Haberler

Çocuk Hapishanelerindeki endişe verici tablo!

13.02.2015 – JINHA / Dilan Karamanoğlu

Türkiye’de 120 bin çocuk ‘Ceza infaz sistemi’ kıskacında

490-254

İSTANBUL – Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre; 12-17 yaş aralığında 525 çocuk hükümlü, bin 582 çocuk tutuklu bulunuyor. Fakat bu rakamlara 18 yaşındaki çocuklar dahil edilmediği için gerçek rakamlara ulaşılamıyor. 120 bin çocuk ‘Ceza İnfaz Sistemi’ içinde cezaevi-yargılama kıskacında şiddetle yüz yüze. Tutuklandıktan sonra tahliye olan çocukların yeniden cezaevinde dönme oranı ise yüzde 65. ‘Çocuk Cezaevleri Kapatılsın’ diyen sesleri duymayan Türkiye’nin 2017 hedefinde ise çocuk cezaevleri sayısını 15’e çıkarmak var.

Türkiye’de cezaevleri gerçeği her geçen gün şiddetini arttırarak devam ediyor. 302 kapalı, 52 açık, 5 kadın kapalı, bir kadın açık, 5 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere Türkiye’de toplam 365 hapishane bulunmakta ve hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü sayısı 153 bin 946’ya ulaşmış durumda. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre hapishanede çocuk tutuklu ve hükümlü sayısı 3 bin 493. Ancak gerçek rakam bunun çok ötesinde. Sivil toplum örgütleri verilerine göre 120 bin çocuk hükümlü, tutuklu, yada yargılama sürecinde bu şiddet sarmalı içinde tutuluyor. Yargılama süreci ve cezaevlerinde şiddet sarmalının içerisine hapsedilen çocukların yaşadıkları psikolojik ve fiziksel sorunlar zaman zaman kamuoyunda duyurulsa da sorunlara bir çözüm bulunmuyor.

Pozantı ve Sincan buz dağının görünen yüzü

Medyada “taş atan çocuklar” olarak adlandırılan ve toplumsal olaylar gerekçesiyle gözaltına alınarak tutuklanan Kürt çocuklarına Pozantı Cezaevi’nde adli mahkumlar tarafından cinsel istismarda bulunulduğu, şiddet uygulandığı, ırkçı uygulamalara maruz bırakıldığı, daha önce de Sincan Cezaevi’nde çocuklara zorla çıplak arama, dayak ve hakaretlere maruz kaldıkları gözler önüne serilmişti. Çocuk cezaevleri ve Türkiye’nin çocuklara uyguladığı hak ihlallerinin üst boyutta olduğu Türkiye’de çocuklar içinde zindana dönüşmüş durumda. Sivil toplum örgütü temsilcileri araştırmalarını ve konuya ilişkin görüşlerini JINHA’ya anlattı.

‘Kürt çocuklarının işkence çığlıklarıyla alarma geçtik’

Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi’nden Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, amaçlarının yargılama sistemi içerisinden çocuk yargılamalarının kaldırılması ve çocuk hapishanelerinin kapatılması olduğunu belirtti. Pozantı Cezaevi’nde çocukların yaşadığı işkencelerin kamuoyuna duyurulması sonrasında çocuk hak örgütleri olarak alarm durumu yaşadıklarını dile getiren Ümit, “Sincan Cezaevi’nde çocukların görmüş olduğu işkenceler sonrasında çalışmaları yoğunlaştırmıştık. Sonrasında Pozantı’da Kürt çocuklarının cezaevlerinde işkence çığlıklarının yükselmesiyle çocuk hak örgütleri olarak bir araya geldik ve çocuk cezaevlerinin kapatılması için çalışıyoruz” diye konuştu. Çocuk cezaevlerinin ve çocuk tutukluların sayısının artmakta olduğunu ifade eden Ümit, “İstanbul Ümraniye’de bir eğitim evi adı altında yeni bir yer açıldı. Bu da bir F Tipi Cezaevi, durağında bile cezaevi yazıyor. Bu da bir ihlaldir” şeklinde konuştu. Çok sayıda çocuğun yargı sistemi içerisinde yer almakta olduğunu söyleyen Ümit, “Biz çocuk ve suç kavramının yan yana denk düşmeyecek kavramlar olduğunu, çocuğun değil aslında toplumun suç üreten bir egemen sistem tarafından kontrol edildiğini düşünüyoruz” dedi.

