ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!

ORTAK AÇIKLAMA: HAPİSHANELERDEKİ ÇOCUKLARIN YAŞAM HAKKINDAN ENDİŞE DUYUYORUZ

hapishane

Yetişkin mahpusların tutulduğu Adana (Kürkçüler) E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 18.01.2017 tarihinde çocuk koğuşu olarak adlandırılan koğuşta çıkan yangın nedeniyle Muhammet Erdoğan (17), Ferhat Kaya (17) ve Mehmet Altunhan isimli mahpuslar yaşamını yitirirken Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ın açıklamasına göre 5 infaz koruma memuru ve 3 çocuk da yaralanmıştır. Çocukların yaşamlarını yitirmesinin ardından yangına ilişkin açılan soruşturmada gizlilik kararı verilmiş, süreçle ilgili yeterli bilgiye ulaşılamamıştır.[1]

Yangının ardından sağlıklı bilgilere erişebilmenin yolları aranmıştır;

  • CİSST, çocukların kasıtlı olarak neden yangın çıkarttığının afet ya da yangın söz konusu olduğunda acil bir tahliye planının olup olmadığının anlaşılması için kamera kayıtlarının izlenerek ve çocuklarla görüşme yapılarak bir inceleme yapılması talebiyle Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Adana İl İnsan Hakları Kurulu, Adana İl Cezaevi İzleme Kurulu ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na 19 Ocak 2017 tarihinde başvurularda bulunmuştur. Ancak bu başvuruların sonucunda bilgilendirici nitelikte cevaplar verilmemiştir.
  • Adana Barosu’na kayıtlı, Adana Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi Avukat Tugay Bek ve İstanbul Barosu avukatlarından ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği çalışanı Ezgi Duman yaşananların anlaşılabilmesi için yangın çıkan koğuşta bulunan R.K. isimli çocuk mahpus ile görüşme yapmıştır. (Bu görüşme, herhangi bir savcılık kararı ve yasal dayanağı olmaksızın usulsüz bir şekilde dinlenmiştir. Avukatların, görüşme yaptıkları R.K. isimli çocuğa baskı yaparak yönlendirmeye çalıştıkları iddiasıyla kurum idaresi tarafından tutanak tutularak bağlı bulundukları barolara haklarında soruşturma başlatılması için başvuruda bulunulmuştur.)
  • CİSST, İnsan Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’ndan oluşan heyet, yangının neden çıktına ilişkin doğru bilgilere erişebilmek ve üretilebilecek çözümlere dahil olmak amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne görüşme talebinde bulunmuştur. Ancak bu talep[2] reddedilmiştir.
  • CİSST tarafından, ulusal önleme mekanizması olarak tanımlanan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda çıkan yangınlara ilişkin ortak ziyaret talebinde bulunulmuştur (Bu talep kabul görmüş ancak kuruma yeni atanan üyelerin henüz göreve başlamaması gerekçe gösterilerek ile bu talep belirsiz bir tarihe ertelenmiştir.)

Continue reading “ORTAK AÇIKLAMA: Hapishanelerdeki Çocukların Yaşam Hakkından Endişe Duyuyoruz!”

Reklamlar
Featured post

Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz

Poyraz Ali Şahsında,

Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz.

safe_image

Türkiye’de, annesi hakkında hapis hükmü verilen 0-6 yaş çocuklar için 3 gelecek söz konusudur. Dışarıda kendisine bakacak yakınları varsa onların yanında kalabilir, kendilerine bakacak kimse yoksa hapishanede anneleriyle tutulabilir veya “devlet korumasında” olan çocuk yuvasına yerleştirilebilirler. Anneler,  dışarıda bakacak kimselerinin olması halinde dahi emzirmek ve güvenlik gibi nedenlerle çocuklarının yanlarında kalmasını isteyebilmektedir. Türkiye’de annesiyle beraber hapiste tutulan 0-6 yaş arası 500’den fazla çocuk var.

Poyraz Ali, annesiyle birlikte hapishanede tutulan çocuklardan biri. Hükümlü ya da tutuklu olmasa da 2 yıldır o da annesi gibi mahpus, çünkü 4 yaşında ve atipik otizmli olmasına karşın hapishane koşulları Poyraz Ali için de geçerli.

