaya koyarken mevzuatta hamile veya yeni doğum yapan mahpus kadınların infazının ertelenmesine dair yer alan düzenlemeyi de hatırlattı.

Hapiste Çocuk Ekibi

Cumhuriyet’ten Canan Coşkun’un 15.08.2018 tarihli haberi

Doğmamış çocuklar hukuksuzlukla tanıştı: ‘İnsanlık ayaklar altında’

FETÖ suçlamasıyla tutuklu ve hükümlü 4 hamile kadının yaşadıkları, doğmamış canları hukuksuzlukla tanıştırdı.

Kiminin doğum yapmasına birkaç hafta var, kiminin hem karnında hem yanında çocuğu var. Hastaneye götürülmüyorlar, enfeksiyon kapıyorlar, bakımlarını yapamıyorlar. FETÖsuçlamasıyla tutuklu ve hükümlü dört hamile kadına avukat bulabildikleri için ulaşabildik. İnsan hakları savunucusu ve HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Hukuk devleti kriterleri ayaklar altında. Dolayısıyla insani kriterler de ayaklar altında” dedi. Yasa ise “ hamile hakkındaki ceza geri bırakılır” diyor.

-Merve Aydeniz  Çokyılmaz:

Çokyılmaz 8.5 aylık hamile. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 4 Mart 2018’te tutuklandı. ByLock kullanıcısı olmakla suçlanıyor. Bakırköy Cezaevi’nde tutuluyor. Aynı zamanda doktor olan Çokyılmaz’ın avukatı Münevver Öz, müvekkilinin hamileliği boyunca yalnızca bir kere temmuz ayının sonunda doktora götürüldüğünü söyledi. Avukat Öz, muayene sonrası bebeğin olağandan büyük olduğu ve ters gelme ihtimalinin bulunduğu bilgisinin verildiğini belirtti. Çokyılmaz’ın kaldığı koğuşun oldukça kalabalık olduğunu kaydeden avukatı, müvekkilinin enfeksiyon geçirdiğini ve koğuşta düşme tehlikesi atlattığını aktardı. Çokyılmaz hakkındaki iddianame İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve 10 Ekim’e duruşma günü verildi. Bu kararla Çokyılmaz’ın cezaevinde doğum yapacağı da kesinleşti. Çokyılmaz’ın eşi de Edirne Cezaevinde tutuklu.

‘Utanç meselesi’

İnsan hakları savunucusu ve HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, kendine ulaşan mektuplardan öğrendiği mağduriyetlerle ilgili şunları söyledi:

“Tarsus Cezaevi’nde 10 kişilik koğuşlarda 22 kişi kalıyorlar. 2 yatağı birleştirip 3 kişi yatıyorlar. Annesinin yanında kalan bir çocuk ranzadan düşüp çenesini kırmış. 7-8 dilekçe vermeden hastaneye gidemiyorlar. Bunun yanı sıra Tokat Cezaevi’nde de hamile mahpusların olduğu ve 7-8 bebeğin anneleriyle kaldığı bilgisini aldık. Mamalara izin çıkana kadar son tüketim tarihleri geçiyor. Cezaevinde oyuncak ve oyun alanı da yok. Bebeklerin ve çocukların kıyafetlerinde yazı olduğu için kabul etmiyorlar.”

Gergerlioğlu, Ceza İnfaz Kanunu’nun âkim ve savcılarca çiğnendiğini de vurgulayarak, şöyle konuştu: “OHAL döneminin başında FETÖ ’den yargılananlar avukat bulmakta zorluklar yaşadı. Yüksek ücretler talep edilmiş. Hamile tutuklulular avukat bulmakta zorlanıyor, bulabilenlerin avukatları da çok ilgili değil. Yakınlarından haber alabiliyoruz. Özellikle zorunlu müdafiler ilgisiz davrandığı için ağır cezalar veriliyor. Hukuk devleti kriterleri ayaklar altında olunca insani kriterler de ayaklar altına alınıyor. Hiçbir şeye insan hakları açısından bakılmıyor. Her şeye taraftar olma açısıyla bakılıyor. Kişi veya grupları şeytanlaştırmak veya hukuksuzluğu hak edilir kılmak üzere bir kurgu var. Bu durum yıllar sonra utanç meselesi olarak toplumun önüne konacak.”

‘Hamilenin cezası geri bırakılır’

Ceza İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi şöyle diyor: “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında bu fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezası, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.”

61707-3659524-Prison_Babies_MG_01

Aşırı sıcaktan yaralar çıktı

7 aylık hamile Mualla Kübra Alvar, FETÖ soruşturması kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanan başka bir şüphelinin ifadesiyle örgüt üyeliği suçundan 1 Mart 2018’de tutuklanarak Tarsus Cezaevi’ne kondu. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ByLock kullandığı gerekçesiyle 10.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Alvar’ın vücudunda aşırı sıcaktan ve hamilelikten kaynaklı yaralar çıktı. Alvar’ın kardeşi Mevlüde Ahukuş, kardeşinin hastaneye gidebilmek için defalarca başvuru yaptığını, aynı koğuşta kalan Halime Gülsu’nun yaşamını yitirmesinin kardeşini etkilediğini söyledi.

