Haberler

Türkiye’deki Çocukluk Algısı ve Çocuk Mahpuslar

Güncel Hukuk Dergisi Ocak 2017 sayısında yayınlanmıştır.

 

Türkiye’deki Çocukluk Algısı ve Çocuk Mahpuslar

510

Mahpus çocuklar, kanunlarda suç olarak nitelendirilen eylemler gerçekleştirdikleri için Türkiye’deki çocukluk algısının dışında kalıyorlar. Türkiye’de Osmanlı döneminin son yıllarından itibaren ve özellikle Cumhuriyet dönemi ile birlikte çocukluğun kültürel ve politik bağlamda nasıl inşa edildiği incelenecek olursa[1], bugün ki çocukluk algısının zemini daha anlaşılır olur. Özetlemeye çalışacak olursak, özellikle ulus devletin inşasında, çocukluk “milli” bir pedagoji doğrultusunda ele alınmış ve çocuklar için hazırlanan kaynakların yanı sıra yetişkinlere de terbiyeli ve milli değerler ile kuşatılmış çocukların nasıl yetiştirileceğine dair bilgi üretimine başlanmıştır.  Bu bilgi üretimi, bugün de devletin resmi kurumlarında varlığını sürdürüyor; çocukluk, tekillerin öznelliğinden uzak bir şekilde sadece aile kavramının sıkıştırılarak tartışılıyor. Türkiye toplumunun büyük bir çoğunluğunun “sizce çocuk nedir, çocuk kimdir?” sorusuna vereceği yanıt aşağı yukarı aynıdır diye tahmin ediyoruz; yarınların teminatı, geleceğimiz, terbiye edilmesi/eğitilmesi gereken, masum, sürekli oyunlar oynayan, mutlu bir ailesi olması gereken” varlıklar. Özellikle cumhuriyet dönemine geçiş ile birlikte üretilen bu bilginin sonucunda yaratılan çocukluk algısı, çocuklarla hiyerarşik bir ilişki kurulmasına ve öncelikle ailelerde, sonra hemen hemen tüm resmi kurumlarda ve çoğu gayrı-resmi kurumda çocuklar adına kararlar alınmasına, bu kararların uygulanış biçimlerinde de ödül-ceza gibi yöntemlerin hayata geçirilmesine sebep oluyor.  Çocukların temsiliyeti hep yetişkinler tarafından sağlandığında, çocukların kanunlarda “suç” olarak nitelendirilen bir eylemi gerçekleştirmesi, yine bir yetişkinin ya da arkadaş çevresinin etkisine dayandığına ilişkin ön kabulleri beraberinde getiriyor. Peki ya çocukların çoğu, gerçekleştirdikleri eylemin kanunlarda suç anlamına geldiğini biliyorsa ve bir yetişkinin vs. etkisinde değilse?

Örneğin mahkemeler çocukları 12 yaşından itibaren yargılayıp hapsedebiliyor, bir nevi siyasal iktidar çocukların iradesini tanıyor ancak 18 yaşından önce çocuklar oy kullanamıyorlar. Tek ifade alanı oy kullanmak olmasa dahi Türkiye’de çocukların kendilerini ifade edebilecekleri, temsiliyetlerinin, söz haklarının olabileceği herhangi bir alan da bulunmuyor, çocukları aileleri ya da başka yetişkinler temsil ediyor, çocuklar adına kararlar alıyorlar. Çocukların toplumsal bir soruna dair fikirleri ya da çözüm önerileri olduğunu düşünmek ise neredeyse bir ütopya…

Tüm çocukların eşit koşullarda yaşadığını söylemek mümkün değildir ve bu koşullar değiştikçe, çocukların kendilerini ifade ediş biçimleri de değişkenlik gösterebilir. Bu değişkenlik göz önünde bulundurulmadığında, yani çocukların kendilerini ifade ediş biçimleri, davranışları “norm” dışı geliştiğinde çocuklar “serseri, tinerci, katil, terörist” gibi etiketlerle damgalanabiliyorlar. Bu etiketler, çocukların tehlikeli oldukları varsayımları sebebiyle beraberinde iyileştirme, rehabilitasyon gibi kavramlara da zemin oluşturuyor.  Mahpus grupları arasında özellikle çocuk mahpuslar için iyileştirme, rehabilitasyon kavramları çok fazla bir araya getiriliyor. Bu yaklaşım, suçu bireyselleştiriyor, toplumsallaşan sorunları daha da görünmez kılıyor. Örneğin hapishanelerde en çok “mala karşı işlenen suçlar”dan dolayı çocuklar tutuluyor ancak bu rehabilitasyon veya iyileştirme ile çözülebilecek bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik eşitsizliğin de bir sonucudur.  “Kapitalizm ve Paternalizm Kıskacında Çocuk” konulu bir sempozyumda Malatya Cumhuriyet Savcısı Kurtuluş Tayanç Çalışır’ın dediği gibi “Özel mülkiyetin tavan yaptığı bu kapitalist düzende çöp kutusundan yemek arayan bir çocuğun fırından ekmek ya da simidi izinsiz almasını hırsızlık kabul eden bu düzenle mücadele edilmelidir[2]