Poyraz Ali %40 Engelli Raporu Olan Bir Çocuk

Uzun soluklu ve geniş kapsamlı epidemiyolojik izleme çalışmaları, erken çocukluk döneminin yaşam üzerindeki etkisinin sanılandan daha belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle çocukların gelişim basamaklarındaki kritik ve duyarlı dönemler olan doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası dönemde anne-babaya ve bebeğe verilecek destek hayati önem taşımaktadır. 0-2 yaş ve 3-6 yaş kritik dönemlerdir. Bu dönemlerde çocuklar yeterli uyaran alamadıklarında beynin kalıcı olarak köreleceği, en üst potansiyeline ulaşamayacağı araştırmalarla ortaya konmuştur. Yine araştırmalar, çocukların bulunduğu ortamın onların beyin yapılarını, bilişsel, sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimlerini etkilediğini ortaya koymuştur. 21. yüzyılda olmamıza rağmen halen bebek ve küçük çocuklar risk altındadır.

Continue reading “Ortak Açıklama: Hapishanelerde Anneleriyle Beraber Tutulan 0-6 Yaş Çocuklar ve Anneleri İçin Özgürlük Talep Ediyoruz”

Featured post

Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün

ÇOCUKLARI HAPSETMEMEK MÜMKÜN!

çocuk..

Adalet Bakanlığı’nın Eylül 2015 tarihli verilerine göre 2016 yılı içerisinde Diyarbakır, Hatay ve Tarsus olmak üzere 3, 2017 ve 2018 yılları içerisinde ise Kayseri ve Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde birer yeni Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu açılacaktır. Bu yeni hapishanelerin her birinin kapasitesi 288’dir ve Adalet Bakanlığı önümüzdeki 3 yıl içerisinde çocuklar için 1440 ek kapasite yaratmayı amaçlamaktadır.[1]

Türkiye’de çocuklar hapishanelerde;

-Çıplak aramalara maruz kalmakta,

-Kapalı görüş uygulamasında var olan camdan ötürü ailelerine sarılamamakta, hatta dokunamamakta,

-Hapishane yönetimi tarafından verilen 3 öğün yemek dışında, içecekleri su dahil olmak üzere tüm temel ihtiyaçlarını kantinden satın alarak karşılamak zorunda kalmakta,

-Hapishane kurallarına uymadıkları gerekçesiyle 1 ay etkinliklerden men edilme, günde 21 saat olmak üzere 5 gün boyunca odaya kapatma gibi disiplin cezaları alabilmektedir.

Ayrıca;

-2009 yılından 29 Haziran 2015 tarihine kadar geçen 6 yıl içinde hapishanelerde 9 çocuk hayatını kaybetmiştir.[2] 13 Kasım 2015 tarihinde kamuoyunda paylaşılan bir habere göre hapishanelerde hayatını kaybeden çocukların sayısı 10’a yükselmiştir.[3]

-2011 yılı verilerine göre 18 yaş altı çocukların %68,6’sı hapishaneden tahliye olduktan bir yıl sonra adalet sistemine yeniden dahil olmakta ve ceza almaktadır.[4]

Continue reading “Ortak Açıklama: Çocukları Hapsetmemek Mümkün”

Featured post

Çok sayıda çocuk DAİŞ’le ilişkilendirilerek Irak hapishanelerinde tutuluyor.

Habere göre 1-12 yaş arası çocuklar anneleriyle Rusafa Cezaevi’nde, 13-18 yaş arasındaki çocuklar Musul Çocuk Cezaevinde tutuluyor.

Hapiste Çocuk Ekibi

Vatan’ın 17.06.2018 tarihli haberi

Anne babalarının cezasını onlar çekiyor!

DEAŞ’a katılan eşlerinin peşinden Irak’a giden 328 kadın Türkiye’de yargılanmak istiyor. Kadınların yanında yaşları 1 ile 12 arasında değişen çoğu yetim 458 Türk çocuk, zor şartlar altında cezaevinde yaşam savaşı veriyor

Terör örgütü DEAŞ’a katılmak üzere Türkiye ve dünyanın başka ülkelerinden Suriye veIrak’a giden erkeklerin büyük çoğunluğundan haber alınamıyor. Bu militanların öldüğü ya da kayıp olduğu tahmin ediliyor. Ancak kadınlar ve çocuklar söz konusu olduğunda durum değişiyor. VATAN’ın edindiği bilgilere göre Irak İçişleri Bakanlığı’na bağlı RusafaCezaevi’nde DEAŞ militanlarının eşi olan 22 değişik ülkeden yaklaşık 600’e yakın kadın bulunuyor. Bu kadınların 328’ini Türkler oluşturuyor. Bu kadınların yanında zor şartlarda hayatta kalmaya çalışan ve yaşları 1 ile 12 arasında değişen çoğu yetim 458 Türk çocuk yaşam savaşı veriyor.