‘120 bin çocuk adalet sistemi içerisinde’

Cezaevlerinin çocuklar üzerindeki psikolojik ve fiziksel olarak etkileri üzerine değerlendirmelerde bulunan Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden (CİSST) Alper Yalçın, hapishanelerin çocuklar üzerinde bıraktığı etkileri anlamak için önce çocukları tanımak ve onları anlamak gerektiğini belirtti. Alper, 2014 yılı içinde 120 bin çocuğun adalet sistemi içerisine girdiğine dikkat çekerek, “Şu an Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 12-17 yaş aralığında 525 çocuk hükümlü, 1.582 çocuk tutuklu bulunuyor. Fakat bu rakamlara 18 yaşındaki çocuklar dahil edilmediği için gerçek rakamlara ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Mahkemelerce tutuklu yargılanan çocukların tutukluluk süreleri 6 ay ile 2 yıl arasında değişiyor. Çocukların tutuklu yargılanması bir yana, çocukların tutukluluk süreleri çok uzun” şeklinde konuştu.

‘Ailelerin çoğu ekonomik yoksunluk çekiyor’

Hapishanelerde hüküm süren “ceza içinde ceza anlayışı”nın çocukların hayatlarında geri dönüşü olmayan olumsuz izler bıraktığını vurgulayan Alper, “Çocuklar hapishanelerde yetişkinlerle hemen hemen benzer uygulamalara maruz kalıyorlar. Aydınlatma dışındaki tüm elektrikli cihazların masrafını ödemek zorundalar. Çocukların ailelerinin pek çoğu zaten ekonomik bir yoksunluk çekiyor. Yol parası olmadığı için çocuğunu ziyaret edemeyen aileler var. Hiç ailesi ve ziyaretçisi olmayan çocuklar var onlar ne yapacak? Çocuk her şeyi hapishanenin kantininden satın almak zorunda. Bir çocuğun telefon hakkını kullanmak için, mektup yollaması için parasının olması gerekiyor. Baskının ve şiddetin hüküm sürdüğü bir alanda çocuk dışarıya nasıl sesini duyuracak?” diye sordu.

Kapalı kurum sayısı 15’e çıkacak

Devletin cezaevlerindeki iyileştirme politikalarına ve bunların çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerine değinen Alper, “Diğer ülkeler çocuk hapishanelerini kapatırken veya hemen yanı başımızdaki Yunanistan gibi kapatacağını duyururken, yani çocukları adalet sisteminin dışına çıkarmayı hedeflerken, Türkiye’deki Adalet Bakanlığı 2017 yılının sonuna kadar çocuklarla ilgili kapalı kurum sayısını 15’e çıkartacağını söylüyor. Bu korkunç bir hedef” diye konuştu.

‘Eğitimevinin durağında ‘Cezaevi’ yazıyor’

Açılacak hapishanelerde çocukların tek kişilik odalarda kalacağının müjdelendiğini ve Eğitim evleri ile övünen bir yaklaşım ile karşı karşıya olunduğunu ifade eden Alper, “Çocuk eğitim evlerinin çocukların sosyal hayata katılımını arttırmayı hedeflediği ifade edilmektedir. Kapısında bir jandarma bulunmaz ve çocuk işe, meslek eğitim kursuna, okula gidebilir. Fakat İstanbul’da yeni açılan Ümraniye eğitim evi yerleşim yerinden çok uzakta açılmış ve hemen yanında Ümraniye hapishanesi var. Çocuklar eli silahlı jandarmayı yine görüyorlar. Üstelik otobüs durağının adı Cezaevi durağı! Çocuğa nerede olduğunu bir kez daha hatırlatan, çocuğun suçlu hissetmesine sebep olabilecek bir durumdur bu” şeklinde konuştu. Bir çocuğun disiplin suçu işlediğinde kapalı hapishaneye gönderildiğini belirten Alper, “Amacının çocuğun sosyal hayata katılımını arttırmak olarak ifade edilen bu mekanların çocukların gelişimleri hakkında onarıcı kararlar alması gerekiyor” diye belirtti.

‘Adalet sistemine yeniden giriş oranı yüzde 65’

Alper, “2009 yılında disiplin cezası alarak kapalı hapishaneye gönderilen çocuk sayısı 26’iken, bu sayı 2014 yılında 263’e yükseldi. 2015 yılının sadece Ocak ayında 19 çocuk disiplin cezası alarak kapalı hapishaneye gönderildi. Şu an Ankara Eğitimevinde 87, İstanbul Eğitimevinde 29 çocuk bulunmaktadır. Sadece 3 çocuk örgün eğitim görmekte, 37 çocuk mesleki eğitim kursuna gitmektedir” dedi. Çocuklar hakkında onarıcı olabilecek bir sistemin önerilmediği durumda, çocuk hapishaneleri kapatılana kadar çocuklara verilen zararın en aza indirilmesi için cezaevlerinin sivil toplum örgütleri tarafından izlenilmesine ve denetimine açılması gerektiğinin altını çizen Alper, “Çocukların hapishanelerden tahliye olduktan bir sene sonra yeniden adalet sistemine giriş oranı yüzde 65. Bu rakamlar bu sistemi sorgulatmalıdır” dedi.

