Haberler

Neden Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın diyoruz?

Güncel Hukuk Dergisi Nisan sayısında yayınlanmıştır.

Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi

NEDEN ÇOCUK CEZAEVLERİ KAPATILSIN DİYORUZ?

çocuk hapishaneleri kapatılsın

Girişim bileşenleri olarak ilk kez, 1 Ocak 2014 tarihinde Ankara Sincan Çocuk Cezaevinde, çocuk tutuklulara yönelik gerçekleştirilen işkence ve ağır hak ihlalleri sonucunda bir araya geldik. Artık çocukların cezaevlerinde işkence görmemesi, uğradıkları ağır hak ihlallerinin bir an önce son bulması ve çocuk tutukluluğunu ortadan kaldırabilmek adına, insan hakları ve çocuk hakları alanlarında çalışan başlangıçta sadece yedi sivil toplum örgütü olarak emek, bilgi ve birikimlerimizi paylaşma ve bir kampanya başlatma kararı aldık.

Çocuk cezaevlerinde yaşananlara ilişkin korkutucu tablo ilk olarak, tüm duyarlı kamuoyunun bildiği üzere 2011 yılı yaz aylarında Pozantı Çocuk Cezaevinde meydana gelen cinsel istismara varıncaya kadar, ağır işkence ve hak ihlallerinin duyulmasıyla gözler önüne serildi. Ancak maalesef Adalet Bakanlığı yetkilileri sorunun kaynağına inip sorumluları derhal yargı önüne çıkarmak yerine faturayı cezaevinin fiziki koşullarına kesip çözümü çocukları Ankara Sincan Cezaevine nakletmekte buldu. Yine maalesef, benzer ağır hak ihlalleri ve işkence iddiaları Şakran, Kürkçüler, Antalya ve son olarak Sincan cezaevlerinde de gündeme geldi.

Yaşananlar sonucunda bir araya gelen biz Sivil Toplum örgütü temsilcileri, çocuklara yönelen bu utancın nasıl sonlandırılabileceğine dair yaptığımız ön görüşmelerde tartışmasız bir biçimde hiçbir iyileştirme model ve yönteminin var olan sistemi düzeltmeyeceği, yalnızca ÇOCUK TUTUKLULUĞUNA SON VERİLEREK VE ÇOCUK CEZAEVLERİNİN KAPATILMASIYLA ÇOCUK CEZAEVLERİ SORUNUNUN SON BULACAĞI KONUSUNDA FİKİR BİRLİĞİNE VARDIK. Bu amaç doğrultusunda, öncelikle çocuk cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri konusunda kamuoyunu bilgilendirmek, hâlihazırdaki çocuk tutuklularla iletişime geçmenin yollarını zorlamak ve devamında da alternatif modeller üzerinde çalışma kararı aldık.

Bugün itibariyle girişimimiz dahilinde bulunan sivil toplum kuruluşu sayısı 36’ya ulaşmıştır. Emek birliğiyle hazırlamış olduğumuz bu raporda, bilimsel veriler ve “canlı tanık anlatımları” ile göstermeye çalıştığımız üzere, çocuk cezaevleri hiçbir yönüyle cezaevlerindeki çocuklarla toplumun bütünleşmesine hizmet etmemektedir! Hal böyleyken Adalet Bakanlığı’nın F tipi çocuk cezaevlerinin sayısını 15’e çıkaracağını “müjdelemesi” ve bu konudaki ısrarcı tavrı da girişimizi harekete geçmeye yönelten en önemli unsurlardan biri olmuştur. Yine raporumuz içerisinde detaylandıracağımız üzere, tecrit sistemi yetişkinler için bile birçok sakınca içerirken çocukların biyo-psiko-sosyal gelişimleri açısından çok daha ciddi engeller teşkil etmektedir. F tiplerindeki, çağdışı bir kısasa kısas anlayışıyla “ceza” amaçlayan yapısal durumun ürettiği tecrit ve izolasyon çocuklarda yalnızlık, özgüven kaybı, hiçlik duygusu, yaşamsal bağlardan kopma, gelecekten umudu kesme ve bir bütün olarak kişilik intiharı gibi büyük etkiler yaratmaktadır!

Girişimimiz, çocukları yukarıda bahsi geçen bu olumsuz tablodan çıkartmak amacıyla;

İlk etapta Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır ve Mersin olmak üzere beş ilde örgütlenmesinin ardından, 22 Ocak 2014 tarihinde Adalet Bakanlığı önünde deklarasyonunu ilan ederek çocuk cezaevlerinde yaşanan bu kabul edilemez ihlaller ve çocuk adalet sisteminin geldiği nokta konusunda Türkiye kamuoyunu bilgilendirdi ve hükümet yetkililerini uyardı. Mart 2014 içerisindeyse yine bu illerde eş zamanlı olarak bir imza kampanyası başlatıldı ve bileşen içerisinde yer alan avukatlar aracılığıyla tutuklu bulunan çocukların bir kısmıyla temasa geçildi. Ayrıca Adalet Bakanlığı yetkilileri, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, randevu taleplerimize olumlu yanıt veren Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri de ilgili konularda bilgilendirildi. Koordinasyonlarımızın bulunduğu illerde basın açıklamaları, imza kampanyası, tanıtım stantları, panel ve sempozyumlarla “çocuk cezaevi gerçeğini” kamuoyunun gündeminde tutmaya çalışıyoruz.