13-18 yaş grubu

Bunun dışında 13 ile 18 yaş arasındaki çocukların durumu daha da sıkıntılı. Bu çocukların Musul Çocuk Cezaevi’nde tutulduğu belirtiliyor. 13 ile 18 yaş aralığındaki çocukların terör örgütü üyeliğinden yargılanacağı öne sürülüyor. Çocuk tutuklulara ulaşmak şu anda mümkün değil. Yerel basının haberlerine göre Musul’da 13 ile 18 yaşları arasında yaklaşık 300 çocuk tutuklu bulunuyor. Bu çocukların 40-50 kadarının Türk olduğu tahmin ediliyor.

DEAŞ’a büyük tepki

DEAŞ’a katılmak için Irak’a giden kız kardeşi ve iki yeğenini Bağdat’ta arayan Yasin Maden, cezaevi manzaralarını şöyle özetliyor: Rusafa Cezaevi oldukça büyük bir kompleks. İçinde kadınların yargılandığı mahkemeler, tutuldukları binalar, İçişleri Bakanlığı’na ait bir merkez ve akıl sağlığı hastanesi var. Sivil girişi yasak. Ocak ve martta iki kere Bağdat’a gittim. İlk gidişimizde girmeye çalıştık. Bağdat büyükelçiliğimizden tutuklanabileceğimiz ya da kaçırılabileceğimiz konusunda uyardı. Önce iyi davrandılar. Ancak elimizde DEAŞ’lı yakınları olduğumuza dair belgeleri görünce tavırları değişti. Bizi küfürler ederek başka bir yere aldılar. Bizi götürmesi için bir araç getirirlerken daha önceden Irak’ta iş yaptığım bağlantımı aradım. Haşdi Şabi generali olan abisinin iki kez araması üzerine kurtulduk. Gözaltına alınsaydık yasal süre olan 6 ay boyunca tutuklu kalabilirdik. Irak’ta DEAŞ’lılar ve yakınlarına karşı çok büyük tepki var.

Beş dakikada idam cezası!

Bağdat’taki mahkemeleri izleyen birkaç Türk’ten biri olan Yasin Maden, Türk kadınların duruşmalarını VATAN’a anlattı: Mahkemeye zar zor ve şansa girdik. O gün hepsi Türk olan 15 kadının yargılanacağını öğrendik. İlk üç kadının duruşması sona ermişti. 12 Türk kadının duruşmasını izledik. Duruşmada hakim standart 3 soru soruyor. Hakimin soruları, ‘Irak’a neden geldin?, ‘kendi isteğinizle mi geldin?’ ve ‘pişman mısın?’ oldu. Yargılanan 12 kadın, ‘Irak’a ‘İslam Devleti’ kurmak için kendi rızamızla geldik ve pişman değiliz’ diye cevap verdi. Duruşmalar ortalama 5 dakika sürüyor. Hakim kadınlar pişman olmadıklarını söylediklerinde, Türk Büyükelçiliği’nin Iraklı avukatına, ‘Biz bu cezaları boşuna vermiyoruz. Adil yargılıyoruz. Bu kadınlar terör örgütü üyesi ve pişman değiller’ dedi.

Eşlerinin zoruyla…

 

Maden kadınların büyük çoğunluğunun ifadelerinde eşleri tarafından zorla getirildiğini söylediğini belirtiyor: İdam cezası alacağını bilen kadınların ‘pişman değiliz’ demesi bizi çok şaşırttı. Oradaki bağlantılarımız kadınlara bu yönde ifade vermeleri halinde Türkiye’ye gönderilmenin vaat edildiğini söylüyor. İdam cezası alan kadınlar bir daha Rusafa’ya gönderilmeden hükümlülerin bulunduğu cezaevlerine sevk edildiği için diğer kadınlar gelişmeleri bilmiyor. Ayrıca kadınların baskı, şiddet, taciz ya da çocuklarının öldürülmesi gibi tehditlerle zorlandıklarını düşünüyoruz. Bunun sağlıklı başka bir izahı yok. Kürt Bölgesi’nde Erbil’de aynı durumda yargılanan 58 kadın beraat ederek Türkiye’ye yollandı. Bu kadınlar ellerine silah almamış ve kimseyi öldürmemiş. Suçlu olduklarına inanıyorum ama idamlık olduklarını düşünmüyorum. Adil yargılanmıyorlar. Bağdat’ta bu duruşmaları yapan iki mahkemenin biri sadece idam, diğeri ise sadece müebbet hapis cezası veriyor.