Bir çocuğun kendini ifade ediş biçiminin şiddet içerir hale gelmesi de, toplumdaki şiddetten bağımsız düşünülemez ve bir çocuğun kendine ifade alanı bulamadığı için gerçekleştirdiği bir yöntem olabilir.

Özetle çocukların ekonomik, sosyal, politik ortamları ve deneyimleri doğrultusunda düşüncelerinin kendilerini ifade ediş biçimlerinin değişebileceğini, çok farklı çocukluk deneyimleri olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Çocukluk algımıza dair ise en başından, yani “çocuk kimdir, çocukluk nedir?” sorusundan yeniden başlayarak bu tartışmaları yapmak, -her ne kadar çocuklar istediklerinde kendini bir şekilde duyursa da- çocukları dinlemek, çocuklarla birlikte tartışmak gerekiyor.

Bizler, çocuk hakları savunucuları olarak, çocuklar yaptıkları eylemin farkında olmadıkları, masum oldukları için çocuk hapishaneleri kapatılsın demiyoruz. En başta biliyoruz ki, hapishanelerin bir ideolojik temeli var ve çocukları özne olarak algılayan bir sistem kurgusu yok. Biliyoruz ki, kapatılmak ve kapatılma ile birlikte çocukların karşı karşıya kaldıkları birçok uygulama, daha çok erken bir yaşta çocukların adalet duygusunu zedeliyor, damgalanma hissi yaratıyor ve yaşama dair planlarını alt üst ediyor.

 

Çocuk Hapishanelerine dair istatistikler…  

 

Sözleşmelere, yasalara bakacak olursak, Türkiye’nin tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin resmi yasası olan Çocuk Koruma Kanunu çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasının başvurulacak en son çare olması gerektiğini ifade eder. Türkiye’nin “en son çare” vurgusunu sözleşmeye taraf olarak ve resmi yasasına uyarlayarak kabul etmesi, kapatılmanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini kabul ettiği anlamına gelir. Ancak bu kabulün pratik yansımalarında, yeni çocuk hapishaneleri açmayı hedefleyen stratejiyi anlamlandırmak mümkün olmuyor.

 

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Kasım 2016 istatistiklerine göre; 645 hükümlü, 1.795 tutuklu çocuk bulunuyor[3] ve şu anda İstanbul, Ankara, İzmir ve Hatay’da olmak üzere 4 çocuk hapishanesi, İstanbul, Ankara, Denizli ve İzmir’de olmak üzere 4 çocuk eğitimevi bulunuyor. “2018 yılı sonuna kadar Tarsus, Kayseri, Diyarbakır ve Çorlu’da 4 çocuk hapishanesi daha açılacak. Tutuklu çocuklar kapalı hapishanelerde, hükümlü çocuklar eğitimevlerinde tutuluyor.  Şu anda faaliyet yürüten 4 kapalı çocuk hapishanesinin toplam kapasitesi 1.296. Adalet Bakanlığı açılacak 4 çocuk hapishanesi ile 1.152 çocuğu daha kapatmayı hedefliyor! Yani 2018 yılı sonunda 2448 kapasiteli toplam 8 tane çocuk hapishanesi, 600 civarında hükümlü çocuğun tutulacağı 4 eğitimevi bulunacak.[4]” Kapalı çocuk hapishanelerinin hepsi oğlan çocukları için, 4 eğitimevinden ise yalnızca biri kız çocukları içindir. 2016 Eylül ayında 670 çocuktan, 651’i oğlan çocuğu, 19’u kız çocuğuydu. Oğlan çocukları için açılan eğitimevlerinin kapasitesinin 450 olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda 200 çocuk kapasite yetersizliği sebebiyle hapishanede tutulacaktır.