Geçen süreçte, Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında kalan çocukların işkence, kötü muamele ve diğer onur kırıcı muamelelere maruz kalmalarını insanlık adına utançla ve büyük bir kaygıyla takip ettiğimizi; çocukların maruz kaldığı tüm hak ihlallerinin ve yaşanan sorunların ancak çocuk cezaevleri kapatılarak sona ereceğine inandığımızı her daim yineledik.

AYRICA, ÇOCUK YARGILAMASINDA SIKLIKLA TUTUKLAMAYA BAŞVURULMASININ BİR TÜR “ERKEN İNFAZ” OLARAK UYGULANIYOR OLMASI  SEBEBİYLE, 18 YAŞ ALTI ÇOCUK TUTUKLULUĞUNA ARTIK SON VERİLMESİNİ talep ettiğimizi de kamuoyuna deklare ettik, etmeye devam ediyoruz.

Yine, Türkiye’nin de taraf olduğu başta Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, uluslararası sözleşmeler ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca;

 18 yaşına kadar her bireyin “çocuk” kabul edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu;

 Hiçbir ayrım gözetmeden her çocuğun yaşaması, gelişmesi, yaşama katılımının sağlanması ve tüm düzenlemelerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi gerektiğini;

 Çocuk adalet sistemi içinde yer alan her çocuğa yaşına özgü muamelelerde bulunulmasının ve çocuk adalet sistemi içinde yer alan çocuklarla ilgili verilecek kararlarda çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasına son çare olarak başvurulması gerektiğini;

 Adalet sistemine -her ne sebeple olursa olsun- giren çocuğun toplumdan izole edilerek cezalandırılmasının değil, eğitici ve onarıcı bir yaklaşım sergilenerek toplum içinde toplumla bütünleşmesinin sağlanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu;

 Başta cezaevleri olmak üzere tüm kapalı kurumların şiddet oluşmasına ortam yarattığının ve kapalı kurum yapısının çocuk adalet sisteminin felsefe ve yaklaşımına aykırılık taşıdığını;

 Çocukların yaşadıkları hak ihlallerinin gerek çocukların yaşamında gerekse toplumda kalıcı ve telafisi çok zor izler bıraktığının göz önünde bulundurulmasının büyük önem taşıdığını hatırlatarak, bu taleplerimizi yinelemeyi sürdürüyoruz.

Bu taleplerimize ek olarak, çocuk cezaevleri kapatılıncaya ve çocuğa özgü bir adalet sistemi hayata geçirilinceye kadar BM İşkenceye Karşı Sözleşmenin Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT) uyarınca oluşturulması zorunlu olan Bağımsız İzleme Mekanizmasının bir an önce oluşturularak var olan cezaevlerindeki çocuklarla temasa geçmemizin sağlanmasını da talep ettik. Yapılacak ziyaretlerle çocuk kapalı ceza infaz kurumlarındaki çocukların nasıl ve hangi koşullarda tutulduğunun tespiti için tüm infaz kurumlarının, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) standartlarına uygun bir şekilde sivil ve bağımsız inceleme ve denetime açılması gerektiğini dile getirdik.

Bütün bunlara ek olarak, bugüne kadar yaşanmış olan hak ihlalleri sorumlularının cezasız kalmaması için etkin yargı mekanizmalarının harekete geçirilmesini; 2013 yılında, Adalet Bakanlığının şu anda sayısı 5 olan çocuk cezaevlerinin sayısını 15’e çıkaracağını ve yapılacak cezaevlerinin F tipi ve tek kişilik hücrelerden oluşacağını bildirmesi sebebiyle öncelikle bu yeni cezaevlerinin yapımlarından vazgeçilmesini talep ettik.

Bizler bugün itibariyle sayısı 36’ya ulaşan STK’lar olarak, yukarıda özetlemeye çalıştığımız tüm bu nedenler sonucunda “Çocuk cezaevleri kapatılsın!” diyerek bu uzun soluklu kampanyayı başlattık.

Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi:

İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Çağdaş Hukukçular Derneği, Gündem Çocuk Derneği, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (ÖZGEDER), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD), Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, İştar Kadın Merkezi, Uluslararası Çocuk Merkezi, Çocuklar İçin Adalet Takipçileri, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Çakıl Derneği,Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Diyarbakır Barosu, Mersin Barosu, Sinetopya, Çocukla Aynı Çatı Altında Derneği (ÇAÇA), Türk Tabipleri Birliği, Yeniden Sosyoloji Derneği, 7 Renk LGBT Der, Akdeniz Göç-Der, Tarlabaşı Toplum Merkezi, BES (Büro Emekçileri Sendikası), Mersin Çocuk Hakları Derneği , Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Genç Kahramanlar Platformu, Çocuk Çalışmaları Birimi, Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUD). Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı(TOHAV), Türk Psikologlar Derneği, Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği ( SKYGD)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s