İdamlar başlamadı

Yasin Maden cezaevi şartlarını ise şöyle anlatıyor: Dışişleri Bakanlığı’ndan 26 Mart’ta giden heyete kadar Irak kimi yargıladığını bilmiyordu. Kimlikler beyan üzerine alınırken şimdi tespit yapılıyor. Daha idamlar başlamadı. İdam cezası için bir yıllık temyiz süreci var. Cumhurbaşkanı’nın da idamı onaylaması gerekiyor. Erkek tutukluların durumu daha iyi. Avukatla görüşüp, 20 günde bir telefon edebiliyorlar. Telefon hakkı olmayan kadınlar günde sadece 1 saat güneşe çıkarılıyor.
2 bin Ezidi çocuk kayıp
Kız kardeşi ve iki yeğenini aramak için Bağdat’a giden Yasin Maden, Ezidi çocuklarının durumuna dikkat çekiyor: DEAŞ militanları Ezidi bölgelerine saldırdıklarında erkekleri öldürüp, kadınları cariye yani seks kölesi olarak kullandılar. Ezidi ailelerin çocukları ise ailelere dağıtılmış. Iraklı Ezidi milletvekili Vian Dakhil, 2 binden fazla çocuğun kayıp olduğunu söylüyor. Türkiye’den giden ailelerde de 100 kadar Ezidi çocuğun bulunduğu zannediliyor. Bazı kadınlar bunu sorgularında itiraf etmiş. Onun için Irak, 5 yaşından küçük tüm çocuklara DNA testi yapıyor. Anne ile sonuçlar tutmazsa kimlik tespiti yapılıyor. Türk çocuklarının iadesi için bu sorunun çözülmesi lazım. Ezidi çocukları saptayıp ailelerine vermek istiyorlar. Irak’ta doğmuş kimliği bile olmayan çok çocuk var. Kadınların iadesi konusunda ise Irak’ın net bir tavrı yok.

Kanunla ihtilafa düşmüş, hapsedilmiş çocuklara bakış açısı ve farkındalık araştırması yapıldı.

Habere göre yapılan araştırma ceza adalet sistemine, tahliye sonrasına ve hapsetmenin koşullarına ilişkin veriler içermekte. Öte yandan çarpıcı bir sonuç da toplumun %15’inin “suça sürüklenmiş bir çocuğa idam uygulanmalı mı” sorusuna “hayır” dememesi.

Hapiste Çocuk Ekibi

Milliyet’in 11.06.2018 tarihli haberi

‘Çocuk ceza yerine ıslah edilsin’

“Acıbadem Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi” ile “Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği” öncülüğünde 2017-2018 dönemine ait “Suça Sürüklenmiş Çocuklara Toplumun Bakış Açısı Araştırması” ile “Çocuk Hakları Farkındalık Çalışması”nın ilk bulguları ortaya çıktı.

696 kişinin katıldığı “Suça Sürüklenmiş Çocuklara Toplumun Bakış Açısı Araştırması”na göre toplumun yüzde 89’u ceza adalet sisteminin suça sürüklenen çocukların geri kazandırılmasına yardımcı olmadığı görüşünde. Araştırmaya katılan vatandaşların yüzde 85’i onarıcı hukuk sisteminin çocuğu topluma kazandıracağını söylüyor. Çarpıcı sonuçlardan biri de 12 yaşından küçük çocukların hırsızlık yapması durumunda adli süreçten önce başka yollar aranması talebi. 12 yaşından küçük çocukların adli süreçten önce farklı ıslah çalışmalarına yönlendirilmesi gerektiğini söyleyenlerin oranı yüzde 62.6. Sosyal yaşantısında halihazırda ‘ilişki-iletişim’ kurduğu bir kişinin çocukken suç işlemiş olmasını önemseyenlerin oranı yüzde 34. Ancak işveren konumunda olup “Huzursuz olmam” diyenler sadece yüzde 24.7.