Bu temel veriler dahi birçok soruna işaret ediyor;

– En başta tutukluluğun çocuklar için günden güne bir cezalandırma haline dönüştüğünü ve bu dönüşümün kendini sürdüreceğini söylemek mümkündür. Çünkü çocukların tutuklu yargılanma süreleri en az 6 aydan başlayarak, 2 yıla kadar sürebiliyor. Mektubunda, 18 ay olduğu halde hala iddianamesinin yeni hazırlandığını ve buna sevindiğini yazan çocuk var…

– Çocukların çoğu yetişkinlerin kapatıldığı hapishanelerde ayrı koğuşlarda tutuluyorlar. Bu hapishanelerin koşulları kapalı çocuk hapishanelerinin koşullarından çok daha kötü ve Adalet Bakanlığı’nın hedefi bu koğuşlarda tutulan çocukları açılacak yeni çocuk hapishanelerine sevk etmek olabilir ancak burada da çocukların avukatları ile olan iletişimlerini minimum seviyeye düşürür ve bu durum savunma hakkına erişimi zorlaştırır. Avukatı ile iletişiminin minimum seviyeye düşmesinin yanı sıra, çocukların bakım verenleri ve sosyal çevreleri ile olan iletişimlerini de minimum seviyeye düşürür. Çünkü avukatın müvekkilini, bakım verenlerinin ya da sosyal çevresinin çocuğu görebilmesi için il değiştirmesi, yani her hafta belli bir ulaşım bedelini ödemesi gerekiyor. Adalet Bakanlığı bunu da ödeyecek mi?

– Sayıca az oldukları için neredeyse hiç görünür olmayan tutuklu kız çocukları yetişkin kadın hapishanelerinde, hükümlü kız çocukları ise Denizli Eğitimevinde tutuluyor. Tutuklu kız çocukları ile tutuklu oğlan çocukları eşit koşullarda tutulmamakta, cinsiyete dayalı ayrımcılık söz konusu olmaktadır. Hükümlü kız çocuklarına dair de yine ulaşım sorunu karşımıza çıkıyor. Örneğin, çocuğun ailesi Mardin’de ise, çocuğunu görmek için Denizli’ye gelmesi gerekiyor.

– Çelişkili İnfaz Rejimi…

Kapalı Çocuk Hapishanelerine bakıldığında, psiko-sosyal görevlilerin sayısının yetişkinlerin kapatıldığı hapishanelere kıyasla çok daha fazla olduğunu, Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi uygulandığını, etkinliklerin çok daha fazla olduğunu görmek mümkün oluyor. Ancak tüm bu uygulamaların yanında çıplak aramanın yetişkinler gibi çocuklara da uygulandığını, ayda üçü kapalı biri açık olmak üzere 4 kez bakım verenleri veya sosyal çevreleriyle görüş hakları olduğunu, odaya kapatma(hücre de demek mümkündür) cezasının, etkinliklerden men etme cezasının olduğunu da görmek gerekiyor. Parası olmayan bir çocuğun günde verilen üç öğün yemek saatleri dışında musluktan su içmek zorunda olduğunu, geri kalan tüm temel ihtiyaçlarını yine kantinden satın almak zorunda olduklarını, telefonla görüşmek için kantinden telefon kartı satın almak zorunda olduklarını görmek gerekiyor.

Psiko-sosyal servis görevlileri ya da Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi, her şeyi çözemeyeceği gibi, hapishanede var olan uygulamalarında birbirine olumlu anlamda hizmet etmesi gerekir ancak çocukların karşı karşıya kaldıkları infaz rejiminin kendisi cezalandırıcı bir yaklaşıma sahip.

– Cezasızlık…

Cezasızlık başlığı altında ne yazık ki birçok şiddet örneği paylaşabiliriz. Şakran’dan, Sincan’a, Muğla’ya, Van’a, Maltepe’ye, Trabzon’a,  Adana Kürkçüler hapishanesine… 2009 yılından bu yana 12 çocuk hapishanede yaşamını yitirdi, birçok hapishanede hak ihlali iddiaları gündeme geldi, birçok hak ihlali de belgelenerek doğrulandı, hatta Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi Adalet Bakanlığı hakkında suç duyurusunda dahi bulundu ancak soruşturmalar hızlı, etkin ve bağımsız bir şekilde yürütülmedi. Devletin çocukları korumakla ilgili yükümlülüğünün yansımalarını görmek ne yazık ki mümkün olmadı, aksine karşılaştığımız kalın bir cezasızlık zırhı oldu.    