Oğluna babası bakıyor

5.5 aylık hamile Elif Aydın, 3 aydır Gebze Kapalı Cezaevi’nde kalıyor. 2 ve 7 yaşlarında 2 çocuğu daha var. Çocuklarına cezaevinde bakıyordu. 2 yaşındaki oğlu hâlâ Aydın’ın yanında kalıyor, 7 yaşındaki oğluna ise babası bakıyor. Aydın, hakkındaki dava kapsamında 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aydın’ın avukatı Elvan Bağ Canbaz, hâkimin karar duruşmasında müvekkiline, “Çocuğunu düşünüyorsan bildiklerini söyle onlara kavuş” dediğini ve tutukluluğunun devamına karar verdiğini söyledi. Aydın’ın eşi Çetin Aydın ise, kendinden başka bakacak kimse olmadığından oğlunu işe giderken arkadaşlarına bıraktığını söyledi.

Düşük yapma riski var

Bitlis’te özel bir okulda “eğitim danışmanı” olan Emine Ay, 4 aylık hamileFETÖsoruşturması kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanan bir başka şüphelinin ismini vermesi sonucu 4 Temmuz’da ByLock kullandığı gerekçesiyle Gaziantep’te eşiyle birlikte gözaltına alındı. Eşi tutuklanarak Adıyaman Cezaevi’ne konuldu. Gaziantep’ten Bitlis’e götürülen Ay, 8 gün Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün nezarethanesinde tutuldu. Oradaki doktor muayenesinde düşük yapma riski taşıdığı söylendi. 11 Temmuz’da tutuklanarak Bitlis Cezaevi’ne konan Ay’ın 3 ve 7 yaşlarında 2 çocuğu daha var. 3 yaşındaki kızını yanına alan Ay’ın 7 yaşındaki oğluna kayınpederi bakıyor. Oğlu psikolojik sorunlar yaşıyor. Ay’ın avukatı Serdar Yazar, müvekkilinin hamile olduğunu söylediğinde savcının “Bir şey olmaz. Ben de eşimin başında polis dursun isterim” dediğini aktardı. Ay hakkında henüz iddianame hazırlanmadı. Ay’ın kardeşi Veysel Karani Yıldırım, gözaltı aşamasında avukat bulmakta zorluk yaşadıklarını söyledi.

Elazığ hapishanesinde çocuk mahpusun gördüğü işkenceden dolayı firar ettiği iddiası

Hapiste Çocuk Ekibi

Jiyan Haber’in 08.08.2018 tarihli haberi

Cezaevine konulan 17 yaşındaki Batmanlı çocuk maruz kaldığı istismar ve şiddet nedeniyle kaçtı

Batman Cezaevinden, ailesine haber verilmeden Elazığ Cezaevine nakledilen 17 yaşındaki hükümlü A.E. iddialara göre cezaevi çalışanlarının cinsel istismarına maruz kaldığı ve  cezaevi çalışanların istismar ve tehtidlerine dayanamadığı için cezaevinden kaçtığı ortaya çıktı.

İDDİALARI YEREL GAZETE ORTAYA ÇIKARDI

Batman’da bir yerel gazetenin köşe yazarı tarafından kaleme alınan bir yazıda 17 yaşındaki A.E. isimli bir çocuk hakkında açılan soruşturma sonrası Batman Cezaevine konuldu. A.E. bir süre sorna ailesinden habersiz şekilde Elazığ Açık Cezaevine nakledildi. A.E. cezaevinde yerleştiği koğuşa eşyalarını taşırken cezaevi çalışanları tarafından baskı gördüğü ileri sürüldü. İddialara göre cezaevi çalışanları, çocuğa “Biz burada Kürtleri istemiyoruz. İstediğimiz zaman gelip koynumuza gireceksin ya da kaçıp gideceksin” diyerek tehtid ettiği ifade edildi.

ŞİDDETE MARUZ KALDI

Bunun üzerine kendisine yönelik sözlere tepki gösteren A.E. hortumla şiddete maruz kaldığı ve maruz kaldığı şiddet nedeniyle de vücudunda yara izleri oluştuğu belirtildi. A.E. Cezaevinde kendisine yönelik tehtid ve istismar nedeniyle de koğuş arkadaşıyla birlikte, açık izindeyken firar ettiği ifade edildi.

AİLE ENDİŞELİ

A.E.nin ailesi, oğullarının hayatından endişe duyduklarını ifade etti.  Oğlunun, cezasını çekmeye razı olduğunu ancak Elazığ Cezaevine girmemek için her şeyi göze aldığını söyleyen annesi “Oğlum, sadece bir kez özel numaradan aradı. Ben cezamı çekmeye razıyım ama ölürüm de Elazığ Cezaevine dönmem dedi. Oğlum, yaklaşık 10 gündür kayıp. Endişeliyim. Gözüme uyku girmiyor” dedi. (Haber Merkezi)

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