% 66.2 idama karşı

İdam cezasının uygulanmamasını isteyenlerin oranı yüzde 62.6. “Suça sürüklenmiş bir çocuğa idam cezası uygulanmalı mı?” sorusuna ise “Hayır, uygulanmamalı” diyenlerin oranı yüzde 85 olarak tespit edildi.

Acıbadem Suç ve Şiddeti Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Oğuz Polat sonuçları şöyle değerlendirdi: “Risk altındaki çocuklar konusuna bakıldığında çocukların ev ve okul başta olmak üzere yaşadıkları ortamlarda önce istismara maruz kaldıkları görülmektedir. Fiziksel veya cinsel istismara maruz kalmış olan çocuk sokağa kaçmakta ve eve geri dönmemektedir. Sokakta yaşayan çocuğun ilk öğrendiği şey düzensiz hayat ve uyuşturucu. Bir süre sonra da bir çeteye bağlanıyorlar ve suça bulaşıyorlar. Ceza infaz kurumlarında rehabilitasyona yönelik yapılanlar çok zayıf. Suç işlemiş çocukların rehabilitasyonu temel amaç olmalı. Bakanlığın bu konuda yetersiz çalışmalar ve kadrolarının bulunması belki de aşılması gereken ilk adım olarak dikkat çekmektedir. Cezaevinden çıkan çocuğun topluma kazandırılması çok önemlidir.”

kid-jail-illustration-41393658

‘Çocuk haklarını bilmiyoruz’ 

Çocuk haklarıyla ilgili bilgi ve görüşlerin ölçüldüğü araştırmanın ilk aşamasında İzmir’de 700 kişiye ulaşıldı. Sonuçlara göre, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden haberdar olanların oranı yüzde 67, sözleşmenin içeriğinden haberdar olanların oranı yüzde 47’de kaldı. Vatandaşların yaklaşık üçte biri çocuk hakları sözleşmesi ve içeriğinden haberdar olmadığını söyledi. Türkiye’nin bu sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığı konusunda bilgi sahibi olanların oranı yüzde 50 olarak tespit edildi. Çocuk haklarında ihlallerin bildirildiği yardım hattının ALO 183 olduğunu bilenler ise sadece yüzde 24 olarak tespit edildi.

Araştırmaya katılan vatandaşların yüzde 85’i onarıcı hukuk sisteminin çocuğu topluma kazandıracağını söylüyor.

İHD İstanbul şubesi, 9-10 Haziranda çocukları konuştu

İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesi çocuk hakları komisyonunca 9-10 Haziran tarihlerinde gerçekleşen 2. Çocuk Hakları Sempozyumu’nda mahpus çocukların son senelerde gördüğü işkence ve kötü muamele istatistikleri paylaşıldı. Ceza infaz kurumlarında anneleriyle birlikte kalan 700 çocuğun bulunduğu hatırlatıldı.

Hapiste Çocuk Ekibi

sanalbasın’ın 10.06.2018 tarihli haberi

İHD’nin AKP Raporu: Cinsel istismar, çocuk işçiler ve cezaevi çocukları

İHD İstanbul Şube tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda son 16 yılda 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptığı açıklandı. Rapordaki bilgilere göre 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını doğrulandı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, dün TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde “Gündemimiz Çocuk, Çocuk Haklı” başlıklı bir sempozyum düzenledi.

Sempozyum, İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu’nun hazırlamış olduğu insan hak ihlali raporunun okunmasıyla başladı. Raporu, okuyan Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Zelal Coşkun, şöyle konuştu:

SUÇLAR %46 ORANINDA ÇOCUKLARA KARŞI

“Adalet verileri, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını ortaya koyuyor. ECPAT 2015 yılı Türkiye Raporu’na göre; çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturuyor. Türkiye’deki cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor.

18 YAŞ ALTI 440.000 KIZ ÇOCUĞU DOĞUM YAPTI

Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sıradadır. TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son 6 yılda 142 bin 298 çocuk anne oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi.

Türkiye’de AKP’nin iktidarda olduğu 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti.”