Bu cezasızlığın boyutlarını ortaya koyan da CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesine Adalet Bakanlığı tarafından verilen cevap oldu;

“2010-2015 yılları arasında 484 personele uygulanan adli işlemlerde 294’üne takipsizlik kararı verildi. 28 personel için adli soruşturma açılmasına gerek görülmedi. 56’sı beraat etti. Biri için hükmün açıklanması ertelendi. Birine hapis cezası verildi. 58 kişi hakkında soruşturma sürüyor.

“İdari işlemlerde ise durum şöyle: 376’sı için disiplin cezası verilmesine gerek olmadığına karar verildi. 19’u için idari soruşturmaya gerek görülmedi. 15’ine kınama, 48’ine uyarma verildi. Biri için aylıktan kesme cezası uygulandı. Beş kişi hakkında soruşturma sürüyor.[5]

– Yabancı uyruklu çocuk mahpuslar arttı, dil bilen görevli yok…

HDP Milletvekili Ayhan Bilgen’in soru önergesine Adalet Bakanlığı tarafından verilen yanıt da 12 Nisan 2016’da 80 Suriye uyruklu çocuk mahpus bulunuyordu.[6] 17 Ekim 2016 tarihinde ise toplam 141 yabancı uyruklu çocuk mahpusun hapishanelerde bulunduğuna ilişkin bilgi paylaşıldı.[7] 2015 Eylül ayında yabancı uyruklu çocuk mahpus sayısı 99’du.[8] Yabancı uyruklu çocuk mahpusların sayısında düşük de olsa bir artış bulunmakta ancak asıl endişe verici olan hapishanelerde yaşanan dil sorununun dil bilen başka bir mahpus veya görevli varsa bu şekilde çözülmesidir. Bu durum hem çocukların mahremiyetini ortadan kaldırabilir hem de istismara açık bir yöntemdir. Yabancı uyruklu mahpusların yaşadıkları sorunlar, aynı zamanda birçok baronun da gündeminde olmamakta, acilen çözümler bulunması gereken ve günden güne daha da büyüyebilecek olan bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir.

Kısa vadeli acil çözüm önerileri…

Öncelikle hapishanelerde çocuklar için cezalandırıcı nitelikte olan uygulamalara son verilmesi ve hapishanelerin, sivil toplum örgütlerinin, bağımsız araştırmacıların ve akademinin izleme yapabilecekleri, bilimsel çalışma üretebilecekleri şeffaflıkta açılması gerekiyor. Bugün objektif olmamakla itham edilmek çok daha kolay ancak gözlem yapabilecek objektif koşulların yaratılmadığını da görmek gerekiyor.

Tutuklu çocuklara tahliye olduktan sonra destek veren bir mekanizma hala yok, buna oldukça ihtiyaç var…

Çocuk hapishanelerinin kapatılmasına dair bir niyet, strateji varsa bunu Adalet Bakanlığı ve elbette çocuklarında katılımıyla birlikte, hep birlikte nasıl yapabileceğimizi tartışmamız gerekiyor.

#GündemimizÇocuk olmaya devam edecek…

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi Çocuk Mahpuslar Ağı Temsilcisi

Kapatılan Gündem Çocuk Derneği Üyesi

Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi İstanbul Koordinasyonu Üyesi

 

Kaynakça: 

[1] Türkiye’de Çocukluğun Politik İnşası, Güven Gürkan Öztan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Aralık 2011.

[2] https://www.evrensel.net/haber/98609/tas-atmak-ozgurlugu-kisitlanan-bireyin-disa-vurumudur

[3] http://www.cte.adalet.gov.tr/ Erişim Tarihi: 12.12.2016

[4] Yeni açılacak çocuk hapishanelerinin kapasiteleri CİSST’in Adalet Bakanlığı’na 01.09.2015 tarihinde yapmış olduğu 2538 sayılı bilgi edinme başvurusuna 08.09.2015 tarihinde verilen cevap ile öğrenilmiştir.

[5] http://bianet.org/bianet/cocuk/179041-bozdag-bes-yilda-ceza-ve-egitimevlerinde-64-sorusturma-acildi?bia_source=rss

[6] https://hapistecocuk.wordpress.com/2016/10/18/turkiye-hapishanelerinde-1-450-suriyeli-mahpus-var/

[7] CİSST’in 11.10.2016 tarihinde Adalet Bakanlığı’na yapmış olduğu bilgi edinme başvurusunun cevabında paylaşılmıştır.

[8] CİSST’in 01.10.2015 tarihinde Adalet Bakanlığı’na yapmış olduğu 2725 sayılı bilgi edinme başvurusuna 09.10.2015 tarihinde verilen cevapta paylaşılmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s