Haberler

MAHPUS ÇOCUKLARIN GÖRÜŞLERİNDEN ALINTILAR!

Güncel Hukuk Dergisi Nisan sayısında yayınlanmıştır.

Mahpus çocukların görüşlerinden alıntılar;

cezaevinde-bin-686-cocuk-mahkum

“Şakran Cezaevi dışardan görünüşü itibarıyla 5 yıldızlı otel gibi. İçerde her yerde kameralar var ama kameranın görmediği noktalarda her şey yapılıyor.” (1)

“Arkadaşlarımız başka bir koğuşta tecavüz olduğunu söyledi. Onların koğuşunda birkaç çocuğa yapmışlar. Cezaevi müdürü bizi “sizi cinsel koğuşa göndereceğim” diyerek tehdit ediyordu.” (1)

“Şakran Cezaevi’nde özellikle Mersinli çocuklara (çoğu Pozantı Cezaevi kapatıldıktan sonra gönderilmiş) yönelik işkence ve kötü muamele var. Özellikle cezaevi müdürü…” (1)

“Çocukların kaldığı toplam 36 koğuş var. Bunlardan birisi cinsel suçlardan hüküm giyen çocukların kaldığı koğuş… Mersinli çocuklar sık sık buraya atılmakla tehdit ediliyor. Burada kalan çocuklar ise elleriyle yuvarlak işareti yaparak “siz teröristsiniz, biz sizi ne yapacağımızı iyi biliyoruz” diyorlar.” (1)

“Çocuklara 60 güne varan hücre cezaları veriliyor. Çocuğa hücre cezası verilebilir mi?” (1)

“Ailelerimiz ile telefon görüşmelerimiz dinleniyor. İçerde yaşadıklarımızı anlatmaya başlayınca telefon hemen kesiliyor. Bir seferinde “Baba İHD” dedim, hemen telefon kesildi. Ertesi hafta telefonla görüşmeme cezası aldım.” (1)

“… arkadaşımız cezaevi müdürünün önünde jandarmalarca dövüldü. Yediği dayak sonucu kollarında şişlikler oluştu. Kendi ihtiyaçlarını göremez hale geldiği için diğer çocuklar ona yardımcı oluyordu. Kolunun kırık olduğunu ve doktora gitmesi gerektiğini bildirdiğimizde gardiyanlar tarafından dikkate alınmadık.

Müdüre “Sizi şikayet etmeyeceğim beni hastaneye götürün” dedi fakat yine de tedavisi sağlanamadı.” (1)

“Birkaç gün sonra kapıya çok sert biçimde vuran … koğuştan alınarak hücreye konuldu. Tedavi görmeden 50 gün hücrede tutuldu. ..’ın ruh sağlığı iyi değil. Hastalanıp cezaevinden kurtulmak için yüzünü buradan buraya kadar (eliyle şakaktan çenesine kadar olan bölümü işaret ederek) camla kesti. Ama hala orada tutulmaya devam ediyor. (1)

“Jandarma ..’ı döverken kafası kanadı. En çok ağırımıza giden de yüzüne postalla bastılar.” (1)

“İçerde bir akrabasının şah damarını kestiği için bulunan 9 yaşında bir çocuk vardı.”(1)

“Orayı anlatmaya kalksam tüm dünya belki şey olur yani… İnsan hem psikolojik taraftan çöküyor hem de yani sinirleniyor yani, öyle bir yere düşmesin diye… Dayak yiyorduk. … İşte soyunmadığımız için. Baştan sona kadar soyuyorlar ya. Soyunmadığımız için dayak yiyorduk…. Hani derler ya bazı insanlar var, ne din tanır ne peygamber… Kulübedeki asker geldi hepimizi sıra dayağına… Bize  dediler ki şınav çekin. Şınav! Biz çekmiyorduk, bize dayak atıyorlardı. Yapamıyorduk yine daya atıyorlardı… İşte askerlerden yine bir dayak yedik. Gardiyanların elinden geçtik. Ya gardiyanlar öyle bir şey yaptılar. Demir çekbaz vardı. Demir çekbazla vuruyorlardı. Ayaklarımıza, elimize… Vuruyordu böyle, suya katıyorduk. Vuruyordu, suyun içine katıyorduk. Mesela bir hafta orada kaldık. Bir hafta boyunca öyle dayak yedik. Ailem geldi hatta, görüşüme geldi. Ben böyle valla ayaklarım kıpırdayamıyordu… Ayaklarımın altı şişmişti, morarmıştı… Burada gardiyanlar tarafından, askerler tarafından dayak yedik!” (2)

“… Dedim, beni fazla dövmeyin ayağım sakat dedim. Daha beter darbe vura vura işte ayağım kırıldı. İşte belime, her tarafıma vurdular. Dayanamadım yere düştüm. Bayıldım. Bayıldıktan sonra ayağım ağrımaya başladı. O zaman iki tane değnek mi sopa mı belime yedim. Onun acısından bittim ben.” (2)

“…. ağır ceza mahkemelerinde yargılandım, sürekli mahkememiz ertelendi, daha sonra; iyi ki çocuk mahkemeleri çıktı, dışarıyı göre göre gidiyorduk, çocuk mahkemelerinin tek avantajı bu” (2).

“Ezinti yapıyordu. … vardı. Biz de iki kişiydik. Girer girmez bir odaya girdik. Anlatıyordu bize neyden girdiniz, ney yaptınız. Direkt ordaydık. Kalabalığın ortasındaydık… Dedi geçin karşıya eğilin kalkın, eğilin kalkın… Tekme vurduydu bana. Sonra çıkarttı bizi koğuşa attı” (2)

“Benim burada psikolojim bozuldu. Ne diyeyim resmen ölüm yeri orası. Psikolojim bozuldu. Sıkıntı oldum. Gece gündüz yatıyordum. Bazen geceleri yatmazdım, sabahları yatardım… Ölesim geliyordu. Kendimi öldürmek istiyordum.” (2)

“Hani demiştim ya akşam koğuşun kapısı kapatılırken yüreğime vuruyorlar sanki diye, işte dışarı çıktığımda yüreğime o her akşam acı veren şeyin etkisi bir bir kaybolmaya, ferahlamaya başladı. Anlatamam duygularımı. Yüreğinin büzüşüp küçük kaldığını, sonra birden o yürek içine ferahlık dolmaya başladığını ve o ferahlamayı saniye saniye hissettiğini düşün.” (2)

“… İnsan oraya atılınca oradan hiç çıkamayacağını düşünüyor, sanki ömür boyu orada kalacakmışsın gibi oluyor ve dışarısı sana yabancı geliyor” (2).

“Tahliyesiniz dediler. Biz inanamadık. …Gökyüzüne hep başım dik bakardım, artık normal bakınca da gökyüzünü görebiliyordum. Yıldızlara, gökyüzünün o anki manzarasına aşık oldum. Ama oradan ben değil “içimdeki ağlayan çocuk” dışarı çıktı. …” (2)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s