17 BİN İSTİSMAR DAVASINDAN %45 MAHKUMİYET SONUCU VAR

Adalet Bakanlığı verilerini de paylaşan Coşkun, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttığını söyledi. Bakanlığın 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açıldığını aktaran Coşkun, bu davaların yüzde 45’inin mahkûmiyetle sonuçlanmadığını vurguladı.

Eğitim hakkı raporuna göre ise, örgün ve yüksek eğitimde var olan cinsiyet farkının kapatılmadığını aktaran Coşkun, şöyle devam etti:

“Kadınların net okullaşma oranları açık öğretim hariç tüm düzeylerde erkeklerden geri durumdadır. İlkokuldan orta öğretime geçişte kız öğrenci kaybı erkeklere göre yoğunlaşmıştır. ‘Yeni müfredatta’ bilime, sanata, emeğe, mücadeleye, sevgiye, paylaşmaya, kadına yer yokken aile yaşamını kutsayan ve kadını yok sayan cinsiyetçi politikalar yaygınlaşmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde çocuk yaşta evlilik ve nişanlılık nedeniyle eğitime devam edemeyenlerin yüzde 97,4’ü kız öğrencilerdir.

380.000 ÇOCUK OKULA GİDEMEMEKTEDİR

Öte yandan MEB’in 2017 tahminlerine göre, 490 binden fazla Suriyeli çocuk ülkenin çeşitli yerlerinde okullara kayıtlı durumda, buna karşın 380 bin çocuk ise okula gidememektedir.

Kayıtlı olmayanlar bu rakamlara dâhil değilken, kayıtlı olmasına rağmen okula düzenli olarak gidemeyen mülteci çocukların rakamı ise net değildir. Bu durum yüz binlerce Suriyeli mülteci çocuğun kayıp kuşak olduğunun, her türlü istismarla yaşamak zorunda kaldıklarının, korunmadıklarının ilanıdır.”

images

ÇALIŞAN HER ON ÇOCUKTAN SEKİZİ KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR

Coşkun, çocuk işçiliği ve “yaşam hakkı” verilerini de paylaştı. Türkiye’de çocuk işçi sayısının iki milyona yaklaştığını ifade eden Coşkun, “Çalışan her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı olarak çalışıyor. Mesleki eğitim alan özellikle turizm sektöründe uzun saatler çalıştırılan stajyerler, yani ‘çocuk işçiler’ ve çocuk isçiliği sayılabilecek uygulamalar ile çıraklık eğitimi alanlar resmi olarak çocuk işçi sayılmamaktadırlar.

2018 yılında 15-16 ve 17 yaşında olan üç çocuk çalışırken hayatını kaybetti ve ölen çocukların üçü de tarım emekçisiydi” dedi.

cropped-sincan-cezaevinde-cocuk-mahpuslara-ciplak-arama-11.jpg

700 ÇOCUK ANNELERİYLE BERABER CEZAEVİNDE

Bakanlığın verilerine göre, 2009’dan 2017 yılına kadar 18 ila 21 yaş arasında 68 çocuk ve gencin yaşamını yitirdiği kaydeden Coşkun, ölümlerin de “şüpheli” olarak kayıtlara geçtiğini belirtti. İHD’nin verilerine göre, çocuklarla ilgili son 3 yılda 18 işkence başvurusu yapıldı.

Ayrıca, çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkence iddialarıyla ilgili 2015 yılında 4, 2016 yılında 4, 2017 yılında ise 10 başvuru yapıldığı kaydedildi. Yaklaşık 700 çocuk da anneleriyle birlikte cezaevinde kaldığı ifade edildi.

Eskişehir H tipi kapalı ceza infaz kurumunda anneleriyle kalan 0-6 yaş çocukların şartlarının iyileştirilmesi için proje imzalandı

Habere göre 15-18 yaş arası hükümlü çocuklar da proje kapsamında anılıyor fakat projenin aktarımında bu yaş grubu çocuklarla ilgili bilgiye yer verilmediği dikkat çekiyor.

Hapiste Çocuk Ekibi

Haber Türk’ün 17.05.2018 tarihli haberi

 

Cezaevindeki çocukları mutlu edecek proje

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir Sağlık Müdürlüğünce hazırlanan “Küçük adamlar mutlu oyunlar” projesiyle suç işleyen anneleriyle cezaevinde kalan 0-6 yaş grubu çocukların sosyal ve ruhsal yönden motive edilmesi, yaşam alanlarının iyileştirilmesi ile hükümlü 15-18 yaş grubu gençlerin yeniden hayata kazandırılması amaçlanıyor.

İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde, Eskişehir H Tipi Cezaevi İnfaz Kurum Müdürlüğü, Eczacı Faruk Erden Anaokulu ve Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Eskişehir Temsilciliğinin iş birliğiyle geliştirilen projenin protokolü, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Uğur Bilge, Cezaevi Müdürü Kamil Özdemir ile TÜGVA Eskişehir İl Temsilcisi Fatih Sert tarafından imzalandı.

Doç. Dr. Bilge, yazılı açıklamasında, Eskişehir H tipi Ceza ve İnfaz Koruma Kurumunda kalan suç işleyen annelerin yaşamına dahil olan 0-6 yaş grubu çocukların sosyal ve ruhsal yönden motive edilmesi, yaşam alanlarının iyileştirilmesi ve etkinleştirilmesi ile hükümlü olarak kalan 15-18 yaş grubu gençlerin yeniden hayata kazandırılıp, bilinçlendirilmesini hedefleyen projeyle UNICEF Çocuk Hakları Genelgesi’ne göre yüksek fayda içeren aktivite çalışmalarının yürütülmesinin amaçlandığını belirtti.

İki aşamalı projenin 6 ay süreceğini ifade eden Bilge, şunları kaydetti:

“Projenin ana sponsoru TÜGVA Eskişehir Temsilciliği olup, Eczacı Faruk Erden Anaokulu çalışanları, merhum Cumali İspir ve Korel şirketinin sahibi Ali Korkmaz’dır. Projenin ilk ayağında Eskişehir İnfaz Koruma Kurumunda kalan suç işleyen annelerin yaşamına dahil olan 0-6 yaş grubu çocukların sosyal ve ruhsal yönden motive edilmesi ve etkinleştirilmesi ile hükümlü olarak kalan çocuklara resmi ve dini bayramlarda özel etkinlikler düzenleyerek onların hayatlarına sıcak ve keyifli saatler katarak mevcut çocukları mutlu ve memnun etmektir. İkinci aşamada ise 0-6 yaş grubu çocukların yaşadığı alanların çocuk ruhuna uygun dizayn edilerek kreş ve kum oyun parklarının hazırlanması, açık alanda zaman geçirecek eğlendirici ve motive edici kalıcı uygulamaların hayata geçirilmesiyle dezavantajlı bireylerin hayata kazandırılması, sosyal ve ruhsal yönden motive edilerek bu tür bireylerin hayat öykülerinin kalite yönünden iyileştirilmesi hedeflenmektedir.”

Bilge, bu tür çalışmaların insan ve çocuk sağlığına maddi ve manevi değerler katacağını vurgulayarak proje ekibi, sponsorlar ve emeği geçenlere teşekkür etti.

CHP, “Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri Raporu”nu yayınladı

Habere göre hapishanelerdeki hak ihlalleri vurgulanırken çözüm önerilerinden biri de bağımsız denetimin sağlanması oldu. Kapasiteye yer verilirken çocuk mahpuslara da değinildi. CHP’nin internet sitesinde paylaştığı rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Hapiste Çocuk Ekibi

Cumhuriyet’in 8 Mayıs 2018 tarihli haberi

‘Daha fazla cezaevi daha fazla işkence’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, “Bu ülkenin gerçeklerini görmek isteyenler ülkenin cezaevlerine baksınlar. 5 yıl içinde 35 yeni cezaevi yapılacağı önceden ilan edilmişti. Bu ülkede artık fabrikalar yapılmıyor, üretim yapılmıyor, adil bir bölüşüm gerçekleştirilmiyor.” ifadesini kullandı.

AKP iktidarı döneminde cezaevlerine ilişkin rapor hazırlayan CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, “AKP manifestosu gerçekleri yansıtmıyor. Çünkü bu manifestoda Türkiye’nin gerçekleri bulunmuyor. Bu ülkenin gerçeklerini görmek isteyenler ülkenin cezaevlerine baksınlar. AKP’nin Gizli Manifestosu: ‘Daha fazla cezaevi, daha fazla ölüm, daha fazla işkence’” dedi.

Continue reading “CHP, “Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri Raporu”nu yayınladı”

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