‘Her şeyden mahrum kalıyorlar’

Çocuk cezaevlerindeki hak ihlalleriyle ve hukuksal boyutlarıyla ilgili konuşan Avukat Selmin Cansu Demir, çocukların hapishanelerde en temel haklarından mahrum kaldıklarını dile getirdi. Selmin, çocukların aileleri ile görüşmelerinin sınırlılığından, örgün eğitimden uzaklaşmalarına, yedikleri yemeklerin nitelik ve niceliğinden doktora erişimlerine kadar her alanda hak ihlaline maruz kaldıklarını ifade ederek, “Örneğin parası olmayan ve kantinden alış veriş yapmayan çocuklar musluk suyu içiyor. Kütüphanedeki kitapların çoğu yaş be gelişimlerine uygun değil. Hapishaneler şehir merkezlerinden çok uzakta olduğu için ailelerin çoğu gelemiyor ya da çocuklarına sarılabildikleri için açık görüşlere gelmeyi tercih etmek zorunda kalıyorlar” diye belirtti.

‘AİHM, çocuk cezaevlerinde Türkiye’yi mahkum etti’

Türkiye’yi çocuk hakları kapsamında bağlayan iç hukuk yolları ve uluslar arası sözleşmeler hakkında bilgilendirmelerde bulunan Selmin, Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi gereği, bir çocuğun özgürlüğü için kısıtlayıcı uygulamalarla karşı karşıya kalındığında en kısa süre ile başvuruların yapılabilineceğini belirtti. Adli süreçlerde göz ardı edilen durumlara değinen Selmin, “Çocuk adalet sisteminin temel anlayışı olan çocuğu suça sürükleyen nedenlerin ortadan kaldırılması ve çocuğun gereksinim duyduğu desteğin verilmemesi gerekliliği göz ardı ediliyor. Cinsel saldırı, yağma gibi suçlar ya da siyasi nedenlerle suç isnadında bulunan çocuklar katalog suç uygulaması nedeniyle çoğunlukla tutuklu yargılanıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), çocukların uzun tutukluluk süreleri ve gördükleri kötü muameleler nedeniyle Türkiye’yi mahkum etiği kararları bulunmakta” şeklinde konuştu.

‘Devlet çocukların suç ile ilişkilenmesini engellemiyor’

Devletin cezaevi gibi bir ortamda çocuğu iyileştirebilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Selmin, “Davalarını üstlendiğimiz pek çok çocuğun birden çok, hatta bazen onlarca suç kaydı olduğunu görüyoruz. Bu da devletin zamanında doğru müdahaleyi yapmayarak çocuğu desteklemeyerek, çocuğun suç ile ilişkilenmesini önlemeyerek fakat sadece çocukları hapsederek çocukların tekrar suça iletilmesine neden olduğunu gösteriyor” dedi. Selmin,  cezalandırıcı, hapsedici anlayışın ve bu anlayışın getirdiği uygulamaların temelde değişmesi için ‘Çocuk Cezaevleri Kapatılsın’ taleplerini olabildiğince yüksek sesle ve vazgeçmeden tekrarlayacaklarını dile getirdi.

‘TMK uyarınca 2065 çocuğa ceza’

2010 yılında, 6008 sayılı kanun ile getirilen değişikliklerden sonra çocukların Özel Yetkili Mahkemelerde (ÖYM) yargılanmaları, ceza indirimlerinden yararlanmaları, koşullu salıverilmeleri için farklı sürelerin gözetilmeleri gibi eşitsiz uygulamaların yasal olarak kaldırıldığını ifade eden Selmin, “Pek çok çocuk tahliye edildi. Ancak bugün uygulamada çocukların yine gözaltına alındığını haklarında dava açıldıklarını, tutuklu olarak yargılandıklarını ve uzun süreli hapis cezalarına mahkum edildiklerini biliyoruz. Adalet Bakanlığı’nın verileri de, Terörle Mücadele Kanunu uyarınca, 2013 yılında bin 506 çocuk hakkında yeni dava açıldığını, 2065 çocuk hakkında da TMK uyarınca karar verildiğini ortaya koyuyor” diye konuştu